Tüm Organları Besleyen Güç

Bir nefes sıhhatin hikayesi kalbinizin farkında mısınız?

Eskimo dilinde “kar”ı anlatan kelime sayısının yüze yakın olmasını, eskimonun hayatında karın ifade ettiği anlamın büyüklüğüne bağlıyor dilbilimciler. Bu hesapla bizde de kalp ile ilgili onlarca atasözü ve deyim olması konunun önemini ispat için yeterli gelir sanırım. Deyim demişken uzun zaman dilimini ifade etmek için kullandığımız “beşikten mezara kadar“ ifadesi bile kalbimizle ilişkimizi ifadede yetersiz kalıyor. Çünkü beşiğe konmamızdan çok önce, anne karnındaki hayatımızın 22. gününde çalışmaya başlar “hayatiyeti temsil eden” kalp, (günümüz ortalamalarıyla hesap etsek) yaklaşık 3 milyardan fazla kez yapacağı işine.

KALBİN İŞLEVİ VE GÖREVLERİ

Kalp ana işlev olarak; vücudun her organı için gerekli kanın damar yapıları vasıtasıyla ilgili organa ulaşmasını sağlayacak pompa sistemidir. Dokuların yapacağı işler için kanın gerekliliği bir yana, her organın varlığı da kandan alacağı oksijen ve besine, kana vereceği karbondioksit ve atık (bazen zehirli) maddeye bağlıdır.

Kalp, göğüs kafesinde sternum (iman tahtası da denen) kemiğinin hemen sol yanında yerleşik, klasik tarifiyle yumruk kadar bir organdır. Yapı itibarı ile tamamen bir kas kitlesi tarafından sarılmış 4 odacıktan oluşur. Odacıklar sağ ve sol yarım olarak bir duvar ile ayrılmış ve birbirinden bağımsız ünitelerdir. Üst ve alt odacıklar ise birbiriyle ve ana damarlar ile kapakçıklarla düzenlenen sıkı bir ilişki içindedir.

Tüm vücuttan toplanan “kirli” kan sağ atrium’a (kulakçık) gelir. Burada biriktirilir, kan hacmi belli bir volüme ulaştığında duvarlardaki, gerim reseptörleri vasıtası ile kasılma talimatı verilir, kapakçık açılır, kan sağ ventriküle (karıncık) geçer. Arabalardaki benzin depolarına benzetebileceğimiz alarm sisteminin, dolma derecesini anlamadaki hassasiyeti ve bu işlemi dört odacığın da her saniye aksamadan ömür boyu yapabilmesi, basit fizik prensiplerle açıklanamayacak/ anlaşılamayacak mükemmelliktedir. Aynı işlem aynı kusursuzlukla bir kez de sağ karıncıkta tekrarlanır. Bu kez daha yüksek basınçla kan akciğerlere doğru pompalanır. Akciğerde temizlenen yani oksijenlenen kan yine toplanır ve bu kez kalbin sol tarafına gelir, sol karıncıkta biriktirilir.

“Küçük Dolaşım” adı verilen; Kanın kalp ve akciğer arasında dolaşımını ilk kez 13. asırda Şam diyarında ilme bayraktarlık yapan İbn i Nefs tanımlamış. Yaklaşık 3 asır sonra ise sırasıyla Servetus, Colombo ve Harvey isimli fizyologlar tarafından tercümeler vasıtası ile taklit edilerek keşfedilmiş !!

Neyse ki 1924 te Freiburg Üniversitesi Tıp fakültesinde eserin (Şerhu Teşrîhi Kanûn İbn Sîná) orijinal el yazması bulununca keşfin şerefi kaşifinin hanesine yazılabilmiştir. (1. Ibnü’n-Nefis, Serhül Kanun Sam, s. 108, 1934. 2. Prof. Dr. Mehmet Bayraktar, “İslam’da Bilim ve Teknoloji Tarihi”, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlar,)

TÜM ORGANLARI BESLEYEN POMPA

Yine aynı kusursuz sistem çalışır çok daha yüksek basınçla bu kez tepeden tırnağa tüm vücuda kan pompalanır. Kalbin duvarlarını saran kalp kası kendiliğinden uyarılma özelliğine sahiptir. Kalp tüm organları besleyen pompadır, kendi beslenmesi de merkezi sisteme pompaladığı kanın Aort tan ayrılan koroner damarlar vasıtasıyla kalp yüzeyine dağıtılması ile olur ki bu tespit te yine İbn-i Nefs e aittir.

KALP KASLARININ YAPAMADIĞI TEK ŞEY

Hep bahsedilen, şeker, tansiyon, yüksek kolesterolden muzdarip kişilerin korkulu rüyası olan damar sertliği/ tıkanıklığı bu damarların bir şekilde daralması ve tıkanmasıdır. Tıkanma her organ için tam bir kâbustur. Ani geliştiğinde dokunun hassasiyetine göre dakikalar içinde organın tamamının ya da etkilenen bölgesinin ölümüne (ki bu bazen insanın da ölümü anlamına gelir) yol açar. Yavaş ve uzun sürdüğünde yetersiz beslenmeye bağlı yıpranma görülür. Özellikle beyinde ölüm hadisesi çok kısa sürede meydana gelir. Beslenmeme sonucu hayatiyetini yitiren bölge görevini yerine getiremez. Sonuç bazen bir elde hafif kuvvet kaybı olabilirken bazen bir vücut yarısının tüm faaliyetlerini yitirmesi anlamına da gelir. Kalp dokusu da dakikalar içinde çalışma özelliğini yitirir, beslenemeyen bölgenin genişliği dakikalar içinde hayat kaybı ile sonlanabilir. Maalesef mükemmel çalışan kalp kaslarının yapamadığı tek şey yenilenmek. Ölen hücreler yerine konamıyor.

Buraya kadar anlatılanları bir mucize tefekkürü içinde gördüğünüze eminiz ama bu sistemin başlatıcısı ve devam ettiren yöneticisi yani asıl hayrete değer konu aslında ritim - iletim sistemidir.

Kalpteki hücrelerin esas işi kasılmak ama yaklaşık %1 hücre kasılma işine karışmayıp, kasılacak hücreleri uyarmakla görevli. Burada kendinden şarjlı doğal bir pil gibi davranan hücrelerde elektrolit düzeylerinde değişiklik ile bir uyarı olur, Kalsiyum iyonları kas hücrelerinin içine girer ve Sarkoplazmik retikulumu uyararak daha fazla Kalsiyumun hücre içine dağılmasını sağlar.

Kalsiyumun uyarısı ile kalp kası kasılır. “Görev tamamlandı” emri geldiğinde kas proteinlerinden ayrılan kalsiyumun bir kısmı SR’ye (sarkoplazmik retikulum) geri döner bir kısmı Kalsiyum- Sodyum kanalları ile hücre dışına çıkar. Ama hücre içi denge çok hassas olduğu için bu sodyum da süratle Sodyum - Potasyum kanalları ile hücre dışına çıkarılır. Bu kadar ayrıntı sağlık profesyoneli olmayan biri için gereksiz gözükebilir ama asıl vurgulamak istediğimiz bu en sade hali bile zihinleri karıştıran işlemlerin anne karnında 22. Günde başlayıp son nefese kadar her saniye en az bir kez tekrarlanıyor olması. (yaklaşık 3 milyar kez demiştik) Sistemde milisaniye kadar bir sürede gecikme bile çarpıntı ve ölüm korkusu ile sizi acil servise götürmeye yetiyor.

Anlatmaya çalıştığımız ve grafikte çizilen işlemin tamamı 1 saniyenin 1/3 ü kadar zamanda tamamlanıyor. Sodyum Potasyum ve Kalsiyum bu harika grafiği bir ömürde 3 milyar defa inanılmaz bir istikrarla çiziyor.

Uyarının başlangıç noktası Sinoatrial düğümdür. Burada başlayan kasılma emri milisaniye ile ifade edilebilecek zamanlarda AV düğüm- purkinje lifleri vasıtası ile tüm kalp kasına yayılıyor. Bu işin tamamlanma süresi ise 225 mili saniye ( saniyenin ¼ ü) bu süredeki kısalma ve uzamalarda kalp odacıklarının dolmak yada boşalmak için yeterli zaman bulamaması ve net bir şekilde kalp yetmezliği bulgularına neden oluyor. Kasılmalar ile kan odacıklar arasında transfer oluyor.

KALP DÖNGÜSÜ

Özetle Atriumların kasılması (boşalması) - Ventriküllerin dolması - Ventriküllerin kasılması (boşalması- içindeki kanı dolaşıma göndermesi) olarak özetlenen bir kalp döngüsü toplam 800 milisaniye sürüyor. Sizin 3-5 dakikada okuyup hayrete düştüğünüz bu eylemi kalbiniz 1 saniyenin %80 i kadar sürede yapıp bitiriyor ve bunu mükemmel bir şekilde milyarlarca kez tekrarlıyor.

Kaynak: Fırat Erdoğan, Altınoluk Dergisi, Sayı: 388

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.