RAMAZAN’DA EN SIK YAPILAN YANLIŞ

0

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Buket Yavuz Koçoğlu, Ramazan ayında beslenme hakkındaki doğru bilinen yanlışları anlattı.

Ramazan ayı, her yıl tüm dünyada büyük bir coşku ve heyecanla karşılanıyor.

Ancak ülkemizde Ramazan denildiğinde akıllara ilk önce, bin bir çeşitten oluşan yemek ziyafetleri geliyor. Gün boyunca yaşanılan açlıklar, insanları sahur ve iftar sofralarında aşırı yemeye ve sağlıksız beslenmeye yönlendirebiliyor. Bu tür yanlışlar da vücutta bazı sağlık problemlerinin yaşanmasına zemin hazırlayabiliyor.

RAMAZAN’DA EN SIK YAPILAN 7 YANLIŞ

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Buket Yavuz Koçoğlu, Ramazan ayında beslenme hakkındaki doğru bilinen yanlışları anlattı.

1- YANLIŞ: Ramazan, bir süredir uzun günlere denk geldiği için oruç tutanların vücudu susuz kalır. Bu nedenle vücudun gün içinde alamadığı sıvıyı yerine koyabilmek için iftardan sonra tüm sıvı çeşitleri tüketilebilir.

1- DOĞRU: Tüm gün boyunca su ihtiyacını gideremeyen vücut, sıcakların da etkisiyle daha fazla sıvıya gereksinim duyar. Bu sebeple oruç tutanlar, iftar sonrası harareti alır düşüncesiyle limonata, şerbet, kola ya da gazoz gibi içeceklere yönelebiliyorlar. Fakat bu tür şekerli ve asitli içeceklerin tüketiminin doğru olmadığı bilinmelidir. Sindirimin boş olduğu zamanlarda öncelikle su tüketilmelidir. Çünkü uzun saatler boyunca susuz kalan vücut yalnızca suya ihtiyaç duyar. Ayrıca iftar ve sahur vakitleri arasında birden bire yüklenmemek ve tüm geceye yaymak kaydıyla 2 litre su tüketilmesi gerekir.

2- YANLIŞ: Oruç tutan kişiler, açlık kan şekerinin düzenlenmesi için reçel, bal, pekmez gibi besin ürünleri tüketmelidir.

2- DOĞRU: Oruç tutan insanlar, uzun süren açlıklar sonucu kan şekeri düşmesi gibi sorunlar yaşayabiliyor. Kan şekeri değerlerini düzenleyebilmek için ise iftarda reçel, bal, pekmez gibi içinde fazlaca şeker barındıran besin ürünlerinin tüketimine yönelebiliyor.

Fakat uzun bir orucun ardından bu tür besinlerin tüketimi kan şekerinin hızla yükselmesine ve yine aynı hızla düşmesine neden olabilir.

Bunun yanı sıra insanlar, oruçlarını iftariyeliklerle açmaları gerektiğine dair bir inanışa sahiptir. İftariyeliklerin mideyi zorlamadığına ve rahatlattığına inanırlar. Aslında bu düşünce yanlış değildir. İftara çok sıcak olmayan bir çorba ile başlanabilir. Daha sonra tercihe göre ufak iftariyeliklere geçilebilir. Kahvaltılık besinler ise daha çok sahur için uygundur.

Fakat yine de iftarda kahvaltılık besinler tüketilmek isteniyorsa; 30 gram kadar küçük bir peynir ve iki-üç adet zeytin yeterlidir.

3- YANLIŞ: Uzun süren açlıktan sonra iftarda tüm yiyecekler yenilebilir.

3- DOĞRU: İnsanların büyük bir çoğunluğu, uzun saatler aç kaldığı gerekçesiyle iftar saatinde tüm yiyecekleri yiyebilme hakkına sahip olduğunu düşünür. Fakat iftarda, yalnızca vücudun ihtiyaç duyduğu kadarının karşılanması gerektiği unutulmamalıdır. Örneğin; normal kiloya sahip bir kişinin iftarda ve sahurda yaklaşık olarak iki su bardağı süt/yoğurt, avuç içi büyüklüğünde et, tavuk ya da balık, her iki öğünde de pişmiş sebze ve salata tüketmesi yeterli olacaktır.

Ayrıca yine iftarda ve sahurda bir kase çorba, bir dilim pide veya küçük bir tabak bulgur ya da makarna, sahurda ve iftardan sonraki ara öğünlerde meyve tercih edilebilir. Bunun yanı sıra bir adet yumurta, 10 adet fındık, ceviz ya da badem ve 50 gram kadar peynir de tüketilebilir.

Mide-bağırsak sisteminin yorulması, tansiyonun aniden yükselmesi ve şekerin hızla yükselmesi gibi durumlardan kaçınmak için yemekleri doğru sırayla ve az miktarlarda tüketmek gerekir. Örneğin; iftarda az çorba, küçük iftariyeliklerle birlikte bir dilim pide (25 gram), içerisinde et bulunan bir sebze veya çok yağlı olmayan bir et yemeği yenilebilir. Ya da altı kaşık kadar bir sebze yemeği, arzu ediliyorsa küçük bir tabak bulgur veya makarna, taze salata, yoğurt, ayran veya cacıktan oluşan bir mönü tercih edilebilir.

4- YANLIŞ: İftar yemeğinin hemen ardından tatlı yenilebilir.

