MÜSLÜMANI ZENGİNLEŞTİREN TİCARET

1

İnfâk edilen mal bereketlenir; infâk edilmeyense, sahibi için ya dünyada bir fitne ya da âhirette bir azap sebebi olur. İnfâk edilmeyen mal, kulu şımartıp azgınlığa sevk eden nefsânî arzulara sermâye teşkil eder.

Hadîs-i şerîfte buyurulur: “Ey Âdemoğlu! İhtiyacından fazla olan malını sadaka olarak vermen, senin için iyi; vermemen ise kötüdür…” (Müslim, Zekât, 97; Tirmizî, Zühd, 32)

Cömertlik fazîletini ve cimrilik iptilâsını Mevlânâ Hazretleri ne güzel tasvir eder:

“Cömertlik, Cennet selvisinin dalıdır. Bu dalı elinden bırakana eyvahlar olsun! Ekin eken, önce ambarı boşaltır, ama sonra hâsılatı pek çok olur. Fakat tohumu ambarda tutan ise, sonunda onu farelere yem yapar.”

Hakîkaten, ambardaki azıcık tohum, vaktinde ve usûlünce toprağa ekilirse, daha da bereketlenerek geri döner ve ambarı yeniden doldurur. Bunun gibi, Allâh’ın ihsân ettiği nîmetleri yine O’nun rızâsı yolunda sarf etmek, onları eksiltmez, bilâkis artırır.

İNFAK EDENLER FAKİRLEŞMİYOR

“Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size çirkin şeyleri (cimriliği) telkin eder…” (el-Bakara, 268) âyet-i kerîmesi muktezâsınca, fakir düşmekten korkmaksızın, cömertçe infâk etmek gerekir. Zira şimdiye kadar, Allah için helâl kazanıp helâl verenin, infâkı sebebiyle fakir düştüğü görülmemiştir.

Bir mütefekkir der ki: “Allah, sevdiği kulunun malını, o infâk ettikçe daha da artırır. Sevmediği kulunun, yani haramdan kazanıp cimrilik edenin malını ise, o vermediği zaman daha da artırır. Fakat bu mal da ya harama gider, ya da sahibinin âhiretini helâk eder.”

Allah yolunda cömertçe infâk edebilmek, yüksek bir pâyedir. Bu pâyeye lâyık olmayan cimri veya riyâkâr kimselere, Hakk’ın rızâsına muvâfık bir şekilde infâk edebilme şerefi nasîb olmaz.

BİR HAYRA KARŞILIK YEDİ YÜZ ECİR VAR

Hakk’a teslîm olan gerçek bir mü’min bilir ki, Cenâb-ı Hak, cömert kulunun amelini zâyî etmez. Hem bir hayrın karşılığını ondan yedi yüz misline kadar ecir olarak ihsân eder, hem de infâk edilenin yerine daha hayırlısını lûtfeder. Yeter ki kul, tam bir ihlâs, tevekkül ve teslîmiyetle infâk edebilsin.

Hazret-i Ali (r.a.) ne güzel buyurur: “Yoksullaştığınız zaman sadaka veriniz ki, Allah da kendisiyle ticaret yapmış gibi size bol rızık versin.”2

Şüphesiz ki bütün mahlûkâtın cömertliği, Allah Teâlâ’nın cömertliğinden bir tecellî kırıntısıdır. Kulunun azıcık cömertliğine çok daha fazlasıyla karşılık vermek, Rabbimiz’in yüce şânındandır. Dolayısıyla, Hak rızâsı için verebilen kârdadır. Gerçek ve kalıcı kazanç da budur. Asıl, elden çıkarılamayan, infâk edilemeyen nîmetler zâyî olmuş demektir. Nitekim âyet-i kerîmede buyrulur:

“Allâh’ın kereminden kendilerine verdiklerini (infâk etmekte) cimrilik gösterenler sanmasınlar ki o kendileri için hayırlıdır; bilâkis bu, onlar için pek fenâdır. Cimrilik ettikleri şey de kıyâmet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mîrâsı Allâh’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Âl-i İmrân, 180)

Dipnotlar: 2) Şerif Er-Radıy, Nehcü’l-Belâğa, No: 258.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altınoluk Dergisi 363. Sayı Mayıs 2016

Paylaş.

1 Yorum

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
ÜMMÜ BÜCEYD (RA) KİMDİR?

 Ümmü Büceyd radıyallahu anhâ Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize gönlündeki ıstırabı açan ve infak konusunda soru soran bir hanım sahâbî......

Kapat