Ramazan Sonrası Şekere Dikkat!

Ramazan ayı sonrasında günde üç öğün beslenme ritmine geçişte bayram dolayısıyla tüketilen şeker ve unlu gıdaların kalp sağlığı açısından risk oluşturabileceği belirtildi.

Ramazan ayı sonrasında günde üç öğün beslenme ritmine geçişte bayram dolayısıyla tüketilen şeker ve unlu gıdaların kalp sağlığı açısından risk oluşturabileceği belirtildi.

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Nezihi Küçükarslan, insan vücudunun bir denge ve ritim içerisinde çalıştığını söyledi.

Üç öğün beslenme bu dengenin ve ritmin önemli unsurları olduğunu belirten Küçükarslanı, "Ramazan ayı boyunca 11 ay süresince bu ritimle çalışan sindirim sistemimiz sahur ve iftar olmak üzere iki beslenme periyodu ile sınırlanır. Orucun ilk günlerinde bu ritmi sahur ve iftar ritmine çevirmede nasıl birkaç gün zorlanıyorsak, üç öğüne dönüş sırasında da vücut uyum sürecinde zorlanma geçirir" dedi.

RİSK TAŞIYAN BESLENMELER

Küçükarslan, bayramda tüketilen gıdaların ve şeker ikramının bu uyum süreci ritmini bozduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Vücutta istemeyen şeker yüklenmeleri unlu gıdaların tüketilmesi, et tüketiminin artması gibi sebeplerle yağ oluşumu artışı, vücut yağ dengesinin bozulmasına sebep olur. Unlu ve şekerli gıdaların son noktası vücut yağ döngüsüdür. Kalp koroner damarlarındaki tıkanıklıkların, beyine giden damarların tıkanıklıklarına sebep olan damar sertliğinin ilk başlangıç noktası yağlı plaklardır. Vücut yağ dengesinin bozulmasına eşlik eden bayram rehaveti, uyku sürelerinde uzamalar ve hareket kısıtlılığının artışı, kalp koroner kan damarlarının tıkanıklığı ve yaşlılarda felçle sonuçlanabilen beyin damarı tıkanıklıkları için yüksek risk oluşturuyor."

Doğal sebze meyve ile zenginleştirilmiş bir diyetin, yeme kültürünün kalp ve insan sağlığı için vazgeçilmez olduğuna dikkati çeken Küçükarslan, "Beslenme için lifli, posalı gıdaları tercih edilmeli. Şekerle zenginleştirilmiş gazlı içecekler özellikle çocuklar için büyük tehlike" diye konuştu.

Küçükarslan, aşırı şeker tüketiminin, beraberinde alınması gereken tuz ihtiyacını da artıracağını bunun da ekstra tansiyon yükselmesine neden olabileceğini de ifade etti.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.