Müslüman Olarak Nelere Sahibiz?

Bilgi edinmenin zorluklarını aşabilmek hayli zor. Hayata dair temel kazanımlar farklı biçimlerle insan tarafından öğrenilir. Çocuklukla başlayan bu sürece nihayette yoktur.

Malumatı irfana çevirmek şart!

Gerçek, hakikat ve değer adlarını alan imtihan basamakları önümüzde duruyor buyurun yola çıkın.

Esma zikri ile terbiye edilen insanlık bugün yeni arayışlarla varlığına anlam verebilmenin çilesini yaşıyor. Derin katmanlarla her gün bin bir bilmece ile muhatap olan insanın işi hayli zor. Teknolojinin erdemle tanışmasında daha ilk adımlar bile atılmadı. Modern dünyanın önümüze sunduğu imkânların büyüsü gönüllere kıyametler yaşatıyor.

Müslüman olarak nelere sahibiz?

Diğergâmlık, adalet, dürüstlük, hakkaniyet, barış, eşitlik, anlamlı hayat, tasarruf, aile ve yurt sevgisi.

Peki karşımızda hangi oluşumlar yer alıyor; kölelik, esaret, zorba yönetim, sahtekarlık, dalavere, savaş, ırkçılık, hiçlik duygusu, tüketim israfı, cinsel serbestlik.

İmtihanın iki tarafı ortada!

BAŞLANGIÇ NOKTAMIZ!..

Başlangıç noktamız iman ve güvendir bu da inanmak ve bağlanmak şeklinde kendini gösterir. Allah’a inanan kimse akıl, ruh, kalp, beden gibi bütün yönleriyle sağlam ve tutarlı bir kişilik geliştirir. Böylece hem kendi iç dünyasında hem de toplumla ve yaratılmışlarla ilişkilerinde mutlu ve başarılı olur. Huzur ve güvende olmak, sevilmek, sayılmak ve itibar görmek gibi temel gereksinimlerini karşılar. Zorluklar ve sıkıntılar karşısında teselli bulur. Her şey onun için imanın aydınlığında anlamlı hâle gelir. “Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. Diriltir, öldürür. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Hadid suresi, 2)

Muhabbet gönle Allah’ın esmasıyla nakşedilir. Sevgi zorlukları kolaylaştırır gülü dikeniyle kabul etme erdemine insanı taşır. Allah’ın hoşnutluğunu kazanma ülkü haline gelince varlık kanatlanır, hakikate vasıl olur.

ALLAH'IN ÇAĞRISI

Endişeleri elinizin tersiyle itin ve kendinize yönelip onurlu mümin olmanın kıvancıyla Allah’ın çağrısına beş vakit cevap verin. Yaşayan ve yaşatan insanı kâmiller önümüzde ışık olurken karanlıktan korkmanın bir anlamı olabilir mi?

Dünya her gün yeniden kurulur.

Farklı hesapların içinde Allah’ın da bir hesabı olduğunu bir daha hatırlatmak yaşadığımız hayatın sıkıntılarından bizleri kurtaracak, Allah’ın rahmeti gönüllerimizi huzura ulaştıracaktır.

Allah bes bâki heves!

Kaynak: Ali Büyükçapar, Altınoluk Dergisi, Sayı: 365, Ağustos 2016

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.