HAYIR DE KURTUL!

0

Bu ay itibariyle 145 sayıdır yayın hayatına devam eden Genç Dergisi 13. yılına girdi. Bu ayki kapak dosyası ise “boykot” oldu.

Genç’in tanıtım yazısı şöyle:

Bu ay çok heyecanlıyız! Genç Dergisi 13. yılına girdi. Ekim 2006’da çıktığımız bu yolculuk bu ay itibariyle 145 sayı 13 yıl yaptı. Bu süreçte en büyük teşekkürü siz okurlarımıza ediyoruz. Her ay bir öncekine göre daha heyecanlı, daha istekliyiz. Dergimizi hazırlarken ince eleyip sık dokuyor, satırların sadırlara şifa olmasını umuyoruz. Çünkü bizimkisi bir dergiden öte aşk aslında. Geçen 144 sayımızda olduğu gibi 145. sayımızda yine çok renkli ve dolu dolu oldu.

Bu ay kapağımıza “Satın Alma! Tıklama! İzleme! Tüketme! Hayır de Kurtul” başlığını taşıdık. Bizi alıp ateşten kurtaracak ve ebedi saadete kavuşturacak söz, la (hayır) kelimesi ile başlar. Lailaheillallah derken, önce reddeder, sonra tasdik ederiz. Var olması gerekeni bulamıyorsak, vazgeçip kenara çekilmez, var olanın yerine geçmiş yalancıları tanımaz ve yokluğa mahkum ederiz. Böyle bir durumdaki hayır tavrı, hayra giden yolu açar, biliriz. Yaşadığımız bir hayat tarzı kavgasıdır. Bizi belirli hayat tarzlarına mahkum etmek isteyenler var. Teknoloji ve ekonomi bu kavganın arenasıdır. Bu arenada üzerimize deli gömleği giydirmeye çalışıyorlar. Bundan sıyrılmanın yolu o hayat tarzına hayır demekten geçiyor. Hakkımızda yazılmış hayrı bulmak için, bizi elimiz, gözümüz ve zihnimizle esir almak isteyenlere karşı teslim olmuyor; kullandığımız ürünler, vaktimiz ve ilişkilerimizi tekrar gözden geçirerek çağdaş şeytan rejimine hayır diyoruz.

Editörümüz Süleyman Ragıp Yazıcılar, Editörden yazısında “Biz Dergiciliği Neden Çok Sevdik” başlığı ile sesleniyor. Taha Kılınç ise “Yerine Bir Şey Koymadan?” başlığıyla yazdı. Abdullah Yalnız “Gece Hayatı Yaşayalım mı” başlığı ile uyku düzenimizi irdeleyen bir yazı kaleme aldı. Ömer Ekinci, Ersin Çelik, İsmail Hakkı gibi kıymetli isimlerle yaptığımız söyleşiler de Ekim sayımızda sizleri bekliyor. Esenlikle…

EDİTÖRDEN / SÜLEYMAN RAGIP YAZICILAR

“BİZ DERGİCİLİĞİ ÇOK SEVDİK”

GENÇ Dergimiz Ekim 2018 itibarıyla 13. yılına girmiş oldu, sevinçliyiz, heyecanlıyız; hayırlı olsun, mübarek olsun, hamdolsun.

Seneler ne de hızlı geçiyor, şaşmamak elde değil. Aylar gün gibi, günler saat gibi ilerliyor sanki, dürülmüş bir zamanın içinde hızla olup bitiyor her şey, ürpertici ve ibretlik doğrusu.

