ÜMEYME BİNTİ RUKAYKA (R.ANHA) KİMDİR?

0
 Ümeyme binti Rukayka radıyallahu anha kadınların biatı konusunda Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’den hadîs-i şerif rivayet etmiş bahtiyar bir hanım sahâbî…

İnancı uğrunda bir çok ezâ ve cefâya mâruz kalmış, fakat imanından asla taviz vermemiş kahraman bir hanım… Hazreti Hatice radıyallahu anha annemizin kız kardeşinin kızı…

Hazreti Ebu Bekir (r.a)’ın para ile satın alıp kurtardığı âzadlılardan… O, Mekke’nin karanlık ufuklarında İslâm güneşinin doğmaya başladığı ilk yıllarda teyzesi Hazreti Hatice (r.anha) annemizin vasıtasıyla Müslüman oldu. Babası, Abdullah ibni Bicad, annesi de Rukayka binti Huveylid’dir.

Ümeyme binti Rukayka radıyallahu anha inancı uğrunda diğer sahâbîler gibi müşriklerin işkencelerine mâruz kaldı. Fakat imanından asla taviz vermedi.

İslâm’ın ilk yıllarında zayıf, garib, kimsesiz Müslümanları müşrikler yakalar şehir dışına çıkarıp işkence yapardı. Hazreti Ebû Bekir (r.a) da onları para ile satın alarak kurtarırdı. Bir defasında birkaç hanım sahâbîyi birlikte satın alıp onları hürriyetlerine kavuşturdu. Bunu öğrenen babası, henüz Müslüman olmamış bulunan Ebû Kuhafe , oğlu Ebû Bekir (r.a)’a şöyle dedi:

“-Oğlum! Sen bu adama (Hz. Peygamber’i kastederek) bağlandın. Kavmini terkettin. Bir de tutup şu üç-beş zayıf kadını satın aldın.” diyerek oğluna serzenişte bulundu.

İMANDA SADÂKAT

Hazreti Ebû Bekir (r.a) yufka yürekli, kadri yüce bir zâttı. Merhamet dolu bir gönle sahipti. Yaptığının farkında olan sadâkat sahibi şuurlu bir iman eri idi. Rabbisinin rızasına erebilmek için her şeyini feda ederdi. Mü’min kardeşliğinin gerektirdiği hiçbir fedakârlıktan geri durmazdı. İmanda sadâkatini malıyla, canıyla her vesiyle ile göstermiştir. Babasının gönlünü almak için şöyle cevap verdi:

“- Baba sen merak etme! Ben ne yaptığımı çok iyi biliyorum” dedi. Onun gönlünü hoş edecek güzel sözlerle babasını teselli etti.

Ümeyme radıyallahu anha, belâ ve musıbetler karşısında sabır ve tahammülle davranabilecek bir şahsiyete sahipti. Her şeyin Allah’tan geldiğine inanır ve bu imanla hareket ederdi.

Bir gün gözüne bir şey batmış ve gözü görmez olmuştu. Müşrikler bunu fırsat bilip ona :

“- Müslüman olduğun için Lat ve Uzza senin gözünü kör etti” diyerek eziyet etmişlerdi.

Ümeyme (r.anha) îmânı kalbinde sebat bulmuş bir mü’mindi. Bu sözlere hiç aldırış etmedi.Gönlünden putlara zerre kadar bir meyil geçmedi. Bunun asla putlar tarafından olamayacağını söyledi. Kalbinin derinliklerinden gelen îmânî bir heyecanla ve müşriklerin suratlarına vururcasına şöyle haykırdı:

“- Hayır!.. Aslâ!.. Vallahi öyle değil!… Bu Allah’tan olan bir şeydir. Sizin putlarınızdan değil, Allah’tan gelen bir şeydir.”

Ümeyme (r.anha)’nın imanda sadâkatini gösteren bu sözlerinin üzerinden çok geçmeden, Allah celle celâlühü onun gözlerine şifa verdi. Birden görmeye başladı. Görmeyen gözler görür oldu.

Allah Teâlâ her şeye kadirdi. Bir şeyin olmasını murad ettiği zaman ona sâdece; “ ol ” der. O da hemen; “oluverirdi.”

Her şey O’nun bilgisi dahilinde idi. O’nun ilmi, yerde gökde ne varsa hepsini kuşatmıştı. Bütün varlıklar O’nun kudretiyle hareket ederdi. O sonsuz güç ve kudret sahibi idi. Mülk O’nundu.

