RUSLARIN ÖZİ KATLİAMI

2

Araştırmacı-Yazar Fahri Sarrafoğlu, tarihte en çok cenk ettiğimiz milletlerden biri olan Ruslar’ın silahsız sivil-asker Türk ve Müslüman ahâliyi nasıl katlettiğini anlatıyor…

Kırım Harbi esnasında Prens Potemkin kumandasındaki yaklaşık 80 bin kişilik Rus Ordusu Özi Kalesi’ni kuşattı. Uzun süren kuşatma ve şehirde çıkan yangınların ardından Osmanlı Garnizonu beyaz bayrak çekip 17 Aralık 1788’de teslim oldu. Buna rağmen Ruslar, teslim şartlarına uymayarak şehir halkını ve Osmanlı askerlerini katlettiler; öyle ki katledilen insanların çürümüş cesetlerinin kokusu Rus Ordusu’nu kaleden yaklaşık 25 km (15 mil) geriye çekilmeye zorladı.

Şehirdeki asker ve sivil 25 bine yakın kişi en ağır işkencelerle katledildi. Havadisi alan Padişah I. Abdülhamid yaşadığı üzüntü sebebiyle felç geçirdi, kısa süre sonra da vefât etti. Osmanlı Devleti’nin Kırım’ı almak için başlattığı bu savaş 1792’de Yaş Antlaşması ile Kırım’ın tamamen Ruslar’a bırakılması ile sonuçlandı.

Şu an Topkapı Sarayı girişinde bulunan Özi Kalesi taşı, Sultan 2. Abdülhamid zamanında geri alınan kalenin, 3. Ahmed zamanındaki yapım kitabesidir. Kitabe, Kafkas savaşlarından sonra buraya nakledilmiştir. Binlerce masum insanımızın nasıl katledildiğinin bir belgesi olarak durmaktadır.

Paylaş.

2 yorum

  1. Roman Velev on

    Esselamu Aleyküm.

    Sayın Fahri Sarrafoğlu’nun biraz daha araştırma yapmasını tavsiye ederim. Zira onun makalesi Türkiye toplumunda sırf rus düşmanlığını yaratmak için yazıldığı düşüncesini yaratmaktadır. Bu kışkırtmaları Osmanlı Devleti zamanında İngiltere yapmıştır, şimdi ise aynı şekilde Batı’nın, yani AB ve ABD’nın ve onların sponsor oldukları tarafından yapılmaktadır.
    Evet Ruslarla en az 12 defa savaşmışız, ama bu, onların bize şuanda düşman oldukları anlamına gelmez, makale ise tam da bunu yaratmaktadır.

    Tarihe bakacak olursak:
    1. Bahsedilen savaş Kırım Savaşı değildi. Kırım savaşı 1853-56’da yapıldı Sultan Abdülmecid zamanında. Makaledeki savaş ise, bazen ikinci rus harbi olarak geçiyor, 1787-1791 yıllar arasında yapılmıştır.
    2. Sultan II. Abdülhamid Han ruslardan ne Ozi kalesini ne de her hangi bir başka kaleyi geri almamıştır. Ozi kalesi 1788’den beri Oçakov ismiyle ruslarda kalmıştır, 1991’den sonra Ukrayna’dadır, şimdi ise ABD orada üssünü kuruyor.
    3. Kale Kafkasya ile bir ilgisi yok. Az önce ifade edildiği gibi, bulunduğu yer şuanki Ukrayna, Odesa’ya yakın, Dinyeper nehrinin Karadeniz girişindedir.
    4. Osmanlı Devleti 1787’de İngiltere’nin kışkırtma ve oyununa gelerek kendisi Ruslara savaş ilan etmişti ve böylece 1774’teki Küçük Kaynarca barış antlaşmasını 13 sene sonra ihlal eden oldu.
    5. Rus ordusu 80 bin değil en fazla 50bine kadardı.
    6. Ozi Kalesi savaş esnasında kuşatılmış ve aralık 1788’de ruslar tarafından alınmıştır. Kuşatma esnasında, hele de çok yoğun bombardıman ve top ateşi altında, doğal olarak, hem asker hem de sivillerin şehit düşmesi maalesef doğaldır, ancak makalede yazıldığı gibi ”kalenin teslim edildikten ve beyaz bayrak çekildikten sonra 25 bin asker ve sivili işkencelerle katlettiler” ifadesi gerçeği yansıtmıyor. Ceset kokusundan 25 km uzaklaşması da tamamen bir uydurmadır.
    Genel olarak kuşatmada yaklaşık 50bine kadar rus vardı, savunmada ise 15-20bin arası Osmanlı vardı. Kuşatmada yaklaşık 7-8bin rus ile yaklaşık 11bin Osmanlı şehit düştü. Kale düştükten sonra esir alınan yaklaşık 4-5 bin Osmanlı savaş esirinin hiçbirine katliam yapılmamıştır. Üstelik rus tarih kaynaklarında Ozi kalesindeki Osmanlı askerlerinden saygıyla bahsedilmekte ve mertliklerinden bahsedilmektedir!
    Bu arada, bazı kaynaklarda şu veriler de var: kalenin limanında bulunan o zamana kadar büyük ölçüde mağlup ve tahrip edilen Osmanlı Ozi filosu kaleyi kış ayların başlamasıyla kaleyi terk etmişti…

    Evet ruslarla çok savaştık, ama onurla, göğüs göğüse savaşmışız. Bunun en büyük örneği de İstanbul’daki Selimiye Camii’ndeki ruslar tarafından esir alınan ve Osmanlı’ya iade edilen büyük gazimiz ve Plevne kahramanı Osman Paşa’nın kabristanıdır…

    Tarihi doğru bilmek ve doğru aktarmak lazım.
    Saygı, sevgi ve selametle.

  2. Nihat Unver on

    Tesekkur ederim. Roman Velev bey, 2. Abdulhamit’in kaleyi geri aldi ifadesini saskinlikla okumustum. Simdi her sey yerine oturdu.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
KUR’ÂN’IN EN BÜYÜK MÜFESSİRİ

Kur’ân-ı Kerîm’in en büyük müfessiri Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- olduğu için bütün hadîs-i şerîfler, Kur’ân-ı Kerîm’in tefsîri mâhiyetindedir....

Kapat