İSLAM’DA HİCRET VE ÖNEMİ

0

İki hicret sevabı kazanan Müslümanlar kimlerdir?

Peygamber Efendimiz’in ufacık bir iltifâtı bile, ashâb-ı kirâm için dünyalara değişilmeyecek kıymette idi:

Daha evvel Habeşistan’a hicret eden muhâcirlerin en son kâfilesi Hayber fethi esnâsında deniz yoluyla Peygamber Efendimiz’in yanına gelmişti. İçlerinde Esmâ bint-i Umeys -radıyallâhu anhâ- da bulunuyordu. Bu hanım sahâbî, bir gün Peygamber Efendimiz’in zevcesi Hafsa vâlidemizi ziyaret için yanına gitmişti. Az sonra Hazret-i Ömer de kızı Hafsa’nın yanına geldi. Ömer -radıyallâhu anh-, Esmâ’yı görünce:

“–Bu kim?” diye sordu. O da:

“–Esmâ bint-i Umeys!” dedi. Hazret-i Ömer lâtîfeli bir şekilde:

“–Şu Habeşistanlı mı? Şu deniz yolculuğuna katılan kadın mı?” diye sordu. Esmâ:

“–Evet!” cevabını verdi. Bunun üzerine Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-:

“–Hicrette biz sizi geçtik. Binâenaleyh Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e yakın olmaya sizden daha çok hak sahibiyiz.” dedi.

Esmâ -radıyallâhu anhâ- bu söze çok alındı ve:

“–Hayır, vallâhi hatâ ettin ey Ömer! Siz Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile birlikte idiniz. O sizin aç olanınızı doyuruyor, câhil olanınıza öğretiyordu. Biz ise Habeşistan’da uzaklarda, yabancı ve kâfir insanlar arasında zor şartlarda yaşıyorduk. Bu da Allah ve Rasûlü uğrundaydı. Allâh’a yemin olsun ki, senin söylediklerini Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e haber vermedikçe ne yemek yerim, ne su içerim. Biz oralarda eziyetlere mâruz kalıyor ve korkutuluyorduk. Bunu Peygamber Efendimiz’e söyleyeceğim ve işin doğrusunu soracağım. Vallâhi ne yalan söylerim, ne yanlış bir yola kayarım, ne de söylediklerine bir şey ilâve ederim, hâdise nasıl vukû bulmuşsa aynen naklederim.” dedi.

İKİ HİCRET SEVABI

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- gelince Esmâ -radıyallâhu anhâ-:

“–Yâ Nebiyyallah! Ömer şöyle şöyle söyledi.” dedi. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Sen ona ne dedin?” buyurdu. O da:

“–Şunları şunları söyledim.” dedi. Allah Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–O benim nezdimde sizden daha fazla hak sahibi değildir. Onun ve arkadaşlarının bir hicreti, sizin ise ey gemi yolcuları, iki hicretiniz vardır!” buyurdu.

Hazret-i Esmâ -radıyallâhu anhâ- der ki:

“Habeşistan’dan gemiyle birlikte geldiğimiz Ebû Mûsâ el-Eş’arî ve diğer ashâb-ı kirâm fevc fevc geliyor ve bana bu hadîs-i şerîfi soruyorlardı. Dünyada onları, Peygamber Efendimiz’in bu sözünden daha çok sevindiren ve gönüllerinde bundan daha büyük başka bir şey yoktu. Hele Ebû Mûsâ -radıyallâhu anh-, bu hadîsi bana tekrar tekrar anlattırıyor ve Efendimiz’in kendileri hakkındaki sözünü defalarca dinlemekten doyumsuz bir haz alıyordu.” (Buhârî, Meğâzî, 36; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 169)

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Fahr-i Âlem Habîbi Hüdâ Hz. Muhammed Mustafa, Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN TEK DERDİ NEYDİ?

Âyet-i kerîmede buyrulur: “Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır gelir. O, size...

Kapat