PEYGAMBERİMİZ (S.A.V) GENÇLERE DEĞER VERİRDİ

0

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) gençlere verdiği değerler…

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- aynı zamanda gençlerin fikirlerine de değer verirdi. Mekkelilerin Medîne’ye saldırmak üzere büyük bir orduyla geldiğini haber alınca, Medîne’de kalıp savunma harbi yapmanın daha uygun olacağını düşünmüştü. Fakat Bedir Gazvesi’ne katılamayan genç sahâbîler, büyük bir iştiyak ve heyecan içinde düşmanla yüz yüze savaşmayı istediler. Bunun üzerine muhârebenin Uhud’da yapılmasına karar verildi.

Allah Rasûlü’ne büyük bir aşkla bağlanan gençler, hayatlarının en büyük inkılâbını yaşadılar. İslâm’dan önce bir hiç iken, îmân ile şereflendikten sonra her biri birer yıldız insan hüviyeti kazandı. Vaktiyle ilgisizliğe terk edilmiş nice genç insan, Peygamber Efendimiz’in tedris ve terbiyesi sâyesinde, dünyaya yön veren örnek şahsiyetler hâline geldi. Âdeta ölülerden diriler çıktı, kömürden elmas elde edildi.

İslâm’dan önceki Ömer, kendi kızını elleriyle diri diri toprağa gömen, merhametsiz ve haşin tabiatlı bir insandı. İslâm’dan sonra aynı silüet içinde, fakat gözü yaşlı, gönlü muhabbet ve şefkat dolu, yerdeki karıncayı dahî incitmekten sakınan bir Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- oldu.

“–Fırat’ın kenarında bir kuzu zâyî olsa, bu sebeple Allâh’ın beni hesâba çekmesinden korkarım.” diyerek kendisini derin bir nefis muhâsebesine tâbî tuttu. Geceleri sırtında un çuvalı ile mâtemlerin civârında gezer oldu.

Diğer bir misâl de Abdullah bin Mes’ûd -radıyallâhu anh- Hazretleri’dir. Bu güzîde sahâbî, Bedir’de yere yıkılan Ebû Cehil’in üzerine çıkıp göğsüne oturduğunda, can vermek üzere olan azgın müşrik:

“–Çok yüksek ve sarp bir tepeye çıktın ey zavallı koyun çobanı!” diye ona hakaret etmişti. (İbn-i Hişâm, II, 277)

Yani o, mâzîsi itibârıyla insanlar tarafından hakir görülen “basit bir koyun çobanı” idi. Hidâyete kavuşup Rasûlullâh’ın terbiyesinden geçince, gönlü deryâ hâline geldi, inceldi, derinleşti. İşte, büyük bir hukuk ekolü olan meşhûr Kûfe Mektebi, bu şanlı sahâbînin eseridir. Şu anda hangi İslâmî ilim dalına baksak, en başlarda onun ismini görürüz.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hakk’a Adanmış Gençlik , Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
ESKİYİ GİYMEYENİN YENİSİ OLMAZ!

Asr-ı saadet insanından ibretlik tablo... Akîl bin Ebî Tâlib -radıyallâhu anh-, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in: “Abdest için bir...

Kapat