TEKNOLOJİ KADAR İNSANA DA YATIRIM ŞART

0

 “Dindar nesilden önce tablet nesli geliyor”. İki nesilden söz ediyoruz ama aralarında bir illiyet olup olmadığı ilk bakışta anlaşılmıyor. Dindar nesil dini hassasiyetleri yoğun, namaz kılan, orucunu tutan, dini, hayatının temel belirleyicisi haline getirmiş bir nesli ifade ediyor; tablet nesli ise öğrenimleri sırasında yoğun olarak bilişim teknolojilerinin sağladığı imkânları kullanan bir nesil… İlkinde manevi boyut önde, ikincisinde maddi birikime atıf var. Aralarında nasıl bir illiyet olduğunu iddia ediyoruz? Bu sorunun cevabı dosyamızı oluşturuyor.

Dindar Nesil Yetiştirmek Kimin Haddine?

Önce bir tespit yapalım: Son günlerde çokça telaffuz edilen “dindar nesil” kavramını ilk defa Başbakan, YÖK’ün katsayı düzenlemesini CHP’nin mahkemeye taşımasını eleştiren bir konuşması sırasında kullandı. Sonrasında kopan tartışmalarda katsayı neredeyse unutuldu ve dindar gençlik kavramı öne çıktı. Ama dindarlık gibi herkese göre farklılaşabilecek kavramlar üzerinden konuşmak işin tadını kaçırmaktan başka bir şeye yaramadı. İnsanlar ne kadar konuşurlarsa konuşsunlar bu tür konularla ile ilgili bir sonuca varmak mümkün olmayacağı için esas gündem arada kaynamış olabilir. Örneğin katsayı meselesi bir tür eğitim hakkı olarak takdim edilebilecekken ortaya çıkan tartışma ile dindar gençlik gibi rejimi tehdit(!) eden bir kriz maddemiz oluverir.

Teknolojiyi alet olmaktan çıkarıp bir neslin önüne yetkinlik hedefi olarak ortaya koymak, daha baştan o nesli teknolojinin formatına teslim etmek demektir ki o formatın ancak teknolojik gereklilikler çerçevesinde kalacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

Biz bu tartışmada açık bir taraf olduğumuz için ne düşündüğümüzü anlatmaya gerek yok. Son tahlilde GENÇ Dergisi dindar bir gençlik için var; biz, ne söylüyor ve yayınlıyorsak zaten bunun için yapıyoruz. Ama biz kendi yaptığımız iş de dâhil bunun “dindar nesil yetiştirmek” şeklinde ifadelendirilmesini çok doğru bulmuyoruz, çünkü böyle isimlendirmeler hem o işlere soyunanların muvazenesini bozuyor, hem de gereksiz düşmanlık ve nefreti celbediyor. Kaldı ki bu tür isimlendirmeler yapılan işin tabiatına da aykırıdır. “Dindar nesil yetiştirmek” gibi büyük ifadeler sosyal mühendislik kokan, insanın muazzez konumu ve hür iradesi ile telif edilemeyecek genellemeler içerir. Kendini, imkânlarını, zayıflığını, acziyetini ve nereden gelip nereye gittiğini bilen böyle işlerin bir mevhibe-i ilahi olduğunu bilir. Şunu da bilir ki bu tür bir görev, bahşedilir, lutfedilir, verilir. Dolayısıyla haddini bilmek ve iddialı hükümler kullanmaktan kaçınmalıdır.

Biz ticari bir işletmenin ürünü olduğumuz ve laik bir devletin, tevhid-i tedrisat amaçlı bir milli eğitim yapısı içerisinden konuşmadığımız halde bile baştan bu yana dindar gençlik diye bir kavram kullanmaktan sakındık. Bunun yerine, aynı maksadı ve meramı ifade eden dertli gençlik ifadesini kullandık. İsimlendirmenin önemli olduğunu bilmekle beraber eğitim ve terbiye gibi hassas konularda esas önemli olan süreç, yöntem ve iradedir. Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz. İşinizi nasıl ifade ettiğiniz değil içini nasıl doldurduğunuz önemlidir. İşte tam bu noktada şu soruyu sormak önemlidir diye düşünüyoruz: Dindar gençlik yetiştirmek derdinde olanlar acaba ne yapıyorlar?

