HUZURLU BİR TOPLUM İÇİN BİREYE DÜŞEN GÖREVLER

0

Huzurlu bir toplum için her birey elini taşın altına koymalı ve hem kendi hem toplum için birşeyler yapmalıdır. Buna huzurlu bir aile ile başlanabilir ve tabiki toplum huzur ve refahını gözetecek davranışlar, yardımseverlik, empati, kul hakkı, şefkat, birbirini gözetme, komşuluk gibi…

Gönülleri terbiye eden dergâhlar vasıtasıyla; dertliler maddî ve mânevî ızdıraplarına derman bulurlar, teselli olurlardı. Üzerinde bir oyuk olan sadaka taşlarına, imkân sahipleri, kimin eline geçeceğini bilmeksizin para koyarlar; fukarâ kişiler rencide olmaksızın, hattâ aldıkları dahî belli olmaksızın oradan ihtiyaçlarını temin edebilirlerdi.

İç âlem temizliği ve gönül terbiyesi toplumda iz‘ân ve rikkati o derecede yükseltmişti ki; bir evde hasta varsa, pencereye kırmızı bir saksı konur, bu zarif işaret, o sokakta satıcıların ve çocukların gürültü yapmamasına kâfî gelirdi.

Edep ve hürmet o dereceye ulaşmıştı ki; akıl hastalarına «deli» denmez, «muhterem âcizler» denilirdi.

Sadece insanlara değil, mahlûkāta da şefkat çok yüksek idi. Sokak hayvanları için çeşmelerde yalaklar yapılır, mâbedler zarif kuş evleri ile tezyin edilirdi.

Bütün bu müstesnâ misaller; arınmış bir gönlün, Hakk’a yönelmiş, Rabbini anarak huzura kavuşmuş bir kalbin meyvesidir.

Kötülükler, nefs-i emmâreden neş’et eder. İnsanın iç âlemini kirleten hırs, şehvet, haset, bencillik, garez, cimrilik ve kibir gibi hastalıklar; kötü davranışlara, dikenli sözlere, çirkinliklere ve fahşâya sevk eder. İç dünya temizlendikçe, takvâya sarıldıkça ve ilâhî kameraların altında olunduğunun idrâki kalpte yerleştikçe; duygular berraklaşır, dikenlerin yerine güller açar, merhamet, af, sabır, hilm ve ihsan gibi cemâlî sıfatlar tecellî etmeye başlar.

Yâ Rabbî!.. “Ey kalpleri evirip çeviren Allâh’ım! Kalplerimizi dînin üzere sâbit kıl.” (Bkz. Tirmizî, Kader, 7)

Yâ Rabbî! Bizleri nefsânî arzuların girdabına kapılmaktan muhafaza eyle, gönlümüzdeki hissiyâtı rızân ile te’lif eyle!..

O muhteşem Muhammedî ahlâktan, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in rûhânî dokusundan hisseler alabilmeyi cümlemize nasîb eyle!..

Âmîn!..

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2017 Ay: Ocak Sayı: 143

HUŞU İLE NAMAZ KILAN BİR TOPLUMDA PSİKİYATRİK BİR RAHATSIZLIK OLMAZ

BUGÜN TOPLUM BİR SAHRA HASTANESİDİR YETİŞTİRDİĞİNİZ İNSAN KADAR GALİP OLURSUNUZ

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
SORU SORMANIN İŞLEVLERİ

Soru sormanın yolu ve yöntemleri nelerdir? Soru sorarken niyetimiz ne olmalı? Sorudan nasıl istifade edebiliriz? İşte cevabı... Birincisi; anlamak, fehmetmek,...

Kapat