SABİT BİN KAYS (R.A.) KİMDİR?

0
Sabit Bin Kays radıyallahu anh gür sesli ve güzel konuşan bir sahabi… Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin hatibi olmakla tanınan bir yiğit… Konuşmasıyla dinleyenleri hayran bırakan bir hatip… Savaş meydanlarında ise cengâverliğiyle meşhur bir kahraman…

Sabit Bin Kays, Yesrib’in sayılı kişilerindendi. Hazrec kabilesine mensuptu. Hicretten evvel müslüman oldu. Mekkeli genç davetçi Mus’ab (r.a)’ın güzel sesiyle okuduğu Kur’an ayetlerini dinledi. Bundan etkilendi ve gönlünü İslâm’ın nuruna açtı. Kelime-i şehadet getirerek İslâm’a girdi.

CENNETLE MÜJDELENEN SAHABELER

O, İki Cihan Güneşi Efendimiz’i Medine-i Münevvere’ye hicret ettiği zaman, büyük bir süvari gurubuyla karşıladı. Onun önünde durarak son derece beliğ bir konuşma yaptı. Şöyle ki:

“-Ya Rasûlallah! Biz canlarımızı, çocuklarımızı ve kadınlarımızı koruduğumuz gibi seni koruyacağımıza söz veriyoruz. Buna karşılık bize ne var? Bize neyi va’dediyorsunuz?” dedi. Fahr-i Kâinat (s.a) Efendimiz bu samimi karşılama ve suâle karşı tek kelime ile: “Cennet…” diye cevap verdi. Orada bulunanlar bu cevaptan çok memnun oldu ve birlikte: “Kabul ettik Ya Rasûlallah!.. Râzıyız Yâ Rasûlallah!..” diye sevinçlerini bildirdiler.

Ne güzel va’d!.. Ne güzel cevap!… Kendisine tâbi olanlara Allah’ın rızası ve cennetini müjdelemek… Ashab bu halis niyet ve maksatlarla başka şeylere değer vermediler… Gel-geç sevdalara kapılmadılar… Fâni lezzetlerle telezzüzü terkedip ebedi hayat için çalıştılar.

RESÛLULLAH’IN HATİBİ

Rasûl-i Ekrem (s.a) Efendimiz, Arap şâir ve hatipleri geldiğinde hatiplere karşı Sâbit Bin Kays (r.a)’ı şairlere karşı da Hassan Bin Sâbit (r.a)’ı görevlendirirdi. 630 m. senede Beni Temim’den bir heyet geldi. Fahr-i Kâinat (s.a)’den izin alarak övünme yarışı yapmak istediler. Efendimiz de: “Hatibinize izin verdim. Konuşsun.” buyurdu Utarid isminde bir hatip ayağa kalktı. Zengin olduklarını iyi işler yaptıklarını, halkın en güçlüsü en faziletlisi olduklarını sayıca çok ve savaşa çabuk hazırlandıklarını, sayıp döktü. Sonunda da; Bizim gibi faziletlere sahip olanınız varsa çıksın da görelim? dedi. İki Cihan Güneşi Efendimiz Sâbit İbni Kays (r.a)’a cevap vermesini emir buyurdu, Sâbit kalktı ve şöyle cevap verdi:

“Hamd Allah’a mahsustur. Ben O’na hamd ederim, O’na iman eder ve O’ndan yardım isterim. O’na güvenir, O’na dayanırım. O birdir. Eşi-benzeri yoktur. Gökde ve yerde ne varsa hepsini yaratan ve yaşatan O’dur. O’nun ilmi her şeyi içine almıştır. Gizli ve açık her şeyi bilir. Yarattıklarının en hayırlısını Peygamber olarak gönderdi. O insanların en doğru sözlüsüdür. Soyu en asil soydur. Emindir. En cömerddir. Her bakımdan insanların en üstünüdür. Allah Teâlâ ona kitabını indirdi. O insanları Allah’a iman etmeye çağırdı. Biz bu daveti kabul ettik. O’na tâbi olduk. Bu daveti kabul edenler kavmimizin en hayırlıları oldular. Bu davete karşı gelenlerle biz cihad edeceğiz. İnananların canlarını ve mallarını koruyacağız. Allah’a hamdolsun ki bizleri dininin yayılmasına vasıta kılıp, Resûlünün yardımcıları olarak şereflendirdi. Ben bunları söylüyorum. Allah’dan kendim ve bütün mü’minler için afv ve âfiyet dilerim.”

