“ÜÇ AYLAR” BUGÜN BAŞLIYOR

0

Ramazan ayının habercisi mübarek üç aylar yarın başlıyor. Regaib Kandili ise 1 Mayıs Perşembe akşamı idrak edilecek.

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada yarın Regaib Kandili münasebetiyle yurt genelindeki tüm camilerde kandil programları düzenleneceği belirtildi.

İçinde Regaip, Miraç ve Berat kandilleri ile Kadir Gecesi’ni barındıran “üç aylar” bugün başlıyor.

Hicri takvimde Recep ayıyla başlayan, Şaban ve Ramazan aylarıyla devam eden “üç aylar” bugün başlıyor. Manevi açıdan önemli bir dönem olan üç aylarda Müslümanlar, ibadet, yenilenme ve manevi bakımdan zenginleşme imkânı buluyor.

İLAHİ RAHMETİN TAŞTIĞI AY

Ankara Müftüsü Prof. Dr. Mefail Hızlı, yaptığı açıklamada, “Bu kadar faziletle donatılmış ‘üç aylar’ın, Müslümanlar için bir fırsat dönemi olarak algılanması sanırım yerinde olacak. Bu denli sevap aylarının ayağımıza kadar gelmiş olmasını bir şans olarak görmeliyiz. Hayırlı işlerde birbirleriyle yarış içine giren müminler, işte bu aylarda yaptıkları manevi hizmetler, gösterdikleri dini hassasiyetle ebedi hayata karlı bir yatırım yapmış olurlar. ‘Recep Allah’ın ayı, şaban benim ayım ve ramazan ümmetimin ayıdır’ buyuran ve recep ayı girdiğinde de ‘Allahım, recep ve şabanı bize mübarek kıl, bizi ramazana ulaştır’ duasını sürekli tekrarlayan Sevgili Peygamberimizin takipçisi olmalıyız.”

ÜÇ AYLARDA OKUNACAK DUALAR

RECEB AYINDA OKUNACAK DUÂ

Receb-i Şerîf girdiği zaman Nebiyy-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem-:

اَللّٰهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِى رَجَبَ وَشَعْبَانَ وَبَلِّغْنَا رَمَضَانَ

“Ey Rabbim! Bize Receb’i ve Şa’ban’ı mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye duâ ederlerdi (İbn Hanbel, I, 259).

Ayrıca Receb ayının birinden itibaren Ramazan-ı Şerif sonuna kadar her gün biner aded kelime-i tevhid okumalıdır.

LEYLE-İ REGÂİB

Leyle-i Regâib’den evvelki perşembe günü oruç tutulup akşam birkaç lokma iftar edip akşam namazını edadan sonra iki rek’atta bir selâm vermek üzere oniki rek’at nafile namaz kılınacaktır. Her rek’atta Fâtiha’dan sonra üç kere “Kadir” suresi ve oniki kere “İhlâs” sûresi okunacaktır.

Veyahud bir kere “Kadir” sûresi ve üç kere “İhlâs” sûresi okunur.

Namaz tamam olduğunda yetmiş kere:

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍنِ النَّبِىِّ الْأُمِّىِ وَعَلَى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ

“Allah’ım, ümmî nebî Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât u selâm eyle!” duâsı okunacakdır. Sonra secde edilip secdede yetmiş kere:

سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلَائِكَةِ وَالرُّوحِ

“Bizim Rabbimiz, Rûh’un ve melâike-i kirâmın Rabbi, bütün kusurlardan münezzeh ve cümle eksikliklerden pâk ve yücedir.”

