İki Sevap Birden Kazanan Üç Kişi

Peygamber Efendimizin "İkişer ecri vardır." dediği üç kişi kimlerdir? Bu kişilerin vasıfları nedir? Bu üçü içerisinde en çok ecri kim alır? Bu konu ile alakalı hadisler nelerdir? Bu hadislerden ne anlamalıyız? Dr. Murat Kaya anlatıyor...

Ebû Mûsâ el-Eş’arî (r.a) Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in şöyle buyurduklarını haber vermiştir:

“Üç kişinin ikişer ecri vardır:

- Onlardan biri Ehl-i Kitap’tan olup da hem kendi peygamberine hem de Muhammed (s.a.v)’e îmân eden kimsedir.

- Diğeri köledir ki, hem Allâh Teâlâ’nın, hem de efendilerinin hakkını edâ ettiğinde (o da iki ecre nâil olur.)

- Üçüncüsü öyle bir kimsedir ki nezdinde tasarruf edebileceği bir câriye bulunur da onu terbiye eder, ammâ (sertlik ve şiddetten uzak bir şekilde güzel güzel) terbiye eder, yine rıfk ile güzel güzel ilim öğretir, sonra da âzâd edip onunla evlenir. (İşte) böylesinin de iki ecri vardır.”

Tâbiînden Âmir eş-Şa’bî, kendisine böyle bir meselede sual soran bir Horasanlı’ya bu hadîs-i şerîfi rivâyet ettikten sonra şöyle buyurmuştur:

“İşte bunu biz sana hiçbir bedel taleb etmeden veriyoruz. Hâlbuki vaktiyle (Peygamber Efendimiz [s.a.v] ve ashâb-ı kirâm zamanında) bundan daha basit bir mesele için tâ Medîne’ye kadar yolculuk yapılırdı.” (Buhârî, İlim, 31)

BU HADİSTEN NE ANLAMALIYIZ?

Selef-i sâlihîn bir hadîs-i şerîf veya bir mesele öğrenmek için uzak beldelere seyahat etmişlerdir.

Medîne-i Münevvere ilmin mâdeni ve kaynağı idi. İlmi merkezinden almak isteyenler oraya giderdi. İslâmî ilimler dünyaya oradan yayılmıştır.

İslam ve İhsan

İYİ NİYETLE İŞ YAPMAK SEVAP MI?

İyi Niyetle İş Yapmak Sevap mı?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.