4- DOĞRU: Ramazan’da en sık yapılan yanlışlardan biri de iftarın üzerine bir de tatlı yemektir. Bu, her şeyden önce sağlıklı beslenme düzenine aykırıdır. İftarda yenen yiyecekler vücuda yeteri kadar enerji, protein, karbonhidrat ve yağ yüklemesi yaptığından bir de üzerine tüketilen tatlı, kilo artışına zemin hazırlayabilir. İftar sonrası tatlı gereksinimi duyuluyorsa; hurma, kuru üzüm ya da kuru incir seçenekleri çözüm olabilir. Fakat mutlaka bir tatlı yemek isteniyorsa, Ramazan tatlısı olarak bilinen güllaç iyi bir alternatif olabilir.

Çünkü güllaç, içerisinde yağ bulundurmadığı gibi şeker seviyesi de ayarlanabilir bir tatlıdır.

İftardan iki saat sonra, şeker yoğunluğu çok fazla olmamak kaydıyla bir dilim güllaç yenilebilir. Fakat tatlı alternatifi, mönüye haftada yalnızca bir gün eklenmelidir.

5- YANLIŞ: Sahurda pilav ve komposto tüketmek gün boyu tok kalmayı sağlar.

5- DOĞRU: Sahur da en az iftar kadar önemlidir. İnsanların büyük bir çoğunluğu ise sahurda yenilecek pilav ve şekerli kompostoların gün boyunca tok kalmayı sağladığına inanır.

Fakat böyle bir beslenme şekli, kendini şehir hayatına kaptıran ve düzenli olarak fiziksel aktivite yapmayan insanlar için uygunsuzdur. Genellikle insanlar sahuru günün son öğünü olarak algılasa da aslında günün ilk öğünüdür. Vücut ise tüm gün boyunca sahurda yenilen besinlerin enerji ve proteinini kullanır. Bu nedenle sahurda yenecek yiyecekler vücut direnci için büyük önem taşır. Sahurda bir yumurta, iki dilim peynir, üç ya da beş adet zeytin, bir su bardağı süt veya yoğurt, bir avuç dolusu taze meyve ve 10 adet fındık/badem veya üç tam ceviz içi tüketilebilir.

Ramazan’da alınacak en uygun karbonhidrat kaynağı, tam buğday unundan üretilmiş ekmeklerdir. Bu nedenle iki-üç dilim tam buğday ekmeği yenilebilir. Fakat Ramazan’ın olmazsa olmazlarının başında pide gelir.

Eğer kişinin herhangi bir sağlık sorunu bulunmuyorsa haftada bir-iki defa olmak şartıyla pide tüketebilir. Bu tarz bir beslenme şekliyle yapılacak sahur ile kasların protein ihtiyacı karşılanır ve uzun dönem açlığın neden olacağı kas kaybı da önlenmiş olur.

6- YANLIŞ: Oruç tutmak, kişinin zayıflamasını sağlar.

6- DOĞRU: Ramazan ayı, vücudun seri besin yüklemesinden uzaklaşması ve kişinin biraz da olsa kilo vermesi için uygun bir dönem olarak sayılabilir.

Fakat orucun zayıflama amaçlı tutulması, sakıncalı durumların ortaya çıkmasına neden olabilir. Aç kalmanın kilo vermekle aynı anlam taşımadığı akıllardan çıkmamalıdır. Hatta uzun süren açlıklarda enerjiyi doğru kullanamayan vücudun her yiyeceği yağ olarak depolayabileceği de unutulmamalıdır. Doğru yapılmış bir sahur sonrası iftar öğününde yenilecek az çorba, etli bir sebze yemeği çeşidi, bir dilim pide ya da alternatif olarak üç-dört kaşık bulgur, yoğurt ve bol salata; kilo vermeye yardımcı olabilir. İftar ve sahur arasında bol su içmeye de özen gösterilmelidir.

Düzenli su tüketiminin kilo vermede ve yağların vücuttan atılmasında büyük önem taşıdığı bilinen bir gerçektir.

7- YANLIŞ: Oruçluyken egzersiz yapılabilir.

7- DOĞRU: Ramazan’da sağlıklı beslenmek kadar vücut şeklini ve kiloyu korumak da özen gerektirir. Bu nedenle yapılan fiziksel aktivitelere de dikkat edilmesi şarttır. Çünkü oruçluyken aç karınla yapılan spor hareketleri, vücut için çok sakıncalıdır. Gün içinde gereksinim duyduğu enerjiyi bulamayan vücut, kasları enerji kaynağı olarak kullanabilir. Bu da tartıda kilo düşüşü olarak gözlemlense de sonucu yağ değil kas azalması olacaktır. Spor yapılacaksa, iftardan iki saat sonrası tercih edilmelidir. Tabii her ne kadar iki saat sonrası uygun görülse de, vücudun hâlâ dolu olduğu göz önünde bulundurulmalı ve zorlayıcı hareketlerden kaçınılmalıdır. Bu nedenle yemekten sonra yarım saatlik yürüyüş yapılabilir.

Genel bir değerlendirme yapıldığında Ramazan ayı, beslenme olarak yılın diğer zamanlarına göre çok da farklılıklar içeren bir dönem değildir. Yalnızca kendine özgü bir düzene sahiptir.

Bu nedenle doğru hazırlanan öğünlerle kişi, vücudunun gereklerini doğru şekilde karşılarken, fazla kilolardan korunabilir, hatta istenmeyen kilolarından da kurtulabilir.

ORUÇLUYKEN UYKUMUZ NEDEN GELİR?

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
ÜMMETİ BİRLEŞTİRECEK ADIM

“Ben Müslümanlardanım” ikrarı, ümmet fertleri için etnik ve her terlü gurupsal farklılıkların üstünde ve önünde “buluşma noktası”dır. Önemli olan bu...

Kapat