Secdeden baş kaldırıp otururken yetmiş kere:

رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَتَجَاوَزْ عَمَّا تَعْلَمُ اِنَّكَ اَنْتَ الْأَعَزُّ الْاَكْرَمُ

Rabbim, beni mağfiret et, bana rahmet et, bildiğin bütün kusurlarımdan geç, onları bağışla, şüphesiz Sen en yüce ve en kerîmsin.” duâsı okunacak. Tekrar secde edip yine yetmiş kere:

سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلَائِكَةِ وَالرُّوحِ

Bizim Rabbimiz, Rûh’un ve melâike-i kirâmın Rabbi, bütün kusurlardan münezzeh ve cümle eksikliklerden pâk ve yücedir.” duâsı okunacak. Ve sonra secdede iken dünyevî ve uhrevî ne haceti varsa Hak –celle ve alâ– Hazretleri’nden niyaz edilecektir. Sonra kişi secdeden başını kaldırıp namaz ve duâsı tamam olmuş olur.

Mİ’RAC GECESİ NAMAZI

Receb-i Şerîf’in yirmiyedinci gecesine müsadif olan mübarek Leyle-i Mi’rac’da oniki rek’at nafile namaz kılınması müstahsen görülmüşdür. Her rek’atda Fâtihâ-i şerîfeden sonra başka bir sûre okuyarak iki rek’atda bir selâm vermeli ve sonra yüz kere:

سُبْحَانَ اللّٰهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ اَكْبَرُ

Allah’ı tesbih ederim/bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim, hamd Allah’a mahsustur, Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür.” zikrini okumalı. Sonra yüz kere istiğfar etmeli ve yüz kere de Nebiyy-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem– Efendimiz’e salât ve selâm göndermelidir. Bunlardan sonra da kendisi için istediği şekilde dua eder.

Gündüzünde deoruçlu bulunmalıdır. Ma’sıyete dâir olmaksızın yapılacak her duânın kabulü inâyet-i ilâhiyyeden umulur. (İbn-i Asâkir, Fadlu Receb, no: 12)

BERÂAT DUÂSI

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَللّٰهُمَّ يَا ذَا الْمَنِّ وَلَا يُمَنُّ عَلَيْهِ يَا ذَا الْجَلَالِ وَاْلاِكْرَامِ يَا ذَا الطَّوْلِ وَالْاِنْعَامِ لٰا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ ظَهْرَ اللاَّجِئِينَ وَجَارَ الْمُسْتَجِيرِينَ وَاَمَانَ الْخَائِفِينَ.

اَللّٰهُمَّ اِنْ كُنْتَ كَتَبْتَنِى عِنْدَكَ فِى اُمِّ الْكِتَابِ شَقِيًّا اَوْ مَحْرُومًا اَوْ مَطْرُودًا اَوْ مُقَتَّرًا عَلَىَّ فِى الرِّزْقِ فَامْحُ

اَللّٰهُمَّ بِفَضْلِكَ شَقَاوَتِى وَحِرْمَانِى وَطَرْدِى وَاِقْتَارَ رِزْقِى وَاَثْبِتْنِى عِنْدَكَ فِى اُمِّ الْكِتَابِ سَعِيدًا وَمَرْزُوقًا وَمُوَفَّقًا لِلْخَيْرَاتِ فِاِنَّكَ قُلْتَ وَقَوْلُكَ الْحَقُّ فِى كِتَابِكَ الْمُنْزَلِ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّكَ الْمُرْسَلِ «يَمْحُوا اللّٰهُ مَا يَشَاءُ وَيُثْبِتُ وَعِنْدَهُ اُمُّ الْكِتَابِ»

اِلٰهِى بِالتَّجَلِّى الْاَعْظَمِ فِى لَيْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ الْمُكَرَّمِ الَّتِى «فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَكِيمٍ» وَيُبْرَمُ اَنْ تَكْشِفَ عَنَّا مِنَ الْبَلَاءِ مَا نَعْلَمُ وَمَا لَا نَعْلَمُ وَمَا اَنْتَ بِهِ اَعْلَمُ اِنَّكَ اَنْتَ الْاَعَزُّ الْاَكْرَمُ وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَاٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ.

