HOCASININ MEVLÂNÂ’YA YAZDIĞI MEKTUP

0

Şâh Abdullah Dehlevî Hazretleri, Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri’ne yazdığı bir mektubunda, onun sahip olduğu mânevî kıymet ve dereceyi anlatıyor.

Şâh Abdullah Dehlevî Hazretleri, Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri’ne yazdığı bir mektubunda, onun sahip olduğu mânevî kıymet ve dereceyi şöyle bildirmektedir:

“Rahmân ve Rahîm olan yüce Allâh’ın ism-i şerîfi ile mektubuma başlıyorum.

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh!

Ey Allah Teâlâ’nın sevgili kulu, mübârek Mevlânâ Hâlid!

Tepeden tırnağa kadar kusurlu olan bu fakirin üzerine tecellî eden Yüce Rabbin nîmetlerine lâyıkıyla şükür ve hamd etmek, yazıya ve söze sığmaz.

Evlâdım! Bu büyük ve bereketli yolun feyizlerini tâliplere ikrâm eyleyin! Cenâb-ı Hak sizi o memleketin feyz vâsıtası ve kutbu yapmıştır. Kötü maksatlı kimseler size bir zarar veremez. Onların birtakım iftirâları bizim nazarımızda zerre kadar makbul değildir. Başta da sonda da her me­se­le karşısında Allah Teâlâ’ya hamd ve Hazret-i Peygamber -sal­lâl­lâ­hu aleyhi ve sellem-’e salât ü selâm olsun!

Evlâdım! Siz, istifâde etmek isteyenlere yardımcı olunuz. Onlar da emredilen zikir ve diğer va­zi­feleri yerine getirip saâdetlerini bunlardan bilsinler. Büyüklerin yolunu inkâr edenlerle görüşmesinler. «Üstâdına kötülük edenle iyi olursan, kelp senden daha iyidir» sözü meş­hurdur.

Bunun için bilhassa İmâm-ı Rabbanî Hazretleri’ne itiraz eden­lerden uzak durunuz. Çünkü İmâm-ı Rabbânî gibi bir zâtı, mü’min ve müttakîler severler. Ona buğz edenler, ancak münâfık ve şakîlerdir.

Diğer taraftan, bulunduğun memleketin ulemâ, şurefâ ve üme­râsı da âgâh olup sizin mübârek varlığınızı nîmet bileler ve sizden istifâde edeler. Sakın size tâzim ve hürmette kusur etmeyeler. Muhâlif olup size sû-i kasd edenlere ve sizi çekemeyenlere mânî olalar. Bu fakir, bunları na­si­hat yollu yazdım. Zira Rasûlullâh -sal­lâl­lâ­hu aleyhi ve sellem-: «Din na­si­hattir!» buyurmuşlardır.

Cenâb-ı Hak, sizi Şâh-ı Nakşibend’in, Müceddid-i Elf-i Sânî’nin ve kalbimin, Mirza Sahib’in halîfesi kılmıştır. Hiç kimse sizin yerinizi alamaz. Sizin eliniz benim elimdir ve sizi görmek, beni görmektir.

Evlâdım! O uzak yerden buraya gelmeye kalkmayın. İhtiyaç yüzünü bu tarafa çevirmek ve kalp ile hatırlamak yetişir. Allah Teâlâ kendi rızâsına ve Habîbi’ne tâbî olmaya cümlemizi muvaffak eylesin!

Âmîn!”

Kaynak: Osman Nuri Topbaş / Osmanlı, Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
TASAVVUF, İSLAM’A SONRADAN MI İLAVE OLDU?

Mânevî hayat ve tasavvufî düşünce, bâzı kimselerin iddiâ edegeldikleri üzere sonradan îcâd edilerek dîne ilâve olunmadı. Artık yeniden îtikâdî ve...

Kapat