EMR-İ Bİ’L-MÂRUF, NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER NEDİR?

0

İyiliği tavsiye edip kötülüklerden sakındırmak, müʼminlerin en mühim vazifelerinden biri olduğu gibi, toplumdaki günah ve ahlâksızlıklara karşı duygusuz ve bîgâne kalmak da mânen helâk sebebidir.

İyiliği tavsiye etmek ve kötülükten men etmek, bir mü’minin en mühim hususlarından biridir. Bunun takvâ derecesi ise, «emr-i bi’l-mâruf ve nehy-i ani’l- münker» yani «iyiliği tavsiye etmek ve kötülükten men‘ etmek» vazifesini sadece dil ile değil, hâl ile müşterek, güzel bir üslûp ile gerçekleştirmektir.

TAKVÂSIZ VE TEBLİĞSİZ BİR TOPLUMUN SONU

Böyle bir mevzuda takvâ bir kenara bırakılıp da emr-i bi’l-mâruf terk edilirse toplum türlü türlü belâlara dûçâr olur.

Zeyneb bint-i Cahş -radıyallâhu anhâ- der ki: Peygamber Efendimiz’e:

“Ey Allah’ın Rasûlü! İçimizde sâlihler bulunduğu hâlde biz helâk edilir miyiz?” diye sordum.

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

“Fısk ve fücûr (günahlar) çoğaldığı vakit, evet!” (Buhârî, Enbiyâ, 7)

Dolayısıyla iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak, ilâhî gazaptan korunmanın da yegâne yoludur. Onun için her müttakî/takvâlı kulun, iyiliği emredici ve kötülüğü de nehyedici olmak vazifesi vardır.

Bu vazifeyi ve buna bağlı mes’ûliyetleri yaparken de her hâlükârda ölçü, Kur’ân-ı Kerim ile sünnet-i seniyyeye müracaat ve doğru kimselerle istişâre etmektir.

HAZRETİ ALİ’NİN, VALİYE TAVSİYELERİ

Hazret-i Ali, yine valisine yaptığı tavsiyesinde der ki:

“Seni yoksulluğa düşmekle korkutarak iyilik yapmana mânî olan cimriyi, büyük işler karşısında azmini kıracak korkağı ve de gözünü hırs bürümüş kimseleri istişâre heyetine alma!”

“Altından kalkamayacağını anladığın konuları Allâh’a ve Rasûlü’ne havale et! Allâh’a havâle O’nun kitabına, Rasûlü’ne havale de O’nun sünnetine müracaat etmek demektir.”

Zira «en hayırlı ümmet» beyanının muhtevasına girebilmemiz için, Rasûlullah Efendimiz gibi mârufu yani iyilik, fazilet ve hayrı yaşayıp emretmemiz, münkerin yani kötülük ve şerrin de haricinde kalıp bundan nehyetmemiz gerekmektedir.

Bunun için Allah yolunda hizmet şuuruna sahip olmak zarurîdir. Çünkü hakkı ve hayrı tavsiye, hizmet şuuru ve aşkı olmadan verimli bir şekilde gerçekleşmez.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Ebedî Vuslat Kapısı: Takvâ, İhlâs ve Takvâ – 3

Paylaş.

Yorumlar