Kur'an'dan Hikmet Yüklü Öğütler

24 Mart 2017 Cuma günü hutbesinin konusu, "Hikmet Yüklü Öğütler" olarak ele alınmıştır.

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan cuma hutbesinde, Lokman sûresinde Hz. Lokman'ın oğluna verdiği öğütler ele alınarak bizlerinde bu öğütlerden ders almamızın gerekliliği ve verilen öğütlerin anlaşılması dışında uygulnamasının önemi vurgulanmış.

İşte 24.02.2017 Hutbesi...

HİKMET YÜKLÜ ÖĞÜTLER

AZİZ MÜMİNLER!

Yüce Rabbimizin, Kur’an-ı Kerim’de bizzat ismini zikrederek yücelttiği şahsiyetlerden biri Lokman (a.s)’dır. Hutbemin başında okuduğum Lokmân Suresi’ndeki ayet-i kerimede Rabbimiz, “Andolsun, biz Lokmân’a Allah’a şükretmesi için hikmet verdik.” buyurmuştur. Bu surede onun hikmetli lisanıyla oğluna yaptığı öğütleri bizlere haber verilmiştir.1 Bir baba ile evladı arasındaki sevgi ve saygıya, bilgi ve hikmete, şefkat ve merhamete dayalı örnek bir ilişki gösterilmiştir. Geliniz bugünkü hutbemizde Lokman (a.s)’ın oğluna yaptığı ve her biri hikmet ve merhamet yüklü öğütlere hep birlikte kulak verelim.

KARDEŞLERİM!

Lokman (a.s)’ın oğluna yaptığı ilk öğüt, tevhit inancı olmuştur. O biricik evladına şöyle seslenmiştir: “Yavrucuğum! Sakın ola ki Allah’a şirk koşmayasın!” “Çünkü şirk, büyük bir zulümdür.” Zira insan, Allah’tan başkasına kul olursa Rabbine ve kendisine en büyük zulmü yapmış olur.

KARDEŞLERİM!

Lokman Suresi’ndeki ikinci öğüt, yani anne-babaya iyi davranmaktır. “Zira annesi, yavrusunu meşakkat üzerine meşakkat çekerek karnında taşır.” İşte bu yüzden Rabbimiz, bizlere şunları    emretmiştir: Bana ve anne babana şükret. Dönüş ancak banadır. Eğer annen-baban seni herhangi bir şeyi bana ortak koşmaya mecbur bırakırlarsa onlara itaat etme! Fakat yine de onlarla iyi geçin! Bana yönelenlerin yoluna uy! Dönüşünüz ancak banadır. Ben de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber vereceğim.”

KARDEŞLERİM!

Lokman (a.s)’ın  oğluna olan üçüncü öğüdü,  zerre miktarı bir iyiliğin bile Allah katında asla zayi olmayacağıdır. En küçük bir kötülüğün karşılıksız kalmayacağıdır. Zira Allah, en gizli şeyleri bilendir. Her şeyden hakkıyla haberdar olandır.

KARDEŞLERİM!

Lokman (a.s)’ın oğluna yaptığı dördüncü öğüdü, “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl.”

şeklindedir. Zira namaz, bizim en önemli ibadetimizdir. Dünyanın tükenmek bilmeyen sıkıntılarıyla bunalan kalplerimizin inşirahıdır. Türlü meşakkatlerle daralan zihin ve gönüllerimizin huzurudur. Rağbetimizi

Rabbimize arz ettiğimiz muazzam bir buluşmadır namaz.

Lokman (a.s.)’ın evladına olan beşinci öğüdü,

“Oğlum! İyiliği emret! Kötülükten alıkoy!”   ifadesidir. Zira bize düşen, her daim iyiliğin yanında yer almaktır. Kötülüğe boyun eğmemektir. Kötülerin hizmetkârı olmamaktır.

Lokman (a.s.)’ın altıncı öğüdü,

“Evladım! Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol!” ifadesiyle hak ve hakikat yolunda sabretmektir.

“İşte bütün bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.”

KARDEŞLERİM!

Lokman (a.s)’ın yedinci öğüdü kibirlenmemek ve mütevazi olmaktır. “Yavrucuğum!

Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme!” “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme!”  “Zira Allah, kendini beğenenleri ve övünenleri sevmez.” 

Lokman (a.s)’ın evladına olan sekizinci öğüdü ise kişinin haddini bilmesidir. Mükerrem bir insan

olduğunu hiçbir zaman unutmamasıdır. “Evladım! Yürüyüşünde tabii ol.” “Sesini alçalt.” “Zira seslerin en çirkini merkeplerin sesidir!”

KIYMETLİ KARDEŞLERİM!

Yüce Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki bizleri rahmet, bereket ve mağfiret mevsimi olan üç aylara bir kez daha eriştirdi. Önümüzdeki Çarşamba günü Recep ayının ilk gününe gireceğiz. Perşembe günü de hep birlikte Regaip Kandili’ni idrak edeceğiz. Kandilinizi şimdiden tebrik ediyorum. Üç ayların hepimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimizden niyaz ediyorum.  

                                                        

  • 1 Lokman 31/13-19
  • 2 Buhârî, Tefsir (Lokman) 1.

CUMA HUTBESİ "HİKMET YÜKLÜ ÖĞÜTLER" - VİDEO ( İŞARET DİLİ )

Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.