Kuruyemişli Buzluk Kurabiyesi Nasıl Yapılır?

Bayatlamayan, ağızda dağılan kuruyemişli buzluk kurabiyesi nasıl yapılır?

Kuruyemişli buzluk kurabiyesi tarifi:

Malzemeleri:

  • 125 gr. tereyağı
  • 1 adet yumurta
  • 1 çay bardağı yoğurt
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1,5 çay bardağı toz şeker
  • Yarım su bardağı nişasta
  • 3-3,5 su bardağı un
  • 1 paket vanilya
  • Yarım paket kabartma tozu

İçi için,

  • İncir, kuru kayısı, kuru üzüm, ceviz,
  • 1 çay bardağı toz şeker,
  • 2 rendelenmiş elma,
  • 1 tatlı kaşığı tarçın,
  • 1 kâse iri dövülmüş ceviz

Hazırlanışı:

Öncelikle kurabiyenin içini hazırlayın. Elmaları rendeleyip tavaya alın, şeker ekleyip 2-3 dakika pişirin. Doğradığınız 4-5 incir, kayısı ve bir miktar kuru üzümü ekleyip pişirmeye devam edin. Meyveler yumuşayınca, tarçın ve ceviz ilave edip ocaktan alın.

Karıştırma kabına önce sıvı malzemeleri alıp karıştırın. Sonra un, kabartma tozu ve vanilya ekleyerek yumuşak bir hamur yoğurun. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparın ve bezeler hazırlayın. Bezeleri elinizle açıp ortasına iç malzemeden koyup poğaça gibi kapayın ve kenarları çatal ile bastırın. Kurabiyeleri bu şekilde hazırladıktan sonra önce pişirme kâğıdı serili bir tepsiye tek tek yerleştirin ve dondurucuya atıp iyice dondurun.

Donan kurabiyeleri, hem yer kaplamaması, hem de dolap kokusu almaması için çift kilitli poşete koyun ve tekrar dondurucuya kaldırın. Kurabiyeleri pişirmek istediğiniz zaman istediğiniz kadar çıkartıp pişirme kâğıdı serdiğiniz fırın tepsisine yerleştirerek 5-10 dakika beklettikten sonra 180 derece fırında, üzerleri hafif kızarana kadar pişirin.

Pişen kurabiyelerin ilk sıcaklığı gidince, üzerlerine pudra şekeri serpiştirip servis yapın. Âfiyet şifa olsun.

Kaynak: Elif Coşkun, Şebnem Dergisi, Sayı: 163

 

İslam ve İhsan

HİNDİSTAN CEVİZLİ KURABİYE TARİFİ

Hindistan Cevizli Kurabiye Tarifi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.