SADAKA VERMENİN ÖLÇÜSÜ NEDİR?

0

Kalpler muhabbetle Hakk’a râm olduğunda, zühd hâli başlar. Mal ve servet gözden ve gönülden düşer, ancak Hakk’a yakınlığa vesîle olabildiği nispette bir kıymet ifâde eder. Allah rızâsını dileyen mü’min, sade ve gösterişsiz bir hayat yaşayıp kifâyet miktarıyla yetinmeyi bilir ve infâk edebilmenin yollarını arar.

Kur’ân ve Sünnet iklîminde yetişen sahâbe nesli de, fetihler neticesinde Medîne’ye akan ganimet mallarıyla zenginleşmelerine rağmen, lüks ve saltanata meyletmediler. Mütevâzı yaşantılarını, evlerinin sade dekorunu değiştirmediler. Gelen malı infâk etmek sûretiyle hakîkî zenginliğin vicdan huzûrunu ve gönül saltanatını yaşadılar. Zamanımızın amansız hastalıklarından biri olan aşırı tüketim, oburluk, lüks ve gösteriş, sahâbe neslinin tanımadığı bir hayat tarzı idi. Zira onlar, “yarın nefislerin varacağı konağın kabir olacağı” şuuruyla yaşıyorlardı.

İmam Mâlik Hazretleri, zamanının halîfesine yazdığı bir mektupta der ki:

“Hazret-i Ömer (r.a.) on defa haccetti. Bildiğime göre, yaşantısını kifâyet miktarına indirerek bir hac süresince ancak 12 dinar harcardı. Çadırda değil, ağaç gölgesinde konaklardı. Süt kırbasını boynunda taşırdı. Çarşı-pazar dolaşır, oradakilerin hâlini-hatırını sorardı.” (Kâdı İyâz, Tertibü’l-Medârik, s. 271)

İNFAKIN ÖLÇÜSÜ NEDİR?

Yani Hazret-i Ömer (r.a.) iktisâda riâyet ederek ve kendi ihtiyaçlarında kifâyet miktarıyla yetinerek haccını îfâ ederdi. Böylece malının arta kalanını da infâk ederdi. Zira Cenâb-ı Hak, infâkın ölçüsünü “ihtiyacın fazlası” olarak beyân etmiştir. Buna göre cömertliğin asgarî ölçüsü, malın fazlasından kendine lâzım olmayanı vermektir.

Bu hususta Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de şöyle buyurmuştur:

“Ey Âdemoğlu! İhtiyacından fazla olan malını sadaka olarak vermen, senin için iyi; vermemen kötüdür. İhtiyacına yetecek kadarını elinde tutmandan dolayı ayıplanmazsın. İyiliğe, geçimini üstlendiklerinden başla. (Unutma ki) veren el, alan elden üstündür.” (Müslim, Zekât, 97. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd, 32)

Demek ki şahsî harcamalarda “ihtiyaç” miktârını aşmamak, ihtiyaç miktârını da insaf sınırları içerisinde belirlemek ve bu sınırın dışına taşan imkânları infakta değerlendirmek îcâb eder.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından 1, Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
ASHAB-I KİRAM’IN EN ÇOK SEVİNDİĞİ HADİS-İ ŞERİF

Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) "sevdiğinle berabersin" hadîs-i şerîfini duydukları zaman ashâb-ı kirâm çok sevinmişlerdi. Enes -radıyallahu anh-’ın söylediğine göre, İslâm’la şereflendikten...

Kapat