Ramazan Müminlerin Cansuyudur

Altınoluk Dergisi, 387. sayısında Ramazan'ı işliyor. Dergi, "Ramazan Müminlerin Cansuyudur" kapağıyla okurlarına sesleniyor.

Altınoluk sunuş yazısında şöyle tanıtılıyor:

Aziz Okuyucu Şunun şurasında sayılı günler kaldı.

Yakında “Bu akşam teravih başlıyor, gece sahura kalkacağız” diyeceğiz. Ramazan geliyor, oruç geliyor.

Belli ki yeni bir hayat geliyor.

Toplumumuzun çok çok büyük bir kesiminde yeni bir iklim demek Ramazan.

Baharın içindeyiz, dallara su yürüdü, yeniden diriliyor ağaçlar, yemyeşil oldu her yer.

Ona benzer biraz Ramazan’la - Oruçla buluşma milletimiz için.

Her birimiz bir şekilde diriliriz sanki.

“Allah ve Rasulü, sizi, size hayat verecek şeye çağırdığında ona icabet edin” diye buyuruluyor ya Kur’an-ı Azimüşşan’da, bunun bir örneğini Ramazan’la yaşarız bizler.

Şunu söylemek yanlış olmaz:

Ramazan’la birlikte herkesin hayatına müspet bir şeyler gelir, katılır. Her birimizde iyi bir taraf uyanır, harekete geçer.

Bunların her biri İslam’dan bir parçadır. Allah ve Rasulullah’ın bildirdiği şeylerden diriltici bir özdür.

Hani, biraz da küçük bir eleştiri dozuyla denir ya “Ramazan Müslümanı” diye bir söz.

Nedir o?

Aslında herkesin hayatına Rama­zan’la birlikte İslam kaynaklı bir şeyin girmesidir o.

Aslında insanımızın bünyesinde İslam vardır, çeşitli sebeplerle bastırılmış, azalmış, neredeyse görünmez hale gelmiştir. Ama insanımızın derinlerdeki hassasiyeti, onun tamamen silinip gitmesine de izin vermemektedir. O giderse sanki bir başka insan olacaktır, kendini kaybedecektir. Evet, hayatın içinde savruluşlar vardır, aşınmalar vardır, İslam’la ilişkilerin ne olduğuna dair unutmalar vardır, ama gene de tümden bir silinme yoktur.

Kapağımıza “Ramazan mü’min­lerin cansuyudur” ifadesini koyduk.

Bu ifade Ali Büyükçapar’ın yazısında geçiyor.

Ne kadar güzel bir tanımlama.

İşte aynen öyle, Ramazan, öyle bir can suyu gibi gelir ki insanımızın, toplumumuzun hayatına, biz bir İslam toplumunun güzelliklerine tanık olmaya başlarız.

Dünkü hayatında şunlar şunlar yoktu da, bugün şunlar oldu.

Ne yapmalı?

Böyle bir insanı yadırgamalı mıyız?

Dün şunlar şunlar yoktuysa, bugün de olmasın varsın tavrı mı sergilemeliyiz?

İşte bu değil, diyoruz.

Altınoluk’un bir sayısının kapağında Ramazan için “İslam günleri” ifadesini kullanmıştık.

“Ramazan bir Müslüman toplumda her insana, artı bir güzellik getirir, İslam’ın tamamı olursa ne kadar güzel olur” demiştik.

Buradan yola çıkarak, Ramazan’da buluştuğumuz İslâmî güzellikleri, ister ibadet boyutunda olsun, ister insan ilişkilerinde, iyilik paylaşımlarında olsun senenin bütün günlerine taşımayı konuşmak lazım.

Biliyoruz ki İslam, sadece Ramazan günlerinde çoğalıp, başka zamanlarda azalan bir hayat çerçevesi değildir.

İbadetse, Allah’a bağlılığımızın dai­mi göstergesi olarak...

İnsan ilişkilerinde hakkaniyetse, dürüstlükse, güvenilirlikse, ihtiyaç sahibinin yardımına koşmaksa bütün zamanlarda...

Ramazan’da “Ben Müslümanım, mü’minim” idraki can suyu bulmuş hale geliyorsa, onu bütün zamanlara taşımak da, kazanılacak bir şuur halidir.

Ne diyelim: Hayatımıza iyilikler getiren kutlu ay, kutlu ibadet, seni canı gönülden selamlıyor ve içinde İslam’ın güzelliklerini kuşandığımız bir mevsim olmanı diliyoruz. İyi ki her sene geliyorsun. Her sene bizi tutuyorsun.

Sizleri Altınoluk’la başbaşa bırakıyoruz, sağlıcakla kalın. Allah’a emanet olun."

Ayrıntılı Bilgi: www.altinoluk.com.tr

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.