İnsana Değil Teknolojiye Yatırım

Bu soruya hemen verilecek bir cevabımız var aslında: Okullarda bilgisayar sınıfları kuruyorlar, tablet bilgisayarlar dağıtıyorlar, akıllı tahtalar koyuyorlar, bilişim teknolojilerinin yaygınlaşması için ellerinden gelen bütün gayreti sergiliyorlar. Aslında bu girişimlerin daha önce de yapıldığını biraz ileri yaştakiler kendi öğrenim zamanlarından hatırlayacaklardır. Tepegözlü, projeksiyonlu, TV’li, VCD’li, bilgisayarlı sınıflar gibi teknolojik yatırımlar hep şimdiki tablet teknolojisi gibi eğitimi kurtaracak girişimler olarak takdim edildi. Ama teknolojinin sürekli yenilenmesi ve yeni alternatifler ortaya çıkarması eski girişimlerin modasının çabucak sönmesine neden oldu. Tablet teknolojisi ve akıllı tahtalar şu an gözümüzü ışıtıyor olabilir, ama bunların da kaderi öncekilerden farklı olmayacak. Mevcut nesil bu teknolojiyi kullanacak, gelecek nesiller muhtemelen daha farklı bir teknoloji ile yetişecek ve oradan dünyaya bakacaklar. Bunun ne anlama geldiği çok açık aslında: Eğitim bir nesil yatırımı olmalıyken görüldüğü gibi bir teknoloji yatırımı olmaktan öteye gitmiyor.

Teknolojik yatırım eğitimde ne kadar iyi bir şeydir? Bunu bir kere dindarlıkla ifade edilecek bir niteliğe doğrudan hizmet etmediği açıktır, çünkü yapılan değer değil malzeme yatırımıdır. İhaleler, sermaye yatırımları ve teknoloji transferleri ile ortaya konan bir nesil projesi eğitim ve terbiye konusunun özü ile ilişkisi olmayan dolaylı bir yatırımdır. Donanıma yapılan yatırım, muhteva ve özellikle de o muhtevayı aktaracak, anlamlandıracak insana yatırım anlamına nasıl gelebilir? Yetişecek nesil tablet nesil olarak ifade edilmekten öteye geçmeyecek bir sığlık ve basitlikte yetişir, çünkü eğitim yatırımı aslında öğretmene, yönteme ve pedagojiye yapılması gereken bir yatırımdır. Bu anlamda bilişim teknolojileri ile yetişen nesiller, başka bir şeye ihtiyaç duymayacak, kendi göbeklerini kendileri kesebilecek bir yetkinlik, donanım ve hayat tarzına sahip olarak gelecekler. Teknolojinin insanlara vaat ettiği de budur zaten.

Eğitim Bir Nesil Yatırımı Olmalıyken Teknoloji Yatırımı Olmaktan Öteye Gitmiyor

Teknolojik yenilik ve icatlar insan hayatını kendi başına yeter bir hale getirmeyi hedefler. Bunun özünde “birey odaklı” modernist bir kurgu vardır. Her yeni teknoloji “daha hızlı, daha küçük ve daha çok” için ortaya çıkmıştır, ama niçin sorusunu cevaplamaktan acizdir, çünkü böyle bir derdi yoktur. Dahası teknoloji; hızı, yönelimi ve yoğunluğu ile kendi içinde ve kendine doğru bir hayat tarzı üreterek bizim dert dediğimiz şeyi anlamsız hale getirir, çünkü kendisi bizatihi bir değerdir, bir amaçtır, kerameti kendinden menkul bir kutsaldır. Modern zamanları kökünden değiştiren bilişim teknolojileri bu anlamda bir aletten daha fazlası konumuna yükselmiştir. Bu teknolojilerin büyüsüne kapılanlar onun sınırları içerisinde kaybolmaya mahkûmdurlar, çünkü yoğunluk, hız ve yönelimi kendi dışında bir amaç için kullanımını engellemektedir. Bu anlamda teknolojiyi alet olmaktan çıkarıp bir neslin önüne yetkinlik hedefi olarak ortaya koymak, daha baştan o nesli teknolojinin formatına teslim etmek demektir ki o formatın ancak teknolojik gereklilikler çerçevesinde kalacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

1 2 3
Paylaş.

Yorumlar