MUHTAÇ OLUNAN KUDRET

0

Allâh Teâlâ, bizâtihî vardır. Kayyûm’dur. Esmâ-yı ilâhiyyeden olan Kayyûm, ezelden ebede kendi zâtıyla kâim, dâim ve var olan, varlığında da hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan demektir. Bilâkis var olmak husûsunda her şey O’na muhtaçtır.

Kur’ân-ı Kerîm’de:

“Ey insanlar! Hepiniz Allâh’a muhtaçsınız! Allâh ise, (her şeyden) müstağnîdir (hiçbir şeye muhtaç değil ve) övülmeye lâyık olandır.” (Fâtır, 15)

“Hiç şüphesiz Allâh, bütün âlemlerden müstağnîdir.” (el-Ankebût, 6) buyurulmaktadır.

Bu ilâhî beyânların bir diğer mânâsı, Cenâb-ı Hakk’ın kendi varlığı için hiçbir başka müessire ihtiyacı olmadığını ifâdedir. Bunun içindir ki özlü bir şekilde «Allâh zâtı ile kâimdir» denilir.

Eğer kul, Cenâb-ı Hakk’ın zâtının muktezâsı olan bu sıfat-ı ilâhiyyesini müdrik ve ona kâmil mânâda îmân hâlinde olmazsa, Allâh hakkındaki inancı eksik ve geçersiz olur. Çünkü bu, her şeyin aslı ve yaratıcısı olan Allâh Teâlâ’ya -mâsivâya âid olan- hâdis (sonradan olma) gibi bir sıfatın yakıştırılması mânâsını taşır.

Oysa Cenâb-ı Hakk, mâsivâya âid her türlü sıfattan berî ve münezzehtir. Ancak bu hususta kâmil bir îmâna eren gönüller de, «Kayyûm» ism-i şerîfini dillerinden düşürmezler ve bunun bereketiyle Allâh’tan başkasından kalbî râbıtalarını kesip Allâh’ta fânî ve bâkî olurlar. Yâni kulun bu ism-i şerîften hazzı, Allâh’tan başkasından müstağnî olduğu nisbettedir.

Ashâbdan bir kimse:

“Ey Allâhım! Hamdlerim Sanadır, nimetleri veren Sen’sin, Sen’den başka ilâh yoktur, Sen semâvât ve arzın celâl ve ikrâm sahibi yaratıcısısın. Hayy ve Kayyûm’sun. Yâ Rabb! Senin bu yüce isimlerini kendime şefaatçi yaparak Sen’den istiyorum!..” diyerek duâ etmişti.

Bunu Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- işitti ve yanındakilere:

“Bu kişinin neyi vesile kılarak duâ ettiğini biliyor musunuz?” diye sordu.

“Allâh ve Rasûlü daha iyi bilir?” dediler.

Âlemlerin Efendisi şöyle buyurdu:

“Nefsimi kudret elinde tutan Zât’a yemin ederim ki o, Allâh’a ism-i A’zam ile duâ etti. O ism-i A’zam ki, onunla duâ edilirse Allâh icabet eder, onunla istenirse verir.” (Tirmizî, Deavât, 63)

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, İslam İman İbadet

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
BOŞANMA SEBEPLERİ VE ÇÖZÜM YOLLARI 1

Boşanmış ya da boşanmanın eşiğinden dönmüş, evliliği problemler içinde, zorla sürüklenen bir tanıdığı olmayan, maalesef yok gibi… Nereye doğru gidiyoruz?...

Kapat