İHTİYAÇ SAHİBİ MUDAR KABİLESİNİ GÖREN PEYGAMBERİMİZ NE YAPTI?

İhtiyaç sahibi birisini veya birilerini gördüğünde ne yapmalı? Sadece dua edip haline mi bırakmalı yoksa ihtiyacının giderilmesi için çaba mı göstermeli? Peygamber Efendimiz’in Mudar kabilesinin hâl-i perişan vaziyetini gördükten sonra yapmış olduğu yardım çağrısı, ümmet için çizilmiş bir rota niteliği taşıyor. 

Cerîr bin Abdullah-radıyallâhu anh-, şâhid olduğu bir hâdiseyi şöyle anlatır:

“Bir gün erken vakitlerde Rasûlullah -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem- Efendimiz’in huzûrunda idik. O esnâda Mudar Kabîlesi’nden, kılıçlarını kuşanmış, perişan bir topluluk çıkageldi. Gelenlerin üzerinde kaplan derisine benzeyen, alaca çizgili, basit bir aba vardı. Bu abayı delerek başlarından geçirmişlerdi. Fakat yoksulluktan, neredeyse çıplak vaziyetteydiler.

MUDAR KABİLESİNİN HÂLİ PEYGAMBERİMİZİ ÇOK ÜZMÜŞTÜ

Onları bu derece fakir görünce Allah Rasûlü’nün üzüntüden yüzünün rengi değişti. Hemen evine girdi. Sonra da çıkıp Bilâl’e ezan okumasını emretti, o da okudu. Sonra Bilâl kāmet getirdi ve Efendimiz namaz kıldırdı. Akabinde bir hutbe îrâd ederek önce şu âyet-i kerîmeyi okudu:

«Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan zevcesini var eden ve ikisinden pek çok kadın ve erkek meydana getiren Rabbinize hürmetsizlikten sakının!.. Şüphesiz ki Allah, hepinizi görüp gözetmektedir.» (en-Nisâ, 1)

Sonra da şu âyet-i kerîmeyi okudu:

«Ey îmân edenler! Allah’tan korkun, herkes yarın için ne hazırladığına baksın!..» (el-Haşr, 18)

Daha sonra:

«–Her bir fert, altınından, gümüşünden, elbisesinden, bir ölçek bile olsa buğdayından, hurmasından sadaka versin. Hattâ yarım hurma bile olsa sadaka versin!» buyurdu.

VE MUDAR KABİLESİ’NE YARDIM YAĞAR…

(Rasûlullâh’ın üzüntüden yüzünün sararması, ashâba o kadar tesir etti ki) Ensâr’dan bir adam, ağırlığından dolayı neredeyse kaldırmaktan âciz kaldığı, hattâ kaldıramadığı bir torba getirdi. Ahâlî birbiri peşine sökün edip, sadaka vermek için sıraya girmişti. Sonunda yiyecek ve giyecekten iki yığın oluştuğunu gördüm. Baktım ki Rasûl-i Ekrem Efendimiz’in yüzü gülüyor, sanki altın gibi parlıyordu…” (Müslim, Zekât, 69)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Şebnem Dergisi Sayı: 108

NEBEVİ İNFAK

İNFAK NEDİR?