Ömer Lütfi Take Kimdir?

İlim Yayma Cemiyeti'nin kurucuları arasında olan Ömer Lütfi Take vefat etti.

İlim Yayma Cemiyeti'nin 1951'deki 68 kurucusundan biri olan Ömer Lütfi Take, Hakk'a yürüdü. Cenazesinin Cuma namazına müteakip Fatih Camii'nden kaldırılacağı öğrenildi.

Ömer Lütfi Take ile İlim Yayma Vakfı Dergisi'nde yayınlanan röportajını sizlerle paylaşıyoruz:

Öncelikle bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?

1924’de Bursa’da doğdu. Sultanahmet’te yüksek ticaret okulu mezunuyum. Bursa’da abim ile ortak urgan fabrikamız vardı. Babamın nasihati üzerine abim üretiyor ben satıyordum. Bizim imalatımız meşhurdu. 1950’de işim dolayısıyla İstanbul’a geldim Beyazıt Gedikpaşa da dükkân açtım. 1990 yılında Medine de ikamet aldım ve oradan bir ev aldım. Evim Kuba yönünde Ravza’ya yürüyerek 20 dakika uzaklıkta Medine-i Münevvere de işçi durumundayız oradan buraya izinle dönüyoruz. Altı ay dolmadan geri dönmem gerekiyor. Hanımım ile 6 ay Medine’de kalıyoruz altı ay Türkiye’de. Dolayısıyla yılın yarısı oradayız yarısı burada.

Babanızdan biraz bahseder misiniz?

Babam kırım’dan gelmiş annemin tarafı Rusya’da Kazan’dan gelmiş.Onunda Bursa’da deri fabrikası vardı. Benim bildiğim kadar babam ve amcam iki kardeş ortak çalışıyorlardı. Dedem kırım’dan gelip Eskişehir’e yerleşiyor sonra naklediyorlar kendilerini Bursa’ya. Çarık üretiyorlardı o zaman ayakkabı yoktu. Çarıkçı Mustafa ve Hüseyin biraderler olarak biliniyorlar. Çarık imal edip satıyorlardı. Sonra ayakkabı çıktı çarık işi bitti. Sonra babam dokuma tezgâhlarında mekik ipliği getirir götürürdü kumaş olur mekiğin o vurduğu şeye "take" derler onu yapmış ve soyadımızda buradan geliyor. Bunu babam geliştirmiş bundan önce yokmuş. Babam İslam’a hadim hizmet eden bir adamdı. Esat Erbili hocadan ders almış.

Manevi olarak nereden beslendiniz ve vakfımıza ve talebelerimize tavsiyeleriniz nelerdir?

Babası annesi Müslüman olan çocuk evinden gördüğünü yapacak kitap merakım vardı çok eser okudum karınca kararınca. Bildiğimiz kadarıyla da hizmet etmeye çalışıyoruz Hizmetiniz mükemmel millete ve vatana hayırlı evlatlar yetiştiriyorsunuz Allah hizmetlerinizi daim eylesin. Böyle vakıflara ihtiyacımız var devam etmesi için çalışmamız lazım.

1950’de İstanbul’a gelmişsiniz. 1951’de kurulan İlim Yayma Cemiyeti’nin kurucularındansınız. Belli ki böyle sosyal işlere, kültürel işlere merakınız vardı. Tüccar olmanızın yanında başka neler yaptınız? Kendinizi geliştirmek insanlara hizmet etmek adına ne tür ortamlarda bulundunuz?

Abdülaziz Bekkine Hoca benim akrabamdı, İstanbul’a ilk geldiğim birkaç ay onun evin - de kaldım. Sonra kendim ev tuttum. Cemiyet fikrini gündeme getiren, bu işin ilk defa kıvılcımını atan Abdülaziz Bekkine Hoca idi. Onun zamanında Konya lezzet lokantası sahibi vardı. O, Nurettin Topçu ve birkaç tane avukat arkadaşımız böyle bir cemiyet kuralım istediler. Ben o zaman 20–25 yaşlarında idim cemiyete üye oldum. İlk toplantımızı Konya Lezzet lokantasında yaptık. Bu cemiyeti niçin kuracağız, ne yapacağız maksadımız nedir burada karar verdik. Bir de hatırlayabildiğim kadarı ile cemiyetin kurucuları arasında Vehbi Bilimer vardı.

Aziz Efendiden biraz bahseder misiniz?

Abdülaziz Bekkine hoca dinin yayılması, halka açılması, hayırlı evlat yetiştirilmesi için hevesliydi. Bekkine Hoca’nın hafızası çok kuvvetliydi. Aziz Efendinin ömrü kısa idi. 1952 senesinde hacca gitti. Burada çaydan başka bir şey içmeyen insan, orada soğuk sular içe içe Şam’dan gelirken hastalanmış, boğaz kanseri olduğundan bahsediliyor. Orada ilk tedavisi yapılmış doktorlar orada kalmaları için ısrar etmişler ama beraberindekilerde bir an önce çocuklarına kavuşmak istiyorlar. Gidelim biz orada tedavi ettiririz demişler. Hoca Efendi’nin geldikten sonra hastalığı nüksetti, İstanbul’a geldikten bir iki ay sonra Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Allah rahmet eylesin.

Aziz Efendi’den sonra Mehmet Efendi (Zahit Koktu Hazretleri) ile irtibatınız oldu mu, ilişkiniz oldu mu? Başka o devrin ulemasından sülehasından kimlerle yakınlığınız oldu?

Camii cemaati olarak gelir giderdik Cuma günü ziyaretlerine... Onun dışında hususi bir yakınlığımız olmadı Mehmet Efendi ile. Doktor Ahmet Mahzur Osman vardı o hocaefendiye gelir giderdi. Erbakan hoca falan gelir giderdi. Erbakan hoca, Almanya’ya giderken Aziz Efendi’nin elini öptü, Allah’a ısmarladık dedi gitti bende oradaydım.

1950 senesinden bugüne ülkemizdeki ne gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

1950’de cemiyet kuruldu. İmam hatipler açıldı. Allah daha daim etsin, çoğaltsın inşallah, İslam’a hizmet eden yeni bir gençlik yetiştirmek önemli. Türkiye’de İslam’a hakim olan yeni gençlik yetiştirilmesi lazım. Karşı taraf çok iyi çalışıyor biz çalışmıyoruz. Daha çok çalışmak için çalışmalarımıza yön verecek liderler lazım. Cemiyetimizin böyle insanlar yetiştirmesi lazım.

Kaynak: Konuşan; Ali Osman Pekmezci, İlim Yayma Vakfı Dergisi

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • Muhterem,l Ömer Lütfi Take (Allah Rahmet eylesin) , benim eniştemdir. Şahsen ben de kendisinden yardımlarını görmüşümdür, Allah kendisinden razı olsun ve gani gani Rahmet eylesin. Çok yardımsever hayırlı bir insandı. Bence cennete layık bir insan varsa o da eniştem Ömer Ĺütfi Take diye düşünüyorum.

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.