KUR’AN’IN TEFSİRİ

0

Hiç şüphesiz söz sanatı ile insan rûhunun sıkı bir alâkası vardır. Ku’an’ın tesirinde bu husûsun da rolü büyüktür.

Kur’ân tilâveti bir zikirdir. Kur’an-ı Kerim, Allah kelâmı olması sebebiyle -Arapça bilsin veya bilmesin- okuyucusunun üzerinde târifi imkânsız derin ve esrârengiz bir tesir icrâ ederek onu kendisine çeker. Bu, aynı zamanda Kur’an’ın sahip olduğu belâğatın ve insanüstü ses ve mûsikî âhenginin tabiî bir neticesidir. Zira belâğat ile Psikoloji İlmi arasında sağlam bir alâkanın olduğu, bugün artık iyice yerleşen bir kanaat hâline gelmektedir. Hiç şüphesiz söz sanatı ile insan rûhunun sıkı bir alâkası vardır. Ku’an’ın tesirinde bu husûsun da rolü büyüktür.

KUR’AN’IN TESİRİ

Kur’an’ın nağmesi kulağa eriştiğinde kalb bütün sâfiyetiyle ona yönelir, ondan büyük bir lezzet ve halâvet duyar. Biraz ilerleyince ise mehâbet ve haşyete gark olur. Bazı âyetler kulaklara ulaştığı anda insana sevinç ve haz verir, kalbini yumuşatır, onu ferahlatır ve imanını artırır; bazı âyetler de korku ve dehşetle ürpertir, kalpleri titretir. Bunu gayr-i müslim pek çok insan da itirafa mecbur kalmıştır.[1]

Şu âyetler Kur’an’ın gönüllere tesir ettiğini açıkça ortaya koymaktadır:

“Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağın tepesine indirseydik onun, Allah’a tâzimi sebebiyle başını eğip parçalandığını görürdün.” (Haşr, 21)

“…Rab’lerini tazim edenlerin derileri onu okuyup dinlerken ürperir. Sonra derileri ve kalpleri Allah’ı anmakla ısınıp yumuşar, sükûnet bulur…” (Zümer, 23)

Kur’an’ın tesiri sâyesinde Müslüman olan Prof. Dr. Jeffrey Lang ise duygularını şöyle anlatmaktadır:

“Sonradan Müslüman olan pek çok kişinin de bildiği gibi, Kur’an’ın bu hakîkî gücünü hissetmek için Müslüman olmak şart değildir. Çünkü pek çok insan, Kur’an’ın bu tür tesirini hissettikten sonra İslâm’ı seçmiştir. Ayrıca, İslâm’la uğraşan pek çok gayr-ı müslim akademisyen de aynı hususu ifade eder. Arapça uzmanı olan ve Kur’an-ı Kerim’in İngilizce’deki en iyi tercümelerinden birini yapan Arthur J. Arberry, hayatında geçirdiği zor bir dönem boyunca, Kur’an’ın kendisini nasıl desteklediğini anlatır. Arapça Kur’an’ı dinlemenin kendi kalp atışlarını dinlemeye benzediğini ifade eder. Gayr-i müslim bir yazar olan Frederick Denny, Kur’an’ı okurken, okuyucunun «esrarengiz, bazen de ürpertici bir hâl» hissetmeye başladığından, bazen «son derece korkutucu bir tecrübe» yaşadığından bahseder. Okuyucu, Kur’an’ı okuduğu düşüncesinden ziyâde, Kur’an’ın kendisini okuduğu hissine kapılır.”[2]

KUR’AN’IN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Son günlerde inancın, duanın, Kur’ân okumanın ve diğer zikirlerin insan üzerindeki tesirleri üzerine ilmî araştırmalar yapılmaktadır. Meselâ Dr. Ahmet el-Kâdî, “Kur’ân ve Stres” konusunda bir araştırma yapmış ve hazırladığı tebliği 1984’de İstanbul’da yapılan İslam Tıp Kongresi’ne sunmuştur. Bu bilim adamı, araştırmalarının neticesinde, Kur’ân kelimelerindeki ses hususiyetlerinin stresi azalttığını tespit etmiştir.[3]

[1] Bkz. Mâide, 83; Enfâl, 2; İsrâ, 107-109; Zümer, 23; Abdülkadir Atâ, Azametü’l-Kur’ân, Beyrut 1984, s. 87.

[2] Prof. Dr. Jeffrey Lang, Melekler de Sorar, trc. S. Levin İçten, İstanbul 2004, s. 190; Frederick Denny, Islam, New York: Harper&Row Pubirshers, 1987, s. 88.

[3] http://www.thehealthnews.org/tr/news/05/11/10/dua.tedavi.iyilesme.html, (23.04.2007)

Kaynak: Dr. Murat Kaya, Ebedi Yol Haritası İslam, Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar