Hüdayi Geleneği Üç Kıtada

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, yıl boyunca ihtiyaç sahiplerini Hüdayi sofrasına buyur ediyor. Evliya Çelebi'nin anlatımıyla padişahların ardınca yürüdüğü Aziz Mahmud Hüdayi'nin 400 yıllık geleneği, 30 yıl önce kurulan Aziz Mahmud  Hüdayi Vakfı çatısı altında bugün Üsküdar'dan 40 ülkeye yayılıyor.

Kadınlar, çocuklar avluda yere çömelmiş. Her birinin elinde ya tencere var ya da plastik bir kap. Kimi saatine bakıyor, kimi koyu bir sohbete koyulmuş. Çocuklar ise her daim çocuk; kediyle oynayanı ve avluda koşturanı ile her an karşılaşmak mümkün. Burası Üsküdar'da bulunan Aziz Mahmud Hüdayi Camisi'nin avlusu. Bekleşenler de ihtiyaç sahipleri. Saat 17.30 olunca Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nın aşevinin demir kapısındaki mazgaldan sefertaslarını bir bir uzatıyor gelenler. Aşçılar sıcacık yemekleri kaplara doldurdukça gelenlerin yüzlerindeki mutluluk da artıyor. Gülümsemeleri ise dünyaya bedel. Kabı, tenceresi ve gönül dünyası dolan ihtiyaç sahipleri ertesi gün gelmek üzere evlerinin yolunu tutuyor.

Sanmayın ki bu aşevi sadece Ramazan ayında hizmet veriyor. Vakıf Koordinatörü Medet Bala'dan öğreniyoruz ki yılın her günü üç öğün vakfın aşevinin ocağı yanıyor, kazanlarda hazırlanan yemekler her gün 2 bin kişiye dağıtılıyor. 3 bin 500 kişiye ise erzak yardımı yapılıyor. Mutfakta ise altı kişilik bir ekip var. Aşçı Uğur Güneş (41) 30 yıldır vakfın aşevinde çalışıyor. Yüzü de güneş gibi aydın. Anlatmaya başlıyor: "Usulü vardır buranın. Hüdayi çorbasının, Hüdayi pilavının yanı sıra diğer yemekleri 'Yiyenlere şifa olsun!' diye dua ederek yaparız!" Sonra Medet Bey ile birlikte mutfağa doğru geçtiğimizde aşçı Güneş hemen kazanların kapaklarını açıp iftar için hazırladıkları menüyü bizimle paylaşıyor:

AİLE ORTAMI VAR

"Bugün düğün çorbamız, fırında sağan köftemiz, sebzeli buhara pilavımız, kızartmalarımız ve üzüm hoşafımız var. Her gün bu menü değişir. Gelen herkesi de tanırız, onlar da bizi bilir. Burada tam bir aile ortamı var; şefkat ve merhamet ortamı var!" demeden geçmiyor. İftara yarım saat kala her gelen yemekhanedeki sofralara geçiyor. Dışarıda kalanlar için de kazanlardan kepçelerle tabldotlara yemek dağıtılıyor. Ve ezan okunduğunda her yaştan insan hep birlikte huşu içinde iftarını açıyor.

hudayigelenegi2

 

Yılın 12 ayı boyunca gelen ihtiyaç sahipleri buradaki vakfa ait aşevinden boş dönmüyor. Bu geleneğin kaynağı ise Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri. Vakfiyesinde yazan "Dergahımıza gelenlere yemek pişirile ve dağıtıla!" demesiyle başlayan 400 yıllık gelenek, Cumhuriyet'in ilk yıllarında tekkelerin kapatılmasından dolayı aleni yapılamasa da Üsküdar ahalisinin teyzeleri cami avlusuna çorba kazanları getirerek sürdürmüş bu geleneği. Aziz Mahmud Hüdayi Vakfiyesi'nin mirasını misyon edinen Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı ise 30 yıl önce bir tas çorba ile başlamış işe. Vakıf, şu an dünyada binlerce insana Hüdayi sofraları açıyor, milyon dolarlık yardımlar ulaştırıyor. Medet Bey: "Aziz Mahmud Hüdayi'nin gönüldaşları olarak Üsküdar'dan dünyaya açılan bir kapı olduk. Bir tas çorba ile başladık, dünyaya yayıldık" diyor.

HÜDAYİ VAKFI'NIN HİZMETLERİ 30 YILDA 40 ÜLKEYE ULAŞTI

Vakıf Koordinatörü Medet Bala: "Buraya gelen geri çevrilmez. 12 ay boyunca ihtiyaç sahiplerine sabah, öğlen ve akşam yemek dağıtılır. Aşevi hizmeti dışında, erzak dağıtım ünitemiz yardımları ihtiyaç sahiplerinin evlerine kadar götürdüğü gibi nakdi yardımlar da iletiyor. Afrika, Balkanlar ve Asya'da 40'ın üzerinde ülkede, okul, kurs, yetimhane yaptık. Öğrencilere burs temin ediyoruz, sanat çalışmalarımız var. 45 dilde ders ve vakıf kitaplarımız bulunuyor."

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.