SABIR NEDİR? SABIRLA İLGİLİ AYETLER

0

Sabır; îtidâli muhâfaza etme, tahammül gösterme, acıya katlanma, göğüs germe, sıkıntı ve meşakkatlere karşı soğukkanlılıkla mukâvemet etme, aklın ve dînin gösterdiği yolda sebât etme mânâlarına gelir.

Bütün ahlâkî güzellikleri içine aldığı için sabrın dînimizdeki mevkii çok ihti­şamlıdır. Sabır, ilâhî rızâyı mûcib mübârek bir ahlâkî vasıftır.

Dîn ve ahlâkta sabır, hoşa gitmeyen ve ıztırap veren hâdiseler karşısında muvâzeneyi bozmadan sükûnete bürünmek, Hakk’a teslîm olmaktır.

Bu hususta İmam Nevevî şöyle der:

“Sabır, nefsi emredilen şeyleri yapmaya mecbur kılmaktır. Bu da ibâdetlerin meşakkatlerine, belâlara ve günah dışındaki zararlara tahammülle gerçekleşir.”

Sabredilecek hâdiseler karşısında; rûhânî vasıflar olan af, hilim, tevâzû, iffet, kanâat, şefkat, merhamet, nezâket ve müsâmaha gibi ahlâkî meziyetlerimizi kullan­mamız lâzımdır.

Sabır, güzel ahlâkın ağırlık merkezidir. Îmânın yarısı, ferah ve saâdetin anah­tarıdır. Cennet nîmetlerine kavuşturan büyük bir fazîlettir. Her türlü hayırlar ve yüksek kazançlar “sabır”da olduğu için başta ülü’l-azm peygamberler, bil-cümle enbiyâ, evliyâ ve ulemâ, sabrı meslek hâline getir­mişlerdir.

SABIR HAKKINDAKİ ÂYET-İ KERİMELER

Kur’ân-ı Kerîm’de yetmiş küsur yerde sabırdan bahsedilir. Muhtelif âyetlerde Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e ve O’nun şahsında bütün ümmete sabır tavsiye edilmiştir. Bu âyetlerden birkaçı şöyledir:

وَاصْبِرْ وَمَا صَبْرُكَ إِلاَّ بِاللهِ وَلاَ تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلاَ تَكُ فِي ضَيْقٍ مِمَّا يَمْكُرُونَ

“Sabret, Sen’in sabrın da ancak Allâh’ın (yardımı) iledir. (Îmân etmiyorlar diye) onlara üzülme! Hîlele­rinden dolayı da sıkıntıya düşme!” (en-Nahl, 127)

وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ

“Rabbinin hükmüne sabret! Çünkü Sen, Bizim nezâretimiz altındasın! Kalktığın sırada Rabbini hamd ile tesbîh et!” (et-Tûr, 48)

وَاصْبِرْ حَتَّىَ يَحْكُمَ اللهُ

“…Allâh’ın hükmü gelinceye kadar sabret!..” (Yûnus, 109)

وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ

“Sabah akşam Rabbine ibâdet ve niyazda bulunan ve O’nun cemâlini (rızâsını) isteyen mü’min­lerle beraber Sen de sabret!..” (el-Kehf, 28)

Peygamberlerin hayatı, tevhîd mücâdelesi esnâsında mâruz kaldıkları sıkıntılara karşı sergiledikleri dâsitânî sabır örnekleri ile doludur. Hazret-i Nûh -aleyhisselâm-, dövülme ve alay edilme gibi muhtelif eziyetlere 950 sene sabretmiştir. Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm-, İsrâîloğulları’na:

اسْتَعِينُوا بِاللهِ وَاصْبِرُوا

“…Allâh’tan yardım isteyin ve sabredin!..” (el-A’râf, 128) tavsiyesinde bulun­muştur. Hazret-i Eyyûb -aleyhisselâm-, başına gelen her türlü ibtilâ ve musîbete sabretmiş:

إِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًا نِعْمَ الْعَبْدُ إِنَّهُ أَوَّابٌ

“…Biz O’nu her hususta sabırlı bulduk; O ne güzel kuldu! Dâimâ Allâh’a yöne­lirdi!” (Sâd, 44) şeklinde ilâhî iltifâta mazhar olmuştur. Âyet-i kerîmede buyrulduğu üzere Hazret-i Lokmân -aleyhisselâm- da oğluna:

يَا بُنَيَّ أَقِمِ الصَّلوةَ وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنكَرِ وَاصْبِرْ عَلَى مَا أَصَابَكَ إِنَّ ذلِكَ مِنْ عَزْمِ اْلأُمُورِ

“Yavrucuğum! Namaz kıl, iyilikleri emret, kötülüklerden nehyet, başına gelene de sabret! İşte bunlar, azmedilmeye değer işlerdir!” (Lokmân, 17) diye nasî­hatte bulunmuştur.

Hazret-i Peygamber -aleyhissalâtü vesselâm- Efendimiz ise, bilhassa Mekke ve Tâif halkının ağır hakâret ve zulümlerine karşı büyük bir sabır göstermiş, bir müddet sonra da bu insanlar îmân ile şereflenmişlerdir.

Enbiyâ ve evliyâ, sabırla Allâh’ın yardımına nâil oldular. Bu sebeple onlar bizim örnek alacağımız numûne şahsiyetler olmalıdır. Sabrın dünyevî tarafı acı, uhrevî tarafı çok tatlıdır. Sabrın acılarını sîneye çe­kenler, ebediyet devleti olan cennete ve Allâh’ın rızâsına kavuşurlar.

Bizler, nefs ne kadar isterse istesin, harâm olan şeylere meyletmemek; bilakis ne derece ağır olursa olsun, sabredip tahammül göstermekle mükellefiz. Allâh’ın emirlerini, ne kadar zor gelirse gelsin, sabırla îfâ etmek mecbûriyetindeyiz!

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Nebiler Silsilesi 1, Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
KIRIK DİŞİN TEDAVİSİ VAR MIDIR?

https://vimeo.com/157992422

Kapat