Sudan’daki Köyünde Çocuklara Türkçe Öğretiyor

Sudan Kur’an-ı Kerim ve İslami İlimler Üniversitesi Diller Fakültesi Türkçe Bölümü’nde okuyan Sudanlı Halid Osman, hafta sonları boş vakitlerinde köyündeki çocuklara Türkçe öğretiyor.

Ülkenin Hartum eyaletinin Omdurman iline bağlı Yeni köyündeki çocuklara ders veren Halid Osman, Türkiye’de aldığı Türkçe eğitiminin ardından ülkesindeki Sudan Kur’an-ı Kerim ve İslami İlimler Üniversitesi Diller Fakültesi Türkçe Bölümü'nde okumaya karar verdi.

Üniversite üçüncü sınıf öğrencisi 24 yaşındaki Osman, Türkçe’yi çok sevdiğini belirtti. İstanbul’da bir yıl Türkçe eğitimi aldığını anımsatan Osman, eğitimi sırasında Türkiye’yi kendi vatanından ayırmadığını söyledi.

Osman, Türkiye’nin ve Türk insanının yardımseverliğinden bahsederek, “Türklerin fedakarlıklarını asla unutmayacağım. Bana yapılan güzelliklere karşı bir şeyler yapmak istedim. Köyümdeki çocukların Türkçe öğrenmesini çok istiyordum. Şu an fikrimi hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyorum.” dedi.

“KÖYÜMÜN ÇOCUKLARI BENİM GİBİ TÜRKÇE KONUŞACAK”

Köyündeki 10 ila 15 yaşlarındaki 25 çocuğa hafta sonlarında Türkçe öğrettiğini dile getiren Osman, öğrencileriyle birebir ilgilendiğini kaydetti.

Osman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkçe derslerimize yaklaşık 2 ay önce başladık. Gayet güzel şekilde ilerliyoruz. Öğrenciler, Türk alfabesini yavaş yavaş tanımaya başladı. Belli bir zaman sonra en azından kendilerini ifade edecek konuma gelecekler. Bir sene sonra Türkçeyi öğrenmiş olacaklarını düşünüyorum. O zaman köyümün çocukları benim gibi Türkçe konuşacak.”

Osman, Türkçe dersi verdiği öğrencilerin aynı zamanda hafızlık eğitimi aldıklarını bildirdi.

“TÜRKÇE ÖĞRENİRKEN ZEVK ALIYORUM”

Osman’ın köyündeki bir medresede hafta sonları verdiği kursa yaklaşık 25 öğrenci katılıyor.

Türkçe derslerine katılan 14 yaşındaki Hasan Adem, Türkçe öğrenmeyi çok istediğini dile getirerek, “Hafta içi hafızlık eğitimi alıyoruz. Hafta sonları da Türkçe dersimiz çok keyifli geçiyor. Türkçe öğrenirken zevk alıyorum.” diye konuştu.

Köy sakini 15 yaşındaki Seyyid Abdurrahman da “Derslerimiz çok güzel ilerliyor. Öğretmenimiz bize bildiği her şeyi öğretmeye çalışıyor. Sadece defter ve kalem eksikliğimiz var. Onları da tamamladığımız zaman Türkçeyi daha kısa zamanda öğreneceğimizi düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.