KAYBOLAN MAHÂLLE KÜLTÜRÜ

0

Modernleşmenin dayattığı yeni hayat tarzının insanları beton bloklardan oluşan uydu şehirlere yönlendirmesi, 20. yüzyıldan itibaren göreceli olarak kaybolan mahâlle kültürünü yok ediyor.

Büyükşehirlerde modernleşmenin dayattığı yeni hayat tarzının insanları beton bloklardan oluşan uydu kentlere yönlendirmesi, Türk toplumunun en temel özelliklerinden biri olan “mahâlle kültürü” ve “komşuluk ilişkileri”ni her geçen gün biraz daha yok ediyor.

Mahâlle kültürünün en içten yaşandığı yıllarda, evin küçük çocuğu komşuya giderek, “Bir maniniz yoksa annemler akşam size oturmaya gelecek” derdi. Ev alınmadan önce komşu aranırdı. “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” sözünden hareketle komşuya karşı güler yüz, tatlı dil ve hoş sohbette kusur edilmezdi.

Bir iki katlı evlerde yaşayan insanlar, birbirleriyle kolayca tanışır ve yakınlaşırdı. Dar sokakların sıcakkanlı ve dost komşuluk ilişkileri “aidiyet duygusu”nu ortaya çıkarır ve insanların yalnızlığa düşmesini engellerdi.

Mahâlleler ise insanların gözü kulağıydı. “Mahâllede bugün ne oldu, kim kiminle kavga etti, kimin kızı istendi, mahâlleye kim girdi, kim çıktı?” gibi konular, kapı önlerinde çekirdek çitleyerek konuşulurdu.

Mahâlle kültüründe veresiye defteri, sokak satıcıları, yoğurtçu ve bozacılar vardı. Mahâllenin sokaklarını ağaçlar süslerdi, evler balkonluydu. Balkonlarda ise saksı saksı sardunyalar olurdu. İnsanlar birbirlerini tanır, çocuklar diğer çocuklarla arkadaştı.

SOKAK OYUN ALANIYDI

Komşuluk haklarına ehemmiyet veren İslâm dini, “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” derken, pişerken kokusu etrafa yayılan yemek, komşuyla paylaşılmadan yenmezdi. Mahâllelerde kışlık yiyecekler imece usulü hazırlanır, kadınlar toplanır, bulgur kaynatır, pekmez yapar ve ekmek pişirirdi.

Aynı mahâlledeki yaşıtlar aynı okulu, aynı sınıfı paylaşırdı. Sokaklar oyun alanıydı. Bu sebeple mahâlledeki dostluklar yıllar geçse de unutulmazdı. Düğünlerde sevinçler, ölümlerde acılar hep birlikte paylaşılırdı. Başı dara düşenin ilk yardımına koşacak olan komşularıydı. Cenaze evinden yemek çıkartılmaz, konu komşu üç gün yemek yapardı. Ev dar ise hemen bitişikteki komşu evini açar, gelenleri misafir ederdi. Evinin anahtarını çekinmeden komşusuna teslim eden bir komşuluk kültürü vardı. Okuldan geldiğinde evde kimseyi bulamayan çocuk, yan komşuya gider karnını doyururdu.

SOKAK SESLERİ VE MAHÂLLE HAVASI YOK OLDU

Bugün ise sokaklar apartmanlara, mahalleler ise sitelere dönüştü. Eski komşuluk ilişkileri, bugün kaybolma noktasına geldi. Aynı binanın içerisinde bulunan dairelerde oturan insanlar, birbirlerine selam vermez, komşular birbirlerine gidip gelmez oldu. Komşulardan birisi üç gün kapıya çıkmazsa “nerede kaldı benim komşum” diyerek merak edilip kapısı çalınmıyor artık.

Modernleşirken, geçmişe ait parçaları koruyamamak, sokak seslerini ve mahâlle havasını yok etti. 20. yüzyıldan itibaren göreceli olarak kaybolan mahâlle kültürü yok oluyor. Kaybolan mahâlle kültürüyle komşuluk ilişkileri de unutuluyor. Artık “mahalle kültürü”, “komşuluk ilişkisi” gibi  kavramlara nostalji olarak bakılıyor. Aynı apartmanda oturup birbirlerini tanımayan, aynı sitede oturan komşusunun cenazesinden bihaber komşuluk örneklerine şahit olunmaya başlandı.

Kaynak: AA

PAYLAŞ.

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
CENNET İÇİN YARIŞMAK

Son zamanlarda Müslüman entellektüellerde ahlakı dinden ayrı olarak mütalaa etme eğilimi gözlenir oldu. Ahlak bütün dinlerin üstünde, etik de bütün...

Kapat