TEFEKKÜR ETMENİN FAZİLETİ

0

Tefekkür, bir taraftan üzerimizdeki ilâhî nîmetleri düşünüp şükrümüzü artırmaya, diğer taraftan da hata ve kusurlarımızın farkına varıp telâfisine yönelmeye vesîledir.

Abdülkâdir Geylânî Hazretleri buyurur:

“Kendin hakkında, kendin üzerinde tefekkür et. Tefekkür, kalbin yapacağı işlerdendir. Eğer kendini bir iyiliğe nâil olmuş görürsen, şânı yüce olan Allâh’a şükret. Tersine, eğer bir kötülük görürsen, ondan ötürü de tevbe et.

İşte bu tefekkür sayesinde dînin ihyâ olur, şeytanın da gücünü kaybeder. Bundan dolayıdır ki; «Bir saatlik tefekkür, bir gecelik nâfile ibadetten daha hayırlıdır.» denilmiştir.”

Kur’ân-ı Kerîm, muhtelif ifadelerle tam 137 yerde mü’mini ilâhî hikmet ve hakîkatler üzerinde tefekküre davet etmektedir. Zira tefekkür, bir îman anahtarıdır.

Tefekkür, bir taraftan üzerimizdeki ilâhî nîmetleri düşünüp şükrümüzü artırmaya, diğer taraftan da hata ve kusurlarımızın farkına varıp telâfisine yönelmeye vesîledir.

İÇ DÜNYAMIZI SIK SIK GÖZDEN GEÇİRMELİ

Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- buyurur:

“Hesaba çekilmeden evvel kendinizi hesaba çekin!.. Şüphesiz dünyada iken nefsini hesaba çeken kimse için kıyâmet günündeki hesap hafif olacaktır.” (Tirmizî, Kıyâmet, 25/2459; İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 27)

Dolayısıyla iç dünyamızı sık sık gözden geçirmeli, nefsimizi hesaba çekmeli, hâl ve gidişâtımızı kontrol etmeli, yani mânevî vaziyet ve istikâmetimiz üzerinde ciddiyetle tefekkür etmeliyiz. Böyle bir tefekkür, kalbin en fazîletli amellerindendir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altınoluk Dergisi, Sayı: 391

Paylaş.

Yorumlar