NUH KAVMİ NEDEN HELAK OLDU?

0

Nuh kavminin helak olmasının sebepleri nelerdir? İşte cevabı…

Nûh kavminin helâk sebeplerinden başlıcaları şunlardır:

1) Küfür içindeydiler. Peygamberlerini, haşri ve neşri inkâr ediyorlardı.

2) Putlara tapıyor ve şirki teşvîk ediyorlardı.

3) Nûh’u (a.s.) küçümsüyor, âsî olup O’na eziyet ediyorlardı.

4) Kibirliydiler; fakîrlere “reziller” diye hitâb ediyorlardı. Hikmet sâhiplerini de küçük görüyorlardı. Hakîkaten, kibirleri yüzünden fakîrlerle oturmayı isteme­mek de, helâk olan kavimlerin kötü hasletlerinin başlıcalarındandır.

5) Kadınlarında edeb, iffet ve hayâ yoktu.

6) Dünyâ lezzetlerine çok düşkündüler.

7) Şükretmiyorlardı. Hâlbuki Cenâb-ı Hak, verdiği nîmetlere şükredilmesini ve nankörlük edilmemesini emretmektedir.

Bir hadîs-i şerîfte şükür ve sabır ehli şöyle tavsîf edilmiştir:

“İki haslet vardır ki, bunlar her kimde bulunursa Allâh onu şükredici ve sabredici olarak yazar. Bu iki haslet kendisinde bulunmayan kimseyi ise şükredici ve sabredici olarak yazmaz:

Her kim dînî hususlarda kendinden üstün olana bakıp ona uyar ve dünyevî konularda ise kendinden aşağı olana bakıp, Allâh’ın verdiği nîmetlere hamdederse, işte böyle olan kimseyi Allâh, şükredici ve sabredici olarak yazar. Dînî hususlarda kendinden aşağıda olana bakan, dünyevî konularda ise kendinden üstün olana bakıp elde edemediklerine üzülen kimseyi de Allâh şükredici ve sabredici olarak yazmaz.” (Tirmizî, Kıyâmet, 58)

Nûh (a.s.) çok şükredici bir kuldu. Allâh Teâlâ onun bu husûsiyetini, bütün in­sanlığı ilâhî nîmetler karşısında şükredici olmaya teşvîk için şöyle hatırlatır:

إِنَّهُ كَانَ عَبْدًا شَكُورًا

“Şunu bilin ki Nûh çok şükreden bir kul idi.” (el-İsrâ, 3)

Nitekim Nûh (a.s.) bir şey yiyip içmesinden elbise giymesine kadar, her hareketinde dâimâ Cenâb-ı Hakk’a hamd hâlindeydi. Giyinirken, yerken “besmele” çeker; yediğini bitirince veya giydiğini çıkarınca da “elhamdülillâh” derdi. Bunun için Cenâb-ı Hak ona “Abden şekûrâ: şükredici bir kul” ismini vermiştir. (İbn-i Hanbel, ez-Zühd, s. 50)

ŞÜKÜR NEDİR?

Şükür; kulun, ihsân edilen nîmetlere ve iyiliklere karşı sevinerek onları ihsân eden Rabbine çeşitli söz ve davranışlarla hâlisâne bir kullukta bulunmasıdır. Bu da gösteriyor ki şükür, nîmetin hakîkî sâhibini bilmenin ismidir.

Seriyyü’s-Sakatî -kuddise sirruh- buyurur:

“Bir kimse bir nîmete kavuşur, fakat şükrünü îfâ etmez ise, o nîmet elinden alınır!”

Nitekim Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede buyurur:

لَئِنْ شَكَرْتُمْ َلأَزِيدَنَّكُمْ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِي لَشَدِيدٌ

“…Eğer şükrederseniz, elbette size (nîmetimi) artırırım. Ve eğer nankörlük eder­seniz, hiç şüphesiz azâbım çok şiddetlidir!” (İbrâhîm, 7)

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Nebiler Silsilesi 1, Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar