Müslümanları Katleden Myanmar'a Ödül

Gallup araştırma şirketi en yardımsever beş ülkeyi belirledi. Müslümanların katledilmesine ses çıkarmayan Myanmar halkı liste başında yer aldı.

Gallup araştırma şirketinin yaptığı bir çalışma, insanların başkalarına yardım etme isteğinin pozitif ekonomik faktörlerin göstergesi olduğunu ortaya koyuyor.

KATLİAM YAPANLAR YARDIMSEVER OLDU

140 ülkede 145 bin kişi ile yaptığı araştırmada Gallup, katılımcılara son zamanlarda herhangi bir yardım kuruluşuna bağış yapıp yapmadığını, gönüllü çalışmada bulunup bulunmadığını veya ihtiyacı olan bir yabancıya yardım edip etmediğini sordu.

Sonuçlar 2016 Küresel Sivil Katılım Raporu'nda toplandı. Bu veriler 7,4 milyar olan dünya nüfusuna uyarlandığında her ay 1,4 milyar insanın yardım kuruluşlarına para bağışında bulunduğu, 1 milyar insanın gönüllü çalışmalara katıldığı, 2,2 milyar insanın ise yabancılara yardım ettiği görüldü.

MÜSLÜMANLARA ELEKTRİK VEREN MYANMAR BAŞTA

Myanmar halkının çoğu yardım etme konusundaki bütün sorulara 'evet' yanıtı vererek liste başında yer aldı.

Yer alan haberde "Burada güçlü Budist gelenek yardımseverlik ve cömertlikte önemli rol oynuyor. Budistler yaptıkları hayırlı işlerin bir daha dünyaya geldiklerinde kendilerine artı puan olarak döneceğini ve daha iyi bir yaşam sürmelerini sağlayacağına inanıyor.

Gıda ve para yardımının çoğu rahipler ve manastırlar için yapılıyor. Son dönemlerde Batı kültürüyle temasın artması sonucu yetimhanelere de daha fazla yardım yapılmaya başlanmış" denildi. Ancak her gün Müslümanları katleden ve geçtiğimiz günlerde 5 yaşındaki çocuğa elektrik verip öldüren Budist rahiplerin nasıl bir hayır işlediği merak konusu oldu.

MİLYONLARCA MÜSLÜMANI KATLEDEN ABD İKİNCİ SIRADA

Gallup listesinde ikinci sırada yer alan ABD'de yardımseverliğin pek dini kaynaklı olmadığı görülüyor.

Büyük şehirde, banliyöde ve kırsal bölgelerde yardım farklı biçimler alabiliyor. Washington DC'de çok sayıda STK ve hayır kurumları bulunuyor. Daha küçük bölgelerde bile yardım eylemleri zorunlu davranış gibi görülüyor.

Bu özellik kuşaktan kuşağa geçiyor. Bazıları insanların birbirine yardım etmesi geleneğini medeniyeti ayakta tutan şey olarak görüyor.

ABD'ye yerleşmiş yabancılar da Amerikalıların yardımseverlik ve cömertliğini olağanüstü buluyor.

AVUSTRALYA

Özellikle Melbourne'de yardımseverlik, hem bölgesel hem de küresel etkinliklere katkıda bulunma ruhu oldukça gelişkin. 2003'te erkeklere özgü sağlık sorunlarına dikkat çekmek amacıyla başlatılan ve Kasım ayında erkeklerin bıyık bırakmasını teşvik eden Movember Vakfı dünya çapında bir hareket haline geldi.

2004'te Endonezya'da tsunami felaketi yaşandığında 20 milyon nüfuslu Avustralya'dan 42 milyon dolar bağış yapılmıştı.

2009'da çok sayıda evin yandığı ve can kaybının olduğu orman yangınlarında da büyük bir yardım kampanyası yürütülmüştü.

Avustralya karşılıklı güven duygusunun ve sosyal güvencenin gelişkin olduğu bir ülke. İşsizlik yardımı ve iyi bir sağlık sistemi insanların kendisini güvende hissetmesini sağlıyor.

YENİ ZELANDA

Küçük bir ada ülkesi olan Yeni Zelanda halkının komşularıyla dayanışma geleneği eskilere dayanıyor.

Kırsal bölgelerin hakim olduğu ülkede herkeste birbirini tanıyor olma hissi hakim. Toplumdaşlık duygusunun da yardımseverlik özelliğinde belirleyici olduğuna inanılıyor.

The Free Store (Bedava Dükkan) gibi girişimler restoran ve fırınlarda satılmayan malzemeyi toplayarak alım gücü olmayanlara bedava dağıtıyor.

2011'de yüzlerce insanın ölümüne, binlercesinin yaralanmasına neden olan Christchurch depreminin de ülkedeki yardım duygusunu güçlendirdiği söyleniyor.

Yeni Zelanda halkı ülkenin doğal güzelliklerinden doyasıya yararlanabiliyor. Ülkenin her noktasından deniz kıyısına en fazla uzaklık 130 km.

CÖMERTLİK VE YARDIMSEVERLİK

Gallup'un araştırmasında şu sonuçlar ortaya çıktı:

EN ÇOK BAĞIŞ YAPANLAR

Myanmar

Endonezya

Avustralya

Malta

Yeni Zelanda

EN ÇOK GÖNÜLLÜ ÇALIŞANLAR

Türkmenistan

Myanmar

Endonezya

Sri Lanka

ABD

EN ÇOK YABANCIYA YARDIM EDENLER

Libya

Somali

Malavi

Botsvana

ABD

Kaynak: timeturk.com

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.