ŞEYTANA VE KAFİRLERE BENZEDİĞİMİZ DURUMLAR

0

 “Şeytana ve Kâfirlere Benzemekten Nehiy” başlığı altında zikredilen bu üç hadis’in ilk ikisi şeytana muhâlefeti, sonuncusu da Ehl-i kitab’a benzememeyi tavsiye etmektedir. Nevevî merhum ayrıca kâfirlere veya müşriklere benzememekle ilgili herhangi bir hadis zikretmemiştir. Herhalde Ehl-i kitab’a benzememeyi öngören hadisi kâfirlere benzememe konusunda da geçerli ve yeterli görmüş olmalıdır.

Câbir radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Sol elinizle yemeyin. Zira şeytan soluyla yer!

(Müslim, Eşribe 104-106. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et’ime 15; Tirmizî, Et’ime 9)

İbni Ömer radıyallahu anhümâ‘dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Hiçbiriniz kesinlikle sol eliyle yeyip içmesin. Zira şeytan soluyla yer, soluyla içer.”

(Müslim, Eşribe 107. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et’ime 19; Tirmizî, Et’ime 6; İbni Mâce, Et’ime 8)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Yahudi ve Hristiyanlar saçlarını hiç boyamazlar. Siz onlar gibi yapmayın.”

(Buhârî, Enbiyâ 50, Libâs 67. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tereccül 18; Nesâî, Zînet 14; İbni Mâce, Libâs 32)

ŞEYTANA VE KAFİRLERE BENZEMEMEK İÇİN DİKKAT!

Biri Câbir ötekisi İbni Ömer radıyallahu anhüm’den rivayet edilmiş olan ilk iki hadis,  -aralarında biraz söyleyiş farkı olmakla beraber- aynı mânayı, aynı gerekçe ile dile getirmektedir. Sol elinizle  bir şey yeyip içmeyin. Çünkü şeytan soluyla yer, soluyla içer.

Şeytan, müslümanı doğru yoldan uzaklaştırmak için çalışan şer güçlerin baş temsilcisidir. Böyle olunca onun bütün hal ve hareketinde doğrudan uzaklaşmışlık ve uzaklaştırıcılık  özelliği vardır. O halde ona hangi hareketinde uyulursa o noktada, doğrudan sapma söz konusu olur. Ona hiçbir hareketinde uymamak gerekir ki, onun gibi olma tehlikesinden uzaklaşılabilsin.

İSLAM DIŞI KÜLTÜRDE SOL ELLE YEMEK ÖNERİLİYOR

Geçmişte âlimler, şeytanın sol eliyle yiyip içmesi sözünden, onun kendi yandaşlarına böyle yapmalarını emreder anlamını çıkarmışlar ve hadisi böyle mânalandırmışlar. Günümüzde İslâm dışı kültür odaklarının ve bu odakların etkisinde kalmış kimlik ve kişilik bunalımı içinde yaşayan birtakım insanların, yeme – içme âdâbı olarak özellikle sol el ile yiyip içmeyi önerdikleri, propaganda ettikleri ve hatta  yemek servislerini ona göre düzenlettiklerini ve bunda ısrarlı olduklarını görüyoruz. Bu özel gayretleri görünce Resûl-i Ekrem Efendimiz’in asırlar öncesinden yaptığı ikaz ve verdiği haberin ne kadar yerinde ve anlamlı olduğunu ve şeytanın çağdaş temsilcileri ile karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz.

Dinî ve kültürel kimliğin korunmasında her milletin ve inanç grubunun elbette kendine has davranış biçimleri, örf ve âdetleri olacaktır. Bunların en tabiî,  en güzel ve en kolay olanları insanın yaratılışına en uygun düşenleridir. Sağ el dururken, sol elle yemek bir çarpıklığı, bir bozukluğu ifade etmektedir. Hadisimizin ifadesiyle bu, şeytan gibi davranmaktır. Yaratılıştan solak olanlar, buradaki nehyin muhatabı olmayabilirler. Ne var ki doğuştan solak olanlar bile biraz bilinçli hareket ederlerse, sağ elleriyle yeyip içebilirler. Bunun örnekleri çoktur. Çünkü solaklar da nihayet sağ ellerini hiç kullanmıyor değiller. Önemli olan müslümanların, İslâmın emir ve tavsiyelerine, Hz. Peygamber’in  davranış ve önerilerine göre hayatlarını sürdürmeyi benimsemiş olmalarıdır. Bu benimsendikten sonra, sünnette insan tabiatını zorlayacak hiç bir uygulamanın olmadığını anlamakta kimse gecikmeyecektir. Unutulmamalıdır ki, güzel dinimizin en büyük özelliği ve güzelliği insan tabiatıyla uyumudur.

