Türkiye’de Irk ve Din Ayrımcılığı Var mı?

Türkiye’de yaşayan Afrikalılar, ırk ve din ayrımcılığı konusunda ne düşünüyor?

Türkiye’de yaşayan Afrikalılar, ırk ve dini ayrımcılıkla karşılaşmadan hayatlarını sürdürüyor. Türkiye’deki Afrikalılar, dini inanışlarına uygun ibadetlerini rahatlıkla yerine getiriyor.

TÜRKİYE’DE YAŞAYAN AFRİKALILAR NE DÜŞÜNÜYOR?

Afrikalı Müslümanlar, ibadetleri için herhangi bir camiye gidebiliyor. Hristiyanlar ise inançlarına uygun olarak Rum, Ermeni ve Ortodoks kiliselerinin birinde ibadetlerini yapabiliyor. Afrikalılar, ibadetleri ve geleneklerine uygun dini törenleri yapmak için bazen bir apartman dairesini, bazen büyük bir iş yerini, bazen de evlerini kullanıyor.

Türkiye’de bulunan Senegalliler, Ticani ve Müridi olmak üzere iki büyük tarikata mensup. Her perşembe gününü cumaya bağlayan gece iki topluluk bir kişinin evinde ya da geniş bir alanda toplanıp ilahi okuyor, dua ediyor.

Ticani tarikatının mensupları, her cuma günü ikindi namazından sonra bir araya gelerek “Hazret’ül Cuma” adını verdikleri ibadeti gerçekleştiriyor. Bu ibadetler İstanbul ve Bursa'da gerçekleştiriliyor. Bunun dışında yıllık toplantılar da düzenliyorlar.

Bu yıl Esenler’de bir spor komplesinde toplanan yaklaşık bin Senegalli, sabah 09.00’dan ertesi gün sabah 09.00'a kadar ibadet etti. İbadet sırasında Kur’an-ı Kerim, ilahi ve kasideler okuyan Senagalliler, zikir çekti ve Şeyh Bamba’yla ilgili konuşmalar yaptı. Ayrıca katılımcılara Senegal yemekleri ikram edildi.

SÜRGÜNE GİDİŞ TÖRENİ 

Senegalli Modou Nar Toire, sürgüne gidiş töreniyle ilgili hicri senenin sefer ayının her 18’inde dünyanın her tarafında Şeyh Bamba’nın Fransızlar tarafından sürgün edilmesini kutladıklarını söyledi.

Türkiye'de yaşayan Senegalliler olarak da o gün bir araya geldiklerini ve 12 saati zikirlerle dualarla ve namazla geçirdiklerini belirten Toire, “Kur'an hatmederiz. Kurban keser, yoksulara Allah için dağıtırız.” dedi.

Toire, dini törenlerini Türkiye’de rahatlıkla yaptıklarını ve hiçbir sorunla karşılaşmadıklarını ifade etti.

Serigne Cheikh Faye ise Bamba’nın Fransızlarla mücadelesinde hiçbir zaman silaha başvurmadığını, sömürgeci Fransa'yı fikir ve imanı ile mağlup ettiğini söyledi.

Faye, Bamba'nın Fransızlara, “Bu topraklara siz silah soktunuz. Bizim topumuz, tüfeğimiz yok. Ben sizinle silahlı çatışmaya girmeyeceğim. Bilin ki benim sizinle cihadım takva ile olacaktır.” şeklindeki sözlerini hatırlatarak, “Yedi yıllık sürgün hayatında ve bütün hayatı boyunca o sadece Allah’ın ve Resulü'nün yolundan gitti.” diye konuştu.

PAZARLARI KİLİSEDE BULUŞUYORLAR 

Türkiye'de yaşayan ve çoğunluğu Hristiyan olan Sahra altı Afrikalıları da Hristiyan olmalarından kaynaklanan birtakım kaygıları olmasına rağmen hiçbir toplumsal ayırımcılığa maruz kalmadıklarını, eğitim, sağlık haklarından yararlandıklarını, ibadetlerini rahatça yerine getirdiklerini ifade ediyor.

İstanbul'un farklı semtlerinde bulunan ancak yoğunluklu olarak Mecidiyeköy Gülbağ, Aksaray Yenikapı'da yaşayan Hristiyan Afrikalılar, kiraların artmasıyla Avcılar ve Beylikdüzü gibi ilçelere yönelmiş durumda.

İbadet için Gülbağ, Yenikapı ve Avcılar'daki kiliseleri kullanan Afrikalılar arasında azınlık psikolojisi nedeniyle dayanışma çok yüksek. Pazar günleri ibadetlerini yerine getirmek üzere en güzel kıyafetlerini giyip kiliselere ayine giden Afrikalılar, ilahiler söyleyerek ibadetlerini yerine getiriyor.

FENERBAHÇELİ KAMENİ

Fenerbahçe’nin kalecisi Carlos Kameni de Hıristiyan olduğu için Müslümanlardan herhangi bir ayrımcılık görmediğini, inanç konusunun gündeme bile gelmediğini söyledi.

İnancı gereği ibadetlerini yerine getirmekte bir sıkıntı yaşamadığını belirten Kameni, “Türkiye’de yaşıyorum, Türkiye'de futbol oynuyorum. Ne özel yaşamıma ne ırkıma ne de inancıma yönelik bir ayırımcılıkla karşılaştım. Türkiye’de yaşamaktan çok mutluyum.” diye konuştu.

Türkiye’nin çok güzel bir ülke olduğunu ifade eden Gambiyalı Chris Gomes ise “Dünyanın birçok yerinden insanlar geliyor ve buraya yerleşiyor. Tek sorunumuz Türkçe bilmemek. Türkler de İngilizce bilmiyor. Bu konuda biraz sıkıntı çekiyoruz.” dedi.

Türkiye’deki Afrikalılara yönelik Müslüman-Hıristiyan ayrımı olmadığını aktaran Gomes, ”Birçok Türk arkadaşım olduğu gibi Müslüman Afrikalı arkadaşım da var. Aramızda din ayırımı yok. Türkiye bu anlamda çok rahat ve özgür bir ülke.” şeklinde konuştu.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.