PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN HAZRET-İ ÂİŞE VÂLİDEMİZLE EVLENMESİ

0

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile Âişe vâlidemizin nikâhları hicretten evvel Mekke’de kıyılmış, ancak evlilikleri Medîne’de tahakkuk etmiştir.

Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ- şöyle anlatmaktadır:

Allâh Rasûlü Medîne’ye hicret ettiği zaman bizi ve kızlarını Mekke’de bırakmıştı. Daha sonra Zeyd bin Hârise ile Ebû Râfî’yi iki deve ve ihtiyaç duyacakları şeyleri almak üzere 500 dirhem parayla Mekke’ye gönderdi. Babam Ebû Bekir de Abdullâh bin Uraykıt’ı iki veya üç deve ile onlarla birlikte gönderdi. Kardeşim Abdullâh’a; annem Ümmü Rûmân’ı, beni ve kız kardeşim Esmâ’yı develere bindirerek göndermesi için haber yolladı.

Ebû Râfî, Fâtıma’yı, Ümmü Gülsüm’ü ve Sevde bint-i Zem’a’yı; Zeyd de Ümmü Eymen’i ve oğlu Üsâme’yi develere bindirdi. Hep birlikte yola çıktık. Minâ’dan Beyz mevkiine ulaştığımızda devemiz kaçtı. Biz hevdecin içindeydik. Annem; “Eyvâh kızcağızım! Eyvâh gelinciğim!” diyerek çırpınıyordu. Allâh Teâlâ devemizi sâkinleştirip bizi selâmete erdirdi.

Nihâyet sağ sâlim Medîne’ye vardık. (Allâh Rasûlü ile nikâhımız Mekke’de kıyılmış olduğu hâlde) ben âilemle birlikte kalıyordum. O sıralar, mescid ve civârındaki odalar yapılmıştı. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in âilesi kendi odalarına yerleştiler. Bir müddet sonra babam:

“–Yâ Rasûlallâh! Ehlinle evlenmekten Sen’i alıkoyan nedir?” diye sordu.

Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“−Mehirdir.” buyurdu.

Bunun üzerine babam Ebû Bekir, yardım olarak on iki buçuk ukıyye gönderince Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- mehrimi vererek Şevvâl ayı içinde benimle evlendi. Düğün için ne deve ne de koyun kesildi. Sâdece Sa’d bin Ubâde -radıyallâhu anh-, Rasûlullâh -aleyhissalâtü vesselâm-’a büyük bir kapla yemek gönderdi.

KAYNAK: Osman Nuri TOPBAŞ, Hazret-i Muhammed Mustafa-1, Erkam Yayınları, İstanbul

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
İSLAMİYET’TE İLK EZAN NASIL OKUNDU?

Peygamber Efendimiz'in Medine döneminde okunmaya başlanan ezanın tarihi... Namaz vaktini cemaate duyurmak için önceleri yalnızca “Namaza, namaza!” ifâdeleri söylenirdi. Daha...

Kapat