Mevlânâ Müzesi Ziyaretçi Rekoru Kırdı!

Türk ve İslam dünyasının en büyük mutasavvıflardan Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin türbesinin bulunduğu Mevlana Müzesi, geçen yıl 2 milyon 581 bin 5 yerli ve yabancı ziyaretçi ile rekor kırdı.

Konya'da Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin türbesinin bulunduğu Mevlana Müzesi, 2015'te 2 milyon 581 bin 5 turist ile yine bir ziyaretçi rekoruna imza attı.

Türkiye genelinde en çok ziyaretçi ağırlayan müzeler içerisinde yer alan Mevlana Müzesi, geçen yıl da çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırladı.

Tasavvufta Mevlevi yolunun öncüsü Hazreti Mevlana'nın "gel" çağrısına uyarak, manevi havayı teneffüs etmek için Konya'ya gelen ziyaretçiler, her yıl Kubbe-i Hadra'nın (Yeşil Kubbe) altında buluşuyor.

Ziyaretçi yoğunluğunun her yıl arttığı, 2014 yılı 2 milyon 109 bin 487 kişiyle ziyaretçi rekoru kıran Mevlana Müzesi, 2015 yılında bu rakamı da aşarak 2 milyon 581 bin 5 ziyaretçiye ulaştı.

MİLYONLAR HAZRET-İ PİR'E KOŞUYOR

Konya Müzeler Müdürü Yusuf Benli, yaptığı açıklamada, milyonların "gel" çağrısına koştuğu Mevlana Müzesi'nin, her yıl dünyanın birçok ülkesinden ziyaretçileri ağırladığını söyledi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açıklamaları üzerine 7 Aralık 2014'ten itibaren müzeye girişlerin ücretsiz olduğunu hatırlatan Benli, şöyle devam etti:

"Ücretsiz hale gelmesi ve Hazreti Mevlana ile ilgili yapılan tanıtımlarla, hem iç hem de dış turizmde bu sene daha farklı bir noktaya gelindi. Ücretsiz girişin başlamasıyla birçok turizm şirketi özellikle iç turizmde daha etkin şekilde ziyaretçi getirmeye başladı. 2015 yılındaki savaşlar ve tüm olumsuzluklara rağmen Hazreti Mevlana'ya olan sevgileri insanları yine Hazreti Pir'in bulunduğu kabre doğru sevk etti. Önceki yıl sadece Şeb-i Arus'ta ziyaretçi sayısı 70 bin civarındaydı. Geçen yıl o sayıyı da geçtik. 82 bin resmi ziyaretçi var. Ama Şeb-i Arus günü olan 17 Aralık'ta dua töreni dolayısıyla müzenin kapıları tamamen açıldı. Bunları da ekleyecek olursak yaklaşık 85 bin civarında ziyaretçinin geldiğini söyleyebiliriz."

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.