Türkiye'ye Diz Çöktürmeye Çalışıyorlar

Türkiye'de son dönemde artan terör olaylarının arka planında neler yatıyor? Hangi örgütler neden terör olayları ile Türkiye'yi sıkıştırmaya çalışıyor? Terör olayları ile ne amaçlanıyor? İşte son dönemde yaşanan terör olaylarının analizi...

Dört koldan terör kıskacına alınmak istenilen ülkemizde artan terörü sadece iç politik mülahazalarla izah etmek mümkün değil hiç kuşkusuz. Yakın coğrafyamız alev alev yanıyor. Irak ve Suriye’yi yakan ateşten bizde nasibimizi alıyoruz ne yazık ki.

Şehirlerimizi kana bulayan terör eylemlerinin, sadece söz konusu örgütlerin iradesi ile gerçekleşmiş eylemler olmadığını tahmin etmek zor değil. Bir üst aklın olduğu gerçeği sürekli dillendiriliyor. İstikrarsızlaştırılarak, Iraklaşan, Suriyeleşen bir ülke algısı verilmeye çalışıldığı tezi pek çok analizde dillendirilen bir vakıa... Terör eylemleriyle Türkiye’nin içine kapatılmak istendiği artık çok daha net bir biçimde görülüyor.

Yüz yıl sonra bölgeyi yeniden dizayn etme projesini yürütenler önlerinde engel olarak gördükleri Türkiye’yi terör örgütleri üzerinden tehdit ediyor, terörü bir terbiye etme ve hizaya getirme aracı olarak kullanma gayreti içerisindeler.

TÜRKİYE'YE DİZ ÇÖKTÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR

Evet, Gezi olaylarından bu yana ülkemiz saldırı altında. Bölgemiz şekillendirilirken ülkemiz zayıf düşürülmeye çalışılıyor. Suriye’deki iç savaşı Türkiye’ye taşıma ihalesi verdikleri PKK gibi terör örgütleriyle Türkiye’yi diz çöktürmeye çalışıyorlar.  PKK, DAİŞ ve onun gibi kullanışlı diğer terör örgütlerini emperyalist hedeflerine ulaşmak için maşa olarak kullanıyorlar.

Ama başaramayacaklar. Ülkemizi Suriyeleştiremeyecekler. İçerideki terör sevicilerin, teröristlerin arkasına saklanarak, en kanlı, en vahşi terör eylemlerini meşrulaştıracak kadar ihanet içirişinde olan çevrelerin algı operasyonlarına rağmen başaramayacaklar.

Türkiye, istedikleri gibi yönlendirdikleri eski Türkiye değil çünkü. Yakın coğrafyası kendi güvenliğini tehdit edecek şekilde şekillendirilirken, yüzyıl aradan sonra yeni bir Sykes-Picot yazılırken, burnunun dibinde bir PKK/PYD devleti tesis edilmeye çalışılırken olan biteni sadece seyredecek kadar acz içinde değil Türkiye. Çapulcuların algı operasyonlarına pabuç bırakacak kadar sahipsiz bir ülke değil çok şükür…

Kaynak: Beytullah Demircioğlu, Altınoluk Dergisi, 362. Sayı, Nisan 2016

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.