“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

Allah’ım, ey ihsân ve ikram sahibi olan ve kendisine ihsan edilemeyen, ey Celâl ve İkrâm Sahibi, ey lutfu ve ihsânı bol olan, Sen’den başka ilâh yok, sen kendisine ilticâ edenlerin yardımcısı, kendisine sığınanlara emân veren, korkanların kendisinde emniyete kavuştuğu yüce zât’sın.

Allah’ım! Beni katında, Ümmü’l-Kitâb’da şakî/kötü veya mahrûm veya kovulmuş veya rızkı dar olarak yazdıysan, Allah’ım fazl u ihsânınla kötülüğümü, mahrûmiyetimi, kovulmamı ve rızkımın az olmasını sil, beni katında, Ümmü’l-Kitâb’da saîd/iyi, rızkı bol ve hayırlara muvaffak olan bir kulun olarak yaz. Şüphesiz Sen Rasûl’ünün lisânı üzere indirilen Kitâb’ında bir söz buyurdun ve Sen’in sözün haktır:

«Allah dilediğini siler, (dilediğini de) sâbit bırakır. Ümmü’l-Kitâb (Ana Kitâb) O’nun yanındadır.» (er-Ra’d, 39)

İlâhî! En büyük tecellin ile «Her hikmetli işe kendisinde hükmedilen» (ed-Duhân, 4) ve kesin karar verilen mübarek Şa’bân’ın yarısı gecesinde, bizden bildiğimiz, bilmediğimiz ve Sen’in bildiğin bütün belâları uzaklaştır. Şüphesiz Sen en yüce ve en keremlisin. Allah, Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât u selâm eylesin!” (Bkz. Ali el-Müttakî, no: 5090)

Şa’ban-ı şerîfin onbeşinci, Berât gecesi akşam namazından sonra üçkere Yasin sûresi ve her birinin sonunda bu Berât duâsı okunacaktır. Birinci Yâsin-i Şerîften sonra bu duâ okunurken Allah’ın saîd kullarından olmak niyyetiyle okunacaktır. İkinci defa okunurken hayırlı ömür uzunluğu niyyetiyle okunacaktır. Üçüncü defa okunurken kaza ve belâlardan emîn olup hayırlı rızık için okunacaktır.

Berât gecesinde yatsıdan sonra ikide bir selâm vermek üzere yüz rekât namaz kılınır. Her rekâtta Fâtiha’dan sonra on kere İhlâs-ı şerîf okunur. On defa İhlâs-ı şerîf okumaya kudreti olmayan beş veya üç kere okur. Bu namaz tamam oldukdan sonra okuyabildiği kadar salavât-ı şerîfe ve huzur-ı kalble tevbe ve istiğfar edip Allah Teâlâ Hazretleri’nden dünyevî ve uhrevî hâcetlerini taleb ve niyaz edecektir.

LEYLE-İ KADİR

Evvelâ iki rekat namaz, her rekatta Fâtiha’dan sonra yedi kere İhlâs-ı şerîf okunacak, selâmdan sonra yetmiş kere istiğfar edilecektir.

Sonra yine iki rekat namaz, her rekatta Fâtiha’dan sonra üç kere İhlâs, selâmdan sonra şu duâ okunacak:

سُبْحَانَ مَنْ هُوَ قَائِمٌ يَسْهَرُ سُبْحَانَ مَنْ هُوَ دَائِمٌ لَمْ يَزَلْ سُبْحَانَ مَنْ هُوَ حَافِظٌ لَا يَغْفَلُ سُبْحَانَ مَنْ هُوَ جَوَادٌ لَا يَبْخَلُ سُبْحَانَ مَنْ هُوَ رَحِيمٌ لَا يَعْجَلُ سُبْحَانَ اللّٰهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ اَكْبَرُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ. سُبْحَانَ يَا عَلِيمُ يَا عَظِيمُ اغْفِرْ لِيَ الذَّنْبَ الْعَظِيمَ.

