PEYGAMBER EFENDİMİZ NASIL KONUŞURDU?

0

Hazret-i Muhammed Mustafâ (s.a.v.) insanların en fasih, veciz ve hikmetli konuşanı, en özlü söz söyleyeni ve merâmını en doğru şekilde ifâde edeni idi.

Ebedî saâdet rehberimiz ve emsâlsiz örnek şahsiyet Hazret-i Muhammed Mustafâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem- zarûret olmaksızın ve sevâbını umduğu meseleler hâricinde konuşmazdı. Konuşması Müslümanlara faydalı olacak, onları birbirine ısındıracak, aralarındaki tefrikayı ve soğukluğu giderecekse konuşurdu. Konuşma hâlinin zikir olmasına dikkat ederdi. Yüksek sesle konuştuğu aslâ görülmezdi. Kısa ve özlü konuşur, sözü lüzumsuz yere uzatmazdı.

HUTBELERİNİ KISA TUTARDI

Cuma ve bayram hutbelerini de ölçülü tutar, ne çok uzatır, ne de anlaşılmayacak derecede kısaltırdı. Bu sebeple, kendisini dinleyenler, son derece canlı ve uyanık olur, sanki başlarında bir kuş varmış da kıpırdasalar uçuverecekmiş gibi huzur ve heyecan hâlinde bulunurlardı. Efendimiz’in mübârek ağzından çıkan nasihatleri tefekkür ve idrâk eder, hattâ ezberleyip birbirlerine tekrar ederlerdi.

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN ÜSLUBU

Allah Resûlü, az sözle çok şey ifâde etme (cevâmiü’l-kelim) üslûbunu tercih ederdi. Ancak bunu yaparken, insanların anlama kâbiliyetini mutlaka hesâba katardı. Anlaşılmayacak şeyler söylemezdi. Herkes söylenenden ders alırdı.

Konuşması son derece tatlı ve gönül okşayıcı, kelimeleri net, ne fazla ne de eksik idi. Tane tane konuşur, her cümlesi, dinleyenler tarafından rahatça anlaşılırdı.

“KONUŞMASINI ÜÇ DEFA TEKRARLARDI”

Enes -radıyallâhu anh-’ın haber verdiğine göre; Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- sözünün iyi anlaşılması için konuşmasını üç defâ tekrarlardı. Bir topluluğun yanına varıp onları selâmlayacağı zaman, üç defâ selâm verirdi. (Buhârî, İlim 30, İsti’zân 13)

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN KONUŞMASI

Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ- şöyle der:

“Resûlullah’ın -sallâllâhu aleyhi ve sellem- konuşması, herkesin anlayacağı şekilde açık ve netti.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 18/4839)

“Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- sizin yaptığınız gibi çabuk çabuk konuşarak sözlerini arka arkaya sıralamazdı.” (Buhârî, Menâkıb, 23)

İnsanları hayra dâvet ederken ve onlara İslâm’ı tebliğ ederken güzel öğütlerle, hikmetli söz ve misâllerle konuşmak, Peygamber Efendimiz’in üslûbu idi. Bütün insanları kuşatan engin merhametiyle O, iyilik, hidâyet, kurtuluş, fazîlet ve insanlık adına, tatlı tatlı, ağır ağır yağan yağmur gibi, gönülleri yeşertirdi.

Fahr-i Kâinât Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- koyduğu kâideleri en açık delillerle sağlamlaştırır, en özlü hikmetlerle açıklardı. Bir suâl tevcih edildiğinde, verdiği cevap çok net olur, kendisiyle mücâdele edildiğinde, getirdiği deliller sapasağlam ve açık olurdu.

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN ŞAKALARI NASILDI?

Resûlullah -aleyhissalâtü vesselâm- şakalaşırdı; fakat şakalarında ne bir aşırılık ne de hakîkat dışı bir beyân olurdu. Biriy­le konuştuğunda, yalnız başıyla değil bütün vücuduyla ona yönelirdi.

Hâsılı O, insanların en fasih, veciz ve hikmetli konuşanı, en özlü söz söyleyeni ve merâmını en doğru şekilde ifâde edeni idi.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 2, Erkam Yayınları

MÜSLÜMANIN KONUŞMA ÜSLÛBU NASIL OLMALI?

Paylaş.

Yorumlar