On iki senedir sizlerleyiz, birlikte yol alıyoruz. GENÇ’in ilk okuyucularının çoğu artık 30’lu yaşlarını devirmiş bulunuyor. Onlardan biri yakın zaman önce “bu işi çok mu sevdiniz, yıllardır devam ediyorsunuz” diye sordu, gülümsedim. “Evet bu da bir baht meselesi, gerçekten çok sevdik” dedim. Sebeplerinden birkaçını şöyle izah edeyim:

– On iki senedir, çalışırken hiç saate bakmadığımızı itiraf etmeliyim. GENÇ’i kuru kuru, heyecansız, sevgisiz yaptığımız bir iş olarak görmüyoruz, GENÇ bir aşk, bir dua bizim için, bir çeşit hayırda ve iyilikte “niyet önderliği” dileği.

– Benim ustam dergiciliği çok seven Mehmet Lütfi Arslan Ağabeyimdi, onunla birlikte olup bu mesleği sevmemek elde değil, biz dergicilik aşkını gerçek bir âşıktan öğrendik. Kitaba, dergiye çokça hürmet eden, her dem yeniden doğma ve uzun koşma iradesiyle dolu bir insandan etki- lendik, şanslıyız bu yüzden.

– Bugüne kadar birçok okuyucumuz ile buluştuk, tanıştık, sohbet ettik. Ne bereketli bir iştir ki bu, koca bir aile olduk kısa sürede, kalplerimiz güzel duygularla doluyor, insanlığa dair umudumuz büyüyor, karşılıksız sevginin, samimi kardeşliğin zevkini doya doya tadıyoruz.

– Dünyayı kelimelerle güzelleştirmeye çalışmak, her ay söylenecek esaslı sözler bulma gayreti içinde olmak çok manidar geliyor bize. Güzel sözlere aracılık etmek, kıymetli fikirlerin daha çok insana yayılması için imkan hazırlamak bizi mest ediyor, sadece bunu bilmek bile bize dergiciliği çok sevdiriyor. Bilgiye hep açız, öğrenmeye doymuyoruz. Fikirsiz, ilimsiz her şeyin yarım kalacağını biliyoruz. Biz dergiciliği başta ilim, fikir, hikmet vs. olmak üzere, tüm faziletlerin bayraktarlığı olarak görüyoruz ve bu bayrağın en güçlü şekilde dalgalanmasını arzu ediyoruz, bu uğurda çaba içindeyiz.

NELER OLUYOR HAYATTA / SALİH YÜZGENÇ

Haber Başlıkları Şöyle:

– Yerli Ürünlere Yerli Malı Etiket

– Bilgisayar Olimpiyatlarına Damga Vurduk

– Yemen’de 5 Milyon Çocuk Ölüm Riskinde, Farkında mısınız?

– Öğrenci Sayımızla Değil, Verdiğimiz Eğitimle Gündem Olalım

DOSYA / ALİ CAN

“SATIN ALMA! TIKLAMA! İZLEME! TÜKETME! HAYIR DE KURTUL”

Bizi alıp ateşten kurtaracak ve ebedi saadete kavuşturacak söz, la (hayır) kelimesi ile başlar. Lailaheillallah derken, önce reddeder, sonra tasdik ederiz. Bir olanın varlığını tasdik ve ispat için, sahte ilahları reddetmek ve yok saymak gerekir. Nitekim Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem, vahyin başladığı zamana kadar tam bir ret tavrı ile yaşamıştır. Olması gereken yoksa, ona erişmek için gayretin ilk adımı mevcudu reddetmekten geçer. Bizim her şart ve durumda yapacağımız bir şey muhakkak bulunur. Var olması gerekeni bulamıyorsak, vazgeçip kenara çekilmez, var olanın yerine geçmiş yalancıları tanımaz ve yokluğa mahkum ederiz. Böyle bir durumdaki hayır tavrı, hayra giden yolu açar, biliriz. Yaşadığımız bir hayat tarzı kavgasıdır. Bizi belirli hayat tarzlarına mahkum etmek isteyenler var. Teknoloji ve ekonomi bu kavganın arenasıdır. Bu arenada üzerimize deli gömleği giydirmeye çalışıyorlar. Bundan sıyrılmanın yolu o hayat tarzına hayır demekten geçiyor. Hakkımızda yazılmış hayrı bulmak için, bizi elimiz, gözümüz ve zihnimizle esir almak isteyenlere karşı teslim olmuyor; kullandığımız ürünler, vaktimiz ve ilişkilerimizi tekrar gözden geçirerek çağdaş şeytan rejimine hayır diyoruz.

