İşaret Diliyle Kur'an Eğimi Veriyor

Zonguldak'ta, merak edip öğrendiği işaret dili sayesinde Kur'an öğrenmek isteyen işitme engelli kadınlara ulaşan Hülya Yılmaz, onların dini eğitim almalarına yardımcı olmanın memnuniyetini yaşıyor.

Zonguldak'ta, merak edip öğrendiği işaret dili sayesinde Kur'an öğrenmek isteyen işitme engelli kadınlara ulaşan Hülya Yılmaz, onların dini eğitim almalarına yardımcı olmanın memnuniyetini yaşıyor.

Rüzgarlımeşe Mahallesi'nde yaşayan gıda mühendisi Hülya Yılmaz (43), merak üzerine işaret dili eğitimi için geçen yıl ekim ayında Halk Eğitim Merkezinin açtığı işaret dili kursuna katıldı. Kursu başarıyla tamamlayan Yılmaz, işaret dilini ilerletebilmek amacıyla 3 ay uzaktan eğitim yoluyla çalışmalarına devam etti.

Kısa sürede işaret dilini öğrenen ve işitme engelli arkadaşının, "Kur'an öğrenmek istiyorum." demesi üzerine Zonguldak İl Müftülüğüne başvuran Yılmaz, müftülükçe açılan kursta, 15 işitme engelli kadının Kur'an-ı Kerim öğrenmesini ve din eğitimi almasını sağladı.

Haftada 2 gün süren eğitimlerde işitme engellilerle müftülük arasında adeta köprü olan Yılmaz, eğitmen Elif Yılmaz Kara'nın anlattığı bilgileri işaret diline çevirerek, işitme engelli kadınların Kur'an öğrenme heyecanlarına ortak oluyor.

"HAYATIMDA ÇOK BÜYÜK BİR BOŞLUĞU DOLDURDUĞUMU FARK ETTİM"

Hülya Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hayat boyu öğrenme kapsamında kendini sürekli geliştirmeye çalıştığını söyledi.

İşaret dilini merak ettiğini ve öğrenmek için girişimlerde bulunduğunu belirten Yılmaz, "Sonra halk eğitim merkezimizden haber geldi. Birinci seviye kursunu bu vasıtayla aldım. İşaret dilini çatpat biliyor olmamın bana kazandırdığı güven duygusu ve kendine yetme hazzını hissettim. Bu çok güzel bir duyguydu. Hayatımda çok büyük bir boşluğu doldurduğumu fark ettim." dedi.

Yılmaz, işaret dilinin sürekli öğrenilen, kendini geliştiren bir dil olduğunu anlatarak, şöyle konuştu:

"Dolayısıyla 'tam öğrendim' demeniz mümkün değil. Sonrasında mutlaka geliştirmeliyim diye düşündüm çünkü işitme engelli tek bir arkadaşım vardı. O benim işaret dili öğrendiğimi fark ettiğinde beni daha çok ziyaret eder oldu. Bana ilk söylediği, 'Kur'an öğrenmek istiyorum. Dini bilgiler çok eksik. Benim gibi olan çok fazla işitme engelli arkadaşım var. Bize ulaşın.' oldu. Mutlaka bu insanlara yardımcı olmam gerekiyordu. Sonra uzaktan eğitim yoluyla ikinci seviye derslerine başladım. Çok istekli olduğum ve azimle çalıştığım için sanırım kısa sürede orta seviyeye geldim. Bir arkadaşım, 'Benim kendimi anlatmam çok zor. Biz Kur'an öğrenmek, dini bilgilerimizi tamamlamak istiyoruz.' dedi. Böylece 2 ay önce müftülüğe gelerek ilk ziyaretlerimizi yaptık."

"ONLARDAN HİÇBİR FARKIMIZ YOK"

İl Müftüsü Rüstem Can'ın kendileri için elinden gelen yardımı gösterdiğini ve süreci hızlandırdığını anlatan Yılmaz, kendi çabalarıyla işitme engelli kadınlara ulaştıklarını ve 15 kişiyle kursun başladığını ifade etti.

Hülya Yılmaz, müftülükte görevli Elif Yılmaz Kara ile kursta gönüllü olarak çalışmalara katıldığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu süreçte kendilerine destek olmak için yanlarındayım. Hayra vesile olan hayrı yapmış kişi gibidir. Ben işitme engellilerle il müftülüğümüz arasında bir köprü oldum. Bu çok güzel bir duygu. Toplumda bu konuya ilgisi olan herkes bir köşesinden tutsun, tek bir işaret öğrensin, karşılaştığı bir işitme engelliye bunu yapsın. Yüzlerindeki mutluluğu görsün mutlaka kendisi ilerletmek isteyecektir. Ben bu mutluluğu yaşıyorum. Onlardan hiçbir farkımız yok. Bunu insanlar tam olarak bilemiyorlar. Sadece işaret diliyle eğitim, öğretim verilmediği için eksik kalmış durumdalar. Yeterli ve gerekli olan tek şey, işaret diliyle eğitim."

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.