KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’IN VASİYETİ

0

Dünya tarihine damga vuran Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman’ın çıktığı son seferde Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya buyurduğu vasiyeti…

Kânûnî Sultan Süleyman, son seferi olan Zigetvar’a çıkacağı zaman, Sadrâzam Sokullu, huzûruna gelerek:

“–Sultânım, ümmete sayısız zaferler hediye ettiniz! Yoruldunuz! Ömrünüzü âlem-i İslâm’a vakfettiniz! Bu seferin meşakkatine bu yaşta katlanmanız müşküldür. Bu sebeple siz, İstanbul’da kalıp idâreye devâm ediniz. Ben ve vezirler, paşalar sefere iştirâk edelim. Gözünüz arkada kalmasın!..” dedi.

Ulu Hâkan Kânûnî, Sokullu’ya dedi ki:

“–İyi dinle Sokullu!.. Bu vasiyetimi, benden sonra gelecek nesle de aktar! Bir pâdişah, dâimâ askerleri ile birlikte sefere çıkmalıdır. Asker, pâdişâhını yanında görünce şecaati artar! Düşman ise, pâdişah sefere iştirâk ettiği için karşısındaki orduyu çok güçlü görür. Kuvve-i mâneviyesi bozularak cesareti kırılır. Harbi kazandıran asıl sâik, mânevî kuvvettir!

Bizlerin çocuk yaştan beri devlet idâresinde sayısız tecrübemiz vardır. Seferlerde bu tecrübeye âcil ihtiyaç duyulan durumlar meydana gelebilir. Anlar, dakikalar çok zaman kaderin akışını tâyin eder. Bu sebeple, yaşlı olmama rağmen sefere iştirâk edeceğim!..

Sarayda kalıp, baş yastıkta ölürsem, yarın rûz-i mahşerde fâtih ecdâdımın huzûruna nasıl çıkabilirim?!.”

Sokullu da:

“–Karar pâdişâhımındır.” mukâbelesi ile sükût etti.

DEVLET ERKÂNI ASKERLERLE OMUZ OMUZA

Pâdişah, ilerleyen yaşı sebebiyle aylar süren bir yolculuğu, at sırtında nasıl tamamlayabilecekti? Bunun için, at üstünde dik durabilsin ve askerlere dinç görünebilsin diye, sırtına kuşak gibi urgan sardılar.

Sefere çıkıldı. Mevsim yağışlı idi. Bir ara top arabaları bataklığa saplandı. Hayvanların fizikî gücü, topları bataklıktan kurtarmaya kâfî gelmedi. Ordu ilerlemişti; o civarda az sayıda asker ve paşalar vardı. Sultan emir verdi:

“–Bütün yüksek rütbeli erkân, paşalar dâhil, herkes bataklığa girsin! Top arabalarına omuz versin!”

Hepsi soyunup bataklığa girdiler. Top arabaları o mânevî heyecan ile bataklıktan çıkarıldı. Sultan, vak’anüvise (devlet târihçisine) dönüp dedi ki:

“–Yaz! Gelecek nesil ibretle okusun ve tatbik etsin!.. Kânûnî’nin paşaları ve vezirleri bataklığa girdi, top arabalarına omuz verdi. Bir fâcia Allâh’ın izni ile böylece atlatıldı.”

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’IN SON SEFERİ

Ulu Hakan, ardındaki ihtişamlı bir sultanlığa son mührünü vurduğu Zigetvar’da ellerini açıp Rabbine şöyle niyâz etmiştir:

“Yâ Rabbî! Nice müddettir yeryüzünü benim zaferimle doldurdun. Vâsıl olunmadık recâm, hâsıl olunmadık duâm kalmadı. Artık Habîb-i Edîb’in hürmetine saâdet-i şehâdet ve ardından da cemâlini müşâhede nîmetlerini bu kemter kuluna nasîb eyle!..”

SEFERDE VEFAT EDEN 4. SULTAN

Bu niyazdan bir müddet sonra Muhteşem Süleyman, sefer esnâsında vefât eden dördüncü Osmanlı sultânı olarak rahmet-i Rahmân’a yürüdü.

Son nefese kadar durup dinlenmeden Allah rızâsını tahsîl için koşan Kânûnî’nin hâli, bizler için ne güzel bir örnektir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 2, Erkam Yayınları

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN KİMDİR?

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN KİMDİR?

PAYLAŞ.

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
MÜSLÜMANLAR SANAT VE EDEBİYATLA İLGİLENMELİ

Büyük insanların dilinden ve kaleminden yeni ve sıcak cümleler, mânâsı yüksek sözler, ufuk açıcı ölçüler, keşifler gelip duracaktır. Bu da...

Kapat