TASAVVUF EHLİNİN HALLERİ

0

Dînin yalnızca zâhirî kısmına takılıp bâtın yönünü ihmâl edenler, onun özünü kavrayamaz, maksadını anlayamaz, ana gâyesini gözden kaçırmış olurlar. Bu şekilde, dîni sırf gâfil bir “okuyucu” gözlüğüyle seyredenler, onun beden ve kalp âhengi içinde yaşanmasıyla elde edilebilen “hâl ve ruh” cihetinden mahrum kalırlar.

Şâh-ı Nakşibend Hazretleri buyurur:

“(Dînin zâhirinde takılıp kalan gâfil) kārîlerle (okuyucularla) alâkayı kes, (dînin hakîkatine ermiş gerçek) sûfîlerle beraber ol!

«Kārî» kimdir, «sûfî» kimdir; bu sözden maksat nedir, denilecek olursa:

«Kārî» (okuyucu), sadece «isim»le meşgul olan; «sûfî» ise «müsemmâ» ile (ismin sahibiyle) meşgul olandır…”

Yani “okuyucu”, dâimâ işin zarfında, kabuğunda ve sathında kalan; “sûfî” ise mazrûfa, öze ve hakîkate intikal edebilendir.

Dînin yalnızca zâhirî kısmına takılıp bâtın yönünü ihmâl edenler, onun özünü kavrayamaz, maksadını anlayamaz, ana gâyesini gözden kaçırmış olurlar. Bu şekilde, dîni sırf gâfil bir “okuyucu” gözlüğüyle seyredenler, onun beden ve kalp âhengi içinde yaşanmasıyla elde edilebilen “hâl ve ruh” cihetinden mahrum kalırlar.

Bu yüzden gerçek tasavvuf ehli, ilâhî hakîkatleri sadece şeklen, zâhiren, aklen ve bedenen değil; mânen, kalben ve rûhen de kavrayıp hayatlarında fiilen tatbik etme gayreti içinde olurlar. Kalp ve beden âhengiyle ibadet eder, bu âhenkle Kurʼân okur, okuduklarını da bu âhenk içinde hâl ve davranışlarına müessir kılarlar. Her âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf, onların rûhunda ulvî bir derinlik meydana getirir.

DÎNİN RUHÎ İSTİKAMETİ

Esâsen tasavvuf da dînin derûnî ciheti, özü ve kalbî derinliğidir. Bu yönüyle âdeta sütün içindeki laktoz gibidir. O çıkarıldığında, geriye kuru bir kâideler manzûmesi kalır.

Dolayısıyla mutasavvıfların en çok üzerinde durdukları husus, ilâhî hükümleri kavrayıp yaşamaktaki asıl gâyeyi hiçbir zaman unutmamaktır.

Yûnus Emre Hazretleri bu hakîkate ne güzel işaret eder:

Dört kitabın mânâsı,
Bellidir bir elifte.
Sen elifi bilmezsin,
Bu nice okumaktır?

Yigirmi dokuz hece,
Okusan uçtan uca
Sen elif dersin hoca,
Mânâsı ne demektir?..

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hak Dostlarından Hikmetler 1, Erkam Yayınları, 2013

PAYLAŞ.

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
FİRDEVS CENNETİNİN MİRASÇISI

Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve bugün Türkiye geneli tüm camilerde okunan Cuma hutbesinin bu haftaki...

Kapat