Kutu Tipi Güneş Fırını Geliştirildi

Bayburt Üniversitesi Mühendisli Fakültesi Termodinamik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erdem Cüce yaptığı açıklamada, güneş fırınlarının dünyada çeşitli ihtiyaçlar kapsamında yaygın olarak kullanıldığına dikkati çekti.

 
 

 

Bu teknolojinin Türkiye için avantajının tamamen yüzde 100 yerli üretimle gerçekleşebilecek ve hemen hemen kapsama dahilinde bütün sektörlere hizmet verebilecek bir alan olması olduğunu vurgulayan Cüce, "Bu olaya sadece güneş fırını olarak bakmamak lazım çünkü damıtık su eldesinden pastörizasyona, ürün kurutulmasına çok farklı konseptlerde kullanılabilen bir teknoloji." dedi.

Cüce, Bayburt taşı kullanılarak üretilen kutu tipi güneş fırınını TÜBİTAK projeleri kapsamında son sınıf öğrencileri Sakine Mine Erkan, Burak Yiğit ve Furkan Atalı'nın bitirme dersi kapsamında yaklaşık 10 günde geliştirdiğini ifade etti.

Çalışmanın öğrenciler ile TÜBİTAK projeleri kapsamında yürüttükleri çalışmalardan biri olduğunu kaydeden Cüce, çalışmanın uluslararası literatürde "solar cookers" diye bilinen güneş pişiricilerinin özel bir alt sınıfı olan kutu tipi güneş fırınlarıyla ilgili olduğunu belirtti.

ÇEVRE DOSTU TEKNOLOJİ

Çalışmanın inovatif tarafının ilk kez ulusal ve uluslararası literatürde Bayburt taşının, bir güneş enerji uygulamasında termal enerji depolama ortamı olarak kullanılması olduğunu söyleyen Cüce, Bayburt taşı entegreli geliştirilen güneş fırınında yapılan ilk ölçümler neticesinde, entegreli güneş fırınının yutucu yüzey sıcaklığının 200 dereceyi bulduğunu aktardı.

Güneş fırınlarının başta yiyecek ısıtılması, pişirilmesi, tarımsal ürün kurutulması, pastörizasyon, damıtık su eldesi gibi çeşitli ihtiyaçlar kapsamında dünyada yaygın olarak kullanıldığını anımsatan Cüce, bu teknolojinin çevre dostu bir teknoloji olduğuna dikkati çekti.

ÇOK UCUZ MALİYETE ÜRETİLİYOR

Cüce, uygulamanın şu anda tüm dünyanın yoğun olarak üzerinde çalıştığı bir güneş enerjisi uygulaması olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

  • "Temiz enerji orijinli bir enerji olması, sürdürülebilir bir teknoloji olduğunu gösteriyor bize. Üretim maliyeti olarak ihmal edilebilir bir üretim maliyeti var. Gittiğiniz her yere götürebiliyorsunuz. Nihayetinde taş esaslı bir malzeme olduğu için Bayburt taşı zaten bir taş ve pişirme doğrudan taş kontaklı bir yüzeyde gerçekleştiği için normal taş fırınlardan aldığınız lezzet ve tadı bu teknoloji kapsamında da alacağımızı düşünüyoruz."

Kaynak: Yenisafak.com

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.