İSRA SURESİNİN 11. AYETİNİ BİR DE BÖYLE İZLEYİN

5

“Ona verilen bana da verilmiş olsa idi…” gibi vesveseler, ilâhî taksîme karşı bir hoşnutsuzluk ve ilâhî takdîre bir nevî râzı olmamaktır. İnsan bilmez ki, belki hakkında hayırlı olan, yaşadığı hâldir.

Mal ve mülkün saâdet de felâket de getirebileceğini, zenginliğin de fakirliğin de ilâhî bir imtihan olduğunu lâyıkıyla idrâk eden Hak dostları ise, her iki durumdan da mânen kazançlı çıkmanın firâseti içinde yaşarlar. Cenâb-ı Hak nîmetlerini artırdığında; israf, cimrilik ve şımarıklıktan sakınarak onu  Hakk’ın rızâsı yolunda kullanmayı bilirler. Allah, nîmetlerini azalttığında ise, bunun da kendileri için hayırlı olduğunu düşünürler. Zira dünya servetinin, niceleri için bir fitne ve musîbet sebebi olduğunu hatırlayıp hâllerine şükreder ve gönül huzuruyla sabrın lezzetini yaşarlar.

Mü’min de bu şuurla, ilâhî taksîme kanaat edip rızâ ve teslîmiyet göstermeli, nefsânî ihtiraslarla ilâhî hudutları çiğnemekten ve başkalarına takdîr edilmiş mal ve mülke göz dikmekten sakınmalıdır. Mülkün gerçek sahibinin Allah olduğunu unutmamalı; kendisine takdir edilen mülkün, geçici bir süre kullanılacak bir emânet olduğunu hatırından çıkarmamalıdır. Şimdi bâzı mülkler için “devre mülk” denilmektedir. Hâlbuki îman nazarıyla bakıldığında, bütün fânî mülkler devre mülktür.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlartının Örnek Ahlakından -2, Erkam Yayınları.

PAYLAŞ.

5 yorum

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
VESVESEDEN NASIL KORUNULUR?

Vesvese, “şüphe, tereddüt, gizli söz, kişinin içinden geçen düşünceler” manasında insanı kötü, din ve ahlâk dışı davranışlara yönelten his ve...

Kapat