Minik Furkan Karanlık Dünyasını Aydınlatacak Yardım Elini Bekliyor

Zonguldak'ta, iris ve lens gelişimi bozukluğunun yanı sıra göz tansiyonu bulunan 5 yaşındaki Furkan'ı maddi imkansızlıklar nedeniyle kök hücre nakli ameliyatı yaptıramayan ailesi maddi desteğe ihtiyaç duyuyor.

Zonguldak'ta, iris ve lens gelişimi bozukluğunun yanı sıra göz tansiyonu nedeniyle görme yeteneklerini kaybeden 5 yaşındaki Furkan Deniz Çoban, kök hücre nakli için kendisine uzanacak yardım elini bekliyor.

Maden işçisi olarak çalışan Recai (32) ile ev kadını Selma Çoban (33) çiftinin tek çocukları olan Furkan Deniz Çoban'a, iris ve lens gelişimi bozukluğunun yanı sıra göz tansiyonu teşhisi konuldu.

İstanbul Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde muayene edilen Furkan'ın görme yeteneklerinin iris ve lens gelişimi bozukluğunun yanı sıra göz tansiyonuna bağlı olarak kaybolduğu söylendi.

TEDAVİ OLMAZSA GÖREN IŞIĞIDA KARARACAK

İstanbul'da çeşitli tedaviler yapılan ve çok az da olsa görme yetisini kazanan Furkan, kök hücre nakliyle karanlık dünyasının aydınlanacağı günü bekliyor.

Baba Recai Çoban, AA muhabirine yaptığı açıklamada, maden ocağında çalıştığını ve oğlunun doğumunun ardından gözlerinin kapalı olduğunu fark ettiklerini söyledi.

Çocuğunun durumunu öğrenmelerinin ardından çeşitli hastanelere gittiklerini anlatan Çoban, "Oğlumu tedavi yaptırarak belli bir seviyede gözlerini açtırabildik. Tedavisi için İstanbul'a gittik. Bize burada kornea nakli yapıldı ancak o da olmadı. Geçen yıl tekrar doktoruna gittiğimizde bize, 'kök hücre nakli' yapılması gerektiğini söyledi. Yaklaşık 2 ay önce de yine İstanbul'da özel bir doktora gittik. O da bize, 'Samsun'da bir arkadaşının olduğunu' söyledi ancak kendisine ulaşamadığı için de geri dönüş yapılmadı. Oğlum da göz tansiyonu var, o da sinirlerine zarar veriyor. Eğer kısa zamanda kök hücre nakli olmazsa gören gözleri de görmeyecek ve ışığı kapanacak. Kök hücre naklinin ardından gözlerinin açılması için kornea nakli yapılacak." diye konuştu.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.