Kudüs'te Ezanı Susturamayacaklar

Kudüs’teki İslami Vakıf ve Heyetler, Kudüslülere ve İsrail’in diğer kentlerinde yaşayan Müslümanlara, ezan yasağına uymayarak, evlerinin damlarından, cadde ve sokaklardan ezan okumaları çağrısı yaptı.

Kudüs Vakıflar Konseyi, Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, Kudüs Yüksek İslam Heyeti ve Kudüs ile Filistin Müftülüğü, İsrail Parlamentosu’nun (Knesset) ezanın hoparlörlerden okunmasını yasaklamayı öngören yasasına uymama çağrısı yaptı.

Kudüs Vakıflar Konseyi, Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, Kudüs Yüksek İslam Heyeti ve Kudüs ile Filistin Müftülüğü tarafından yapılan ortak yazılı açıklamada, "Kudüs ve beldeleri ile ülkemizin diğer kentlerinde yaşayan halkımızı İsrail’in işgalci ve ırkçı politikalarına karşı evlerinin damlarından, cadde, sokak ve çarşılarda ezan okumaya çağırıyoruz. Müezzinlerimizden bu yasağa uymamalarını ve hoparlörlerden ezan okumaya devam etmelerini istiyoruz." ifadesine yer verildi.

İsrail’in ezanı yasaklama planı ile Kudüs’te bir etnik temizlik yapmaya ve Kudüs'te yaşayan Arapları göçe zorlamaya çalıştığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“İsrail, mukaddes şehirde İslama ve Araplara ait olanı yok ederek Kudüs’ü kendi Yahudi devletlerinin başkenti olarak dizayn etmek istiyorlar. İsrail’in bu faşizan ve zalimane kanun tasarısı, (Kudüs'ü) Yahudileştirme politikasının ilk halkasıdır.” değerlendirmesinde bulunulan açıklamada ayrıca, İsrail’in Mescid-i Aksa’nın altında sürdürdüğü kazı çalışmaları da kınandı.

Açıklamada, “İsrail işgal gücü, kazı çalışmaları, Yahudilere konut inşası, Yahudileştirme projeleri, Tevrat ve Talmud kaynaklı park ve bahçe inşa çalışmaları ile Mescid-i Aksa’yı boğmaya çalışıyor.” ifadeleri kullanıldı.

İsrail'de ezanın belli saatlerde hoparlörle okunmasının yasaklanmasına ilişkin kanun tasarısı, Mecliste yapılan ilk oylamada 55 oyla kabul edilmiş, 48 milletvekili ret oyu vermişti. Tasarının, yasalaşması ve uygulamaya geçirilmesi için Knesset'te iki ayrı oturumda daha kabul edilmesi gerekiyor.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.