KURBAN YARDIMLARINDA ÖNCELİK KİMLERE VERİLMELİ?

0

Asr-ı saâdette bayrama, infakla, ikramla, sadakayla hazırlanılır; bayram, Allah için yapılan fedakârlıklarla karşılanırdı. Zira hakîkî bayrama nâil olabilmenin, mahzun gönüllere de bayram neşesi verebilmekten geçtiği, çok iyi bilinirdi.

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN KURBAN BAYRAMI

Nitekim Rasûlullah –sallâllâhu aleyhi ve sellem– zamanında, Kurban Bayramı yaklaştığı bir sırada, ihtiyaç içinde, perişan ve sefil bir bedevî topluluğu gelmişti. Bunun üzerine Rasûlullah –sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kurban etlerinin üç günden fazla saklanmayıp dağıtılmasını istedi. Daha sonra imkânlar artınca, Efendimiz –sallâllâhu aleyhi ve sellem– bu mecbûriyeti kaldırdı. Fakat müslümanları birbirleriyle yardımlaşarak fakirleri gözetmeye teşvikten de geri durmadı.[1]

Bizler de ümmet-i Muhammed olarak şunu düşünmeliyiz: Bugün yeryüzünde bir parça ete hasret nice din kardeşlerimiz varken, kurban vesîlesiyle yapabileceğimiz yardımlarla evvelâ o kardeşlerimizin yüzlerinde bayram sevinci uyandırmalı, o mahzun gönülleri fethetmenin gayreti içinde olmalıyız. Zira böyle bir gönül kazanma seferberliği, Hakkʼın rızâsına ve yakınlığına vuslatın belki de en kestirme yolu olacaktır.

ARŞ-I ÂLÂ’YA ÇIKACAK KURBANLAR!

Dâvud-i Tâî Hazretleriʼnin hizmeti­ne bakan talebesi bir gün ona:

“–Biraz et pişirdim; lütfen buyrun?” der. Üstâdının sükût etmesi üzerine de eti getirir. Ancak Dâvûd-i Tâî Hazretleri, önüne konan ete bakarak: “–Falanca yetimlerden ne haber var evlâdım?” diye sorar.

Talebesi: “–Bildiğiniz gibi efendim!” de­r.

O bü­yük Hak dos­tu da: “–O hâl­de bu eti on­la­ra gö­tü­rü­ver!” buyurur.

Ha­zır­la­dı­ğı ik­râ­mı üs­tâ­dı­nın ye­me­si­ni ar­zu eden sa­mimî talebe ise: “–Efen­dim, siz de uzun za­man­dır et ye­medi­niz!..” di­yerek ıs­rar ede­cek olur.

Fa­kat Dâ­vud-i Tâî Haz­ret­le­ri kabul et­me­yip: “–Ev­lâ­dım! Bu eti ben yer­sem bir müddet sonra dı­şa­rı çı­kar, fa­kat o ye­tim­ler yer­se, ebediyyen kalmak üzere Arş-ı Âlâ’­ya çı­kar!..” buyurur.

Dipnot: 1) Bkz. Müslim, Edâhî, 28, 34; Ebû Dâvud, Edâhî, 9-10/2812.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, 2010 – Kasım, Sayı: 297, Sayfa: 032

Paylaş.

Yorumlar