Ofis Çalışanları En Çok Nelerden Şikayetçi Oluyor?

Araştırmalar, ofiste çalışanların en çok gürültülü yemek yiyen ve inilti çıkaran mesai arkadaşlarından şikayet ettiklerini tespit etti.

Bir teknoloji firmasının İngiltere'de, personel sayısı 250'den az olan işletmelerde istihdam edilen bin ofis çalışanıyla birebir görüşerek yaptırdığı araştırmada, meslektaşların davranışlarından kaynaklanan dikkat dağınıklığının bir çalışanın günde ortalama 22 dakikasına mal olduğu sonucuna varıldı. BBC'de yer alan habere göre araştırma sonuçları şöyle oldu:

GÜRÜLTÜLÜ YEMEK YİYEN ÇALIŞMA ARKADAŞI

Anket sonuçları, çalışma ortamında gürültülü yemek yiyen ve inilti çıkaran çalışma arkadaşlarının ofis çalışanlarının en fazla yakındıkları konular arasında olduğunu ortaya koydu.

ÇALIŞANLAR ÇÖKEN BİLGİSAYARLAR VE İNTERNETTEN ŞİKAYETÇİ

Çalışanların verimliliğini en fazla etkileyen konunun teknoloji olduğunun saptandığı araştırmada, katılımcıların yüzde 92'si çöken bilgisayarların ve yavaş internet bağlantısının verimliliklerini etkilediğini söyledi. Söz konusu, aksaklıkların çalışanların günde ortalama yarım saat vakit kaybına yol açtığı kaydedildi.

SICAKLIK PROBLEMİ

Bir diğer önemli şikayet konusunun da oda sıcaklığı olduğu belirtilirken, katılımcıların yüzde 82'si fazla sıcak veya fazla soğuk ofislerde çalışmaktan şikayetçi olduklarını ifade etti.

Çalışanların, yaklaşık üçte biri rahatsız edici bir çalışma arkadaşı, yüzde 20'si çalışma ortamı ve yüzde 10'u da teknik sorunlardan duydukları rahatsızlıktan hayatlarında en az bir kez işten ayrıldıklarını aktardığı kaydedildi.

AKASAKLIKLAR PERSONEL BAŞI 5 SAATE MAL OLUYOR

Ayrıca araştırmada, çalışma arkadaşlarının, ofis ortamının ve teknik problemlerin yarattığı rahatsızlıkların sonuç olarak personel başına haftada 5,5 saat iş kaybına yol açtığı ifade edildi.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.