SAĞ ELLE YEMEK TAVSİYE EDİLİYOR

İslâm bilginleri hadislerin ortaya koyduğu bu nehiy ve yasaklamayı,  sağ eli dururken sol eliyle yemek içmek tenzîhen mekruhtur diye değerlendirmişlerdir. Ancak bu değerlendirme sağ elle yememek gibi inadına  hareket edenler veya soluyla yemenin  çağdaşlık ve medeniyet göstergesi olduğuna inananlar için değildir. Çünkü Peygamber Efendimiz’in “Sağ elinle ye!” tavsiyesine biraz da kibir ve gururla “Yiyemiyorum!” diye cevap veren Büsr İbni Râi’l-ayr’a “Yiyemeyesin!” buyurmuş ve adam bir daha sağ elini ağzına götürememiştir.

Üçüncü hadis, kültürel kimlik ve kişiliğin, başka kültür  odaklarından farklı olmayı gerektirdiğini, başkalarına benzememek suretiyle yeni bir kimlik ve toplum inşa edilebileceğini göstermektedir. Bu hadiste Efendimiz, yahudi ve hıristiyanların -en azından o gün yaşayanlarının- ağaran saç ve sakallarını  boyamadıklarını bildirmekte ve müslümanların onlar gibi olmamalarını istemektedir. Başka hadislerden öğrendiğimize göre  müslümanların siyah hariç, diğer boyalarla ve özellikle kına ile saç ve sakallarını boyamaları  istenmektedir.

Kendisine henüz vahiy gelmemiş olan konularda  Ehl-i kitap gibi davranmayı ilke edinmiş bulunan Hz. Peygamber’in, Ehl-i kitab’a muhalefeti öngören bütün  tavsiye ve talimatları,  müslümanların onlardan farklı olması gerektiği konularda kendisinin  bilgilendirildiğini göstermektedir. Bu sebeple, bu gibi konuların ne önemi var ki denilemez. Çünkü kim hangi noktadan başkalarına benzerse o kimse o yönden benzediği kimselerden olur.

HADİSLERDEN ÖĞRENDİKLERİMİZ

1- Sağ elle yiyip içmek müstehap, özürsüz olarak sol elle bu işleri yapmak mekruhtur.

2- Şeytan gibi davranmaktan, onun yaptığı gibi yapmaktan kaçınmak gerekir.

3- Anne ve babaların çocuklarına sofra âdâbını öğretmeleri lâzımdır.

4- Yahudî ve hıristiyanlara benzememek, müslümanların özenle sürdürmeleri gereken kimlik ve kişilik görevleridir.

5- İslâm, ilke ve uygulama olarak insanın doğasına en uyumlu dindir ve bu uyumun günlük hayata yansımasını istemektedir.

6- Günlük hayatını Kur’an ilkelerine ve sünnetteki uygulamalara göre tanzim eden kimse, hayatını Allah’ın istediği şekilde yaşamış olur.

7- Şeytana veya Ehl-i kitab’a benzemekte hiç bir hayır ve iyilik yoktur.

Kaynak: Riyazüs Salihin, Hadis-i Şerif Tercümesi, Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
KIYMETİ BİLİNMEYEN İKİ NİMET

Peygamber Efendimiz, dünya hayatında aldandığımız, kıymetini idrak etmekte zorlandığımız pek çok nimetten özellikle ikisine dikkatimizi çekmektedir. ETKİLİ ZAMAN YÖNETİMİ TEKNİKLERİ...

Kapat