Temim heyetinin şâiri kalktı şiirini okudu. Buna karşı da Hassan İbni Sâbit cevap verdi. İslâm hatip ve şâirinin hutbe ve şiirleri karşısında Beni Temim’in reislerinden Akra İbni Habis Peygamber Efendimiz için: “Bu zât muvaffak olmuştur. Vallahi onun hatibi ve şairi bizimkinden daha kuvvetlidir. Ses ve sedâları, mânâları daha güzeldir. Bu zat Allah tarafından korunuyor.” diyerek hakkı kabul etti. Kelime-i şehadet getirerek müslüman oldu. Sevgili Peygamberimiz ona: “Bundan önceki halin sana zarar vermez.” buyurdu Reislerinin peşinden Temim halkı da akın akın İslâm’a girdi.

SAHABİNİN KORKUSU

Sâbit İbni Kays (r.a) Rabbinden çok korkan, onun gazabını çekecek her şeyden uzak duran bir müttaki mü’mindi. Birgün Resûl-i Ekrem (s.a) onu, korkudan titrerken gördü. “Neyin var Yâ Sâbit!” dedi. O da: “Mahvolmaktan korkuyorum.” dedi. Efendimiz: “Niçin Ya Ebâ Muhammed!” dedi. Sâbit (r.a) da: “Allah Teâlâ, yapmadıklarımızla övülmeyi istemememizi emretti. Halbuki ben kendimi övülmeyi seviyor görüyorum. Allah bize büyüklenmeyi yasakladı ama ben kendimi beğendiğimi zannediyorum.” diye cevap verdi! Bunun üzerine Fahr-i Kâinat (s.a) Efendimiz onun korkusunu şöyle gidermeye çalıştı: Sabit! Övülmüş olarak yaşamaya, şehit olmaya ve Cennet’e girmeye razı olmaz mısın?” dedi. Bu müjdeyle onun yüzü aydınlandı. Gülerek: “Evet isterim Yâ Rasûlallah!” dedi. Efendimiz: “İşte bunlar senin için var..” buyurdu.

Yine o: “Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamberin sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi Peygambere yüksek sesle bağırmayın. Yoksa farkına varmadan, işledikleriniz boşa gidiverir” (Hucurat:2) ayeti nazil olunca evine çekildi. Resûlullah’ın mescidine gelmedi. Kendini, yaptıklarım boşa mı gidiyor diye hesaba çekti. Yanına gelenlere bu sebepten gelmediğini söyledi. Efendimiz bunu haber alınca ona adam gönderdi ve:

“Git ona şöyle söyle. Sen cehennemlik değilsin. Cennetliksin…” buyurdu.

Ne hassasiyet!… Ne derinlik!… Ne iman!… Ne sevgi!… Allah’ım bizleri de böyle hassas anlayışlı ve titiz davranışlı eyle!…

Sâbit İbni Kays (r.a) Hz. Ebû Bekir (r.a) devrinde Yemâme savaşına katıldı. Müseylime üzerine gönderilen orduda Ensar’lı askerlerin kumandanıydı. O gün kefenini giydi. Hanut yağı sürerek bedenini kokuladı ve meydana atıldı. Müslümanların hamiyetlerini kabartan, müşriklerin de korkularını çoğaltan bir vuruşmaya girdi. Şiddetli darbeler aldı. Fakat düşmanın da gücünü kırdı. Orada şehit düştü. Cenâb-ı Hak şefaatlerine nail eylesin. Amin.

Kaynak: Mustafa Eriş, Altınoluk Dergisi, 1998 – Mart, Sayı: 145, Sayfa: 026

Paylaş.

Yorumlar