Dâimâ ayakta ve uyanık olan zâtı tesbih ederim. Dâimâ vâr olan zâtı tesbih ederim. Hiçbir zaman gâfil olmayıp dâimâ muhafaza eden zâtı tesbih ederim. Cömert olup cimrilik yapmayan zâtı tesbih ederim. Cezâlandırmada acele etmeyip merhametle muâmele eden zâtı tesbih ederim. Allah’ı tesbih ederim, hamd Allah’a mahsustur, Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak yüce ve azamet sahibi Allah’ın tevfîki iledir. Sen’i tesbih ederim ey Alîm, Sen’i tesbih ederim ey Azîm! Benim pek büyük olan günahlarımı mağfiret eyle!”

İFTAR DUÂSI

اَللّٰهُمَّ لَكَ صُمْتُ وَبِكَ اٰمَنْتُ وَعَلَيْكَ    تَوَ كَّلْتُ وَعَلَى رِزْقِكَ اَفْطَرْتُ

“Allah’ım Senin rızân için oruç tuttum. Sana inandım. Sana güvendim. Senin rızkınla orucumu açıyorum.” (krş. Ebû Dâvud, Savm, 22)

SENENİN SONUNDAOKUNACAK DUÂ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَاٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ اَللّٰهُمَّ مَا عَمِلْتُ فِى هٰذِهِ السَّنَةِ مِمَّا نَهَيْتَنِى عَنْهُ فَلَمْ اَتُبْ مِنْهُ وَلَمْ تَرْضَهُ وَنَسِيْتُهُ وَلَمْ تَنْسَهُ وَحَلِمْتَ عَلَىَّ فِيهِ بَعْدَ قُدْرَتِكَ عَلَىَّ عُقُوبَتِى وَدَعَوْتَنِى اِلَى التَّوْبَةِ بَعْدَ جُرْأَتِى عَلَى مَعْصِيَتِكَ فَاِنِّى اَسْتَغْفِرُكَ فَاغْفِرْ لِى! وَمَا عَمِلْتُ فِيهَا مِمَّا تَرْضَاهُ وَوَعَدْتَنِى عَلَيْهِ الثَّوَابَ فَأَسْأَلُكَ اللّٰهُمَّ يَا كَرِيمُ يَا ذَا الْجَلَالِ وَاْلاِكْرَامِ اَنْ تَتَقَبَّلَهُ مِنِّى وَلَا تَقْطَعَ رَجَائِى مِنْكَ يَا كَرِيمُ وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَاٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

Allah, Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât u selâm eylesin!

Allah’ım, bu senede Sen’in nehyettiklerinden işleyip de bildiğim, tevbe etmediğim ve Sen’in de râzı olmadığın günahlarımı, yine benim unutup da Sen’in unutmadığın, beni cezâlandırmaya gücün yettiği hâlde bana yumuşak davranıp cezâlandırmakta acele etmediğin, Sana isyana cür’et ettikten sonra beni tevbeye dâvet ettiğin günahlarımı affetmeni istiyorum, beni mağfiret eyle! Allah’ım, bu senede Sen’in râzı olduğun ve sevap vaat ettiğin amellerden yaptıklarımı kabul etmeni istiyorum ey Kerîm, ey Celâl ve İkrâm sahibi! Ümidimi Sen’den kestirmemeni istiyorum ey Kerîm!

Allah, Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât u selâm eylesin!”

AREFE GÜNÜ DUÂSI

Peygamberimiz –sallallahu aleyhi ve sellem– Arefe gününde en ziyâde şöyle derlerdi:

لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ. لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır ve hiçbir şerîki yoktur. Mülk O’nundur ve hamd de O’na mahsustur. Bütün hayırlar O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir.”

 Kaynak: Dualar ve Zikirler, Mahmud Sami Ramazanoğlu

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
KENDİMİZİ BULDUĞUMUZ HÂL

Dua, yüksek bir bilinç halidir. Hakikatte neye muhtaç olduğumuzu bizden daha iyi bilen ve bunu vermeye istekli hem de muktedir...

Kapat