İSLAM KARDEŞLİĞİNİN ŞARTLARI

0

İslam kardeşliğinin şartları nelerdir?

Peygamber Efendimiz, hicretin sekizinci yılında bazı kabîlelerin Medîne’yi kuşatmak maksadıyla toplandıklarını haber almıştı. Bunun üzerine, içlerinde Muhâcir ve Ensâr’ın ileri gelenlerinin de bulunduğu 300 kişilik ordunun başına Amr bin Âs’ı komutan tayin ederek onların üzerine sefere yolladı.

Amr’ın (r.a.) kumandası altında yola çıkan mücâhidler, gündüzleri gizlenip geceleri yürüyerek, Medîne’ye deve yürüyüşü ile on günlük mesâfede bulunan Zâtü’s-Selâsil’e vardılar. Lâkin aradıkları kavme yaklaştıklarında Amr bin Âs, onların kendilerinden sayıca daha fazla olduğunu ve Müslümanlar için büyük bir yığınak hazırlamış olduklarını gördü. Bunun üzerine mü’minlerin hayatlarını tehlikeye atmamak için, hemen Peygamber Efendimiz’e bir elçi yollayarak yardımcı bir birlik talebinde bulundu.

EFENDİMİZİN HAYATİ EMRİ

Efendimiz de derhal Hazret-i Ebûbekir ve Hazret-i Ömer’in (r.a.) da aralarında bulunduğu 200 kişilik yardımcı birliği Ebû Ubeyde bin Cerrâh komutanlığında gönderdi. Ubeyde bin Cerrâh’a da Amr bin Âs’la görüştüklerinde hep birlikte hareket etmelerini ve aralarında aslâ anlaşmazlığa düşmemelerini emir buyurdu. (Vâkıdî, II, 770; İbn Saʻd, II, 131)

Lâkin iki birlik buluştuğunda, aralarında komutanın kim olacağı hususunda bir müddet anlaşmazlık yaşandı. Zira Amr bin Âs, Ebû Ubeyde’ye hitâben:

“‒Sizin de kumandanınız benim! Çünkü Resûlullah’a haber göndererek bana yardım etmenizi, kendisinden ben istedim. Sen, ancak bana yardımcı olmak üzere geldin!” dedi. Ebû Ubeyde (r.a.) ise onun bu sözlerine:

“‒Hayır! İş öyle değildir. Ben, kumandanı bulunduğum birliğin kumandanıyım, sen de kumandanı bulunduğun birliğin kumandanısın!” mukābelesinde bulundu. Bu tartışma, Ebû Ubeyde’nin (r.a.) imam olup halka namaz kıldırmak istediği zaman yeniden tekrarlandı.

Bu hâdiseler üzerine Ebû Ubeyde, Amr bin Âs’ın (r.a.) “Sen ancak benim yardımcımsın!” diyerek direndiğini görünce, emri altındaki bazı sahâbîlerin bu hususta kendisine çıkışmalarına da aldırmayarak ona hitâben:

 “‒Ey Amr! Bilesin ki, Resûlullah’ın bana en son sözü:

«‒Arkadaşının yanına varınca, birbirinize karşı itaatli olunuz! Aranızda anlaşmazlığa düşmeyiniz!» emir ve tavsiyesi olmuştur. Eğer sen bana itaat etmezsen, ben sana itaat eder, boyun eğerim!” dedi ve ona tâbî oldu. Böylece din kardeşi ile geçimli olmak ve İslâm kardeşliğinin herhangi bir zarara uğramaması için kendi hakkından ferâgatta bulundu.

Bu fedâkârlığı öğrenen Efendimiz ise:

“Allah, Ebû Ubeyde bin Cerrâh’ı rahmetiyle esirgesin!” diyerek ona duâ da bulundular. (Vâkıdî, II, 773)

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Gönül Yolculuğu, Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar