KÂMİL MÜ’MİN NASIL OLUR?

0

Kâmil bir mü’min olabilmek için, sadece farzların îfâsı ve haramlardan sakınmak yeterli değildir. Îman heyecanıyla dolu bir gönül hassâsiyeti de gereklidir.

Sahâbe-i kiramdan Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh- şöyle buyurmuştur:

“Siz, kıl kadar bile önemsemediğiniz birtakım işler yapıyorsunuz ki, biz onları, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- zamanında helâk edici büyük hatalardan sayardık.” (Buhârî, Rikāk, 32)

Zira onlar, gönüllerindeki Allah sevgisi ve korkusu sebebiyle, küçük günahları bile büyük bir kayıp, hattâ mânevî bir helâk sebebi sayarlardı. Çünkü onlar, hatânın küçüklüğüne değil, emrine karşı gelinen Allâh’ın büyüklüğüne dikkat kesilmişlerdi.

SÜNNET-İ SENİYYE’NİN FAYDASI

Demek ki kâmil bir mü’min olabilmek için, sadece farzların îfâsı ve haramlardan sakınmak yeterli değildir. Îman heyecanıyla dolu bir gönül hassâsiyeti de gereklidir. Nitekim merhum pederim Mûsâ Efendi (ks) bu hususta şöyle buyurmuşlardır:

“Çok kimseler, namazlarını kılmak ve oruçlarını tutmakla dînî vazifelerini edâ ettiklerini sanarak müsterihtirler. Ancak bu kâfî değil­dir. Cenâb-ı Hakk’ın emirlerine riâyet ve tâzimle beraber, mahlûkâtı­na da şefkatli olmak gerekir. Bu da ancak, fedakârlık ve samimî bir hiz­metle elde edilir. Akl-ı selîm sahibi her Müslümanın, farzları edâ edip haramlardan kaçındıktan sonra dikkat edeceği husus, Müslü­manlığa, topluma ve bütün mahlûkâta hizmet edip faydalı olmasıdır… Çünkü bu sayılanlar, farz­ların tamamlayıcısı ve Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in Sünnet-i Seniy­yesi’nden cüzlerdir…”

Sözlerimize İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin şu güzel niyâzı ile nihâyet verelim:

“Allah Teâlâ, siyah-beyaz bütün ırklara gönderilen Beşeriyetin Efendisi -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hürmetine bizi ve sizi yaşanmayan sözden, amelsiz ilimden kurtarsın.” Âmîn!..

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, İmâm-ı Rabbânî, Erkam Yayınları, 2015

Paylaş.

Yorumlar