Allah’a ve Allah’ın kudretine inanmayan müşrikler her zaman olduğu gibi; “ Bu da Muhammed’in sihirlerinden bir tanesidir” dediler. Yine nasibsiz kaldılar.

İman ne yüce nimet!.. İmanla yaşamak ne büyük şeref!.. Ya Rabb!..bizleri bu şerefle haşret!..

Hubeyb ibni Ka’b (r.a) ile evlenen Ümeyme binti Rukayka (r.anha)’nın Nehdiyye adında bir çocuğu oldu.

HANIMLARIN BİATI

Ümeyme (r.anha) Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in vefatından sonra da yaşadı. Kaynaklarda iki hadis-i şerif rivayeti geçmektedir. Onlardan bir tanesi hanımların biatı ile ilgilidir. Şöyle nakledilir:

Ümeyme binti Rukayka radıyallahu anha şöyle anlatır:

Ensar’dan bir grup kadınla Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’e gelip:

-Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarımızı öldürmemek, hiçbir zaman iftira atmamak, emirlerinde sana isyan etmemek üzere bey’at ediyoruz, deyince Efendimiz hemen:

“- Gücünüz yettiği ve tâkat getirebileceğiniz hususlarda!” buyurdu.

Bu şefkat ve merhamet yüklü sözü üzerine biz:

-Allah Rasûlü bize karşı bizden daha merhametlidir, haydi bey’at edelim, dedik.

Kadınlar , bey’ati musâfaha ederek yapmak istediler. Ancak Allah Rasûlü sallallahu aleyhi vesellem:

“- Ben kadınlarla musâfaha etmem! Benim yüz kadına toptan söylediğim bir söz, her kadın için ayrı ayrı söylenmiş sayılır” buyurdu. ( Muvatta, Bey’at, 2; Tirmizi, Siyer, 37 )

Fahr-i Kâinat sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz bu vesîle ile belki de ilk defa İslâm’ın yeni bir âdâbını öğretmiş oluyordu. Birbirlerine nikah düşen kadın ve erkeğin el ele tutuşamayacağını bildiriyordu. Bir başka rivayette de: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) elinde bir sevb (giyecek parçası) olmadıkça, bey’at sırasında kadınlarla müsâfaha etmezdi (tokalaşmazdı)” der.

NURA GİDEN YOL

Keza Buhârî’de Hz. Aişe (r.anha)‘dan gelen bir rivayette: “Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem kadınlarla “Ey Peygamber! mümine kadınlar, Allah’a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnadda bulunmamak ve ma’ruf olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana bey’at etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah’tan mağfiret dile…” (Mümtahine: 60/12) mealindeki ayetle bey’at yapardı. O’nun eli, ailesine mensup olanlar dışında hiçbir kadının eline değmedi” buyurulur.

Hülasa, bütün rivayetler, bilittifak, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in bey’at sırasında kadınların ellerine çıplak olarak değmediğini ifade eder. Ümeyme (r.anha)’nın rivayet ettiği ikinci hadis de şudur.

Umeyme binti Rukayka (r.anha) şöyle rivayet etmiştir:

“ Nebî sallallahu aleyhi vesellem’in sedirinin altında bir kap vardı.Geceleyin ona küçük abdest bozardı.” (Ebu Davud Terceme ve Şerhi, c.1, s,52 Hadis no: 24)

Bu hadis-i şerif meşakkatli anlarda veya dışarıya çıkmaya engel durumlarda, zaruret hallerinde ümmete bir kolaylık yolu göstermiştir.

Ümeyme binti Rukayka radıyallahu anha hakkında kaynaklarda fazla bir bilgiye rastlanmamaktadır. Nerde ne zaman vefat ettiği de bilinmemektedir. Allah ondan razı olsun. Rabbimiz cümlemizi şefaatlerine nail eylesin. Âmin.

Kaynak: Mustafa Eriş, Altınoluk Dergisi, Sayı: 267, Mayıs 2008

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
TASAVVUFA UYMAYAN SÖZ VE DAVRANIŞLAR

Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, tasavvufun tarifini ve tasavvuf ile bağdaşmayan söz ve davranışları anlatıyor... https://youtu.be/vEyM2LxGgB0

Kapat