BİR BAŞKA AÇIDAN / TAHA KILINÇ

YERİNE BİR ŞEY KOYMADAN

Dilimizden çıkan sloganlar ne olursa olsun, hayat boşluk kabul etmiyor. Makul alternatifi oluşturulmadan bir şeyin kuru kuruya yasaklanmasını, fıtrat benimsemiyor. İnsanın şuuraltı, boykotu ancak, gidilebilecek açık bir istikamet olduğunda makbul görüyor. Bu nedenle, dil ne derse desin, insanın ve hayatın tabiatı, başka şeyler söylüyor.

KAPİTALİZM DOSYASI / AYŞE YAZICILAR

SAHİP OLMADIĞI AĞACIN GÖLGESİNİ SATAN SİSTEM: KAPİTALİZM

En basit ifadesiyle kapitalizm, ekonomik bir sistemdir. Bu sistemde üretilen mallar özel kişilere aittir ve amaç maksimum kâr elde etmektir. İki kelimeyle ifade etmek gerekirse güç ve paradır kapitalizm.

SEYYAH / ADEM ÖZKÖSE

EL HAMRA SARAYI’NI SEYREDERKEN…

Sierra Nevada Dağları’nın eteklerine kurulmuş olan El Hamra Sarayı tüm Gırnata’yı aydınlatırken bir kez daha tarihin bize bir şeyler anlatmak istediğini, bir mesaj vermek istediğini hissettim.

AFRİKA DOSYASI / ÖMER FARUK ÖZBİL

BU YAZ da DÜNYA GENÇ’LEŞTİ

O’nun eserini tanımanın eşsiz bir yoludur seyahatler. Yola çıkmak, yolda olmak ne büyük bahtiyarlıktır… Bilmediğimiz coğrafyaları tanımak, en önemlisi hiç tanımadığımız insanlara dokunmak üzere bizler bu yaz da yollara düştük. Dağları aştık, okyanusları geçtik. İnsanların derdi ile dertlendik, en önemlisi ömür boyu unutamayacağımız izleri gönüllerimize kazıdık.

50 Genç Gönüllü olarak TİKA’nın desteği, Uluslararası Genç Derneği (UGED) ve farklı öncü STK’ların birleşmesi sonucu Tecrübe Paylaşımı programı vesilesiyle dünyanın dört bir yanına dağıldık. Kimimiz okulların tadilatında çalıştı, kimimiz bir düşkünün elinden tuttu, kimimiz çocuklar için balonlar şişirdi. Ama hepimiz bizleri bekleyenlere ulaştık; yüzlerinde tebessüm, gözlerinde umut, gönülleri ile hemhal olduk. Geriye dönerken unutulmaz tecrübeleri heybemize kattık. Tecrübe Paylaşımı 2018’de Afrika’dan Asya’ya, birbirinden farklı onlarca coğrafyada Genç Gönüllüler neler yaşadı sizler için derledik.

TECRÜBE PAYLAŞIMI / AYŞEGÜL ÖZTOPRAK

TECRÜBE PAYLAŞIM PROGRAMI 2019’A KATILMAK İÇİN 6 SEBEP

Ağustos ayında, TİKA tarafından içlerinde Uluslararası Genç Derneği’nin (UGED) de bulunduğu on üç sivil toplum kuruluşunun ortaklığıyla gerçekleşen Tecrübe Paylaşım Programı’na katılma fırsatı buldum. Program kapsamında Arnavutluk ekibine dahil oldum ve her anı ayrı ayrı anmaya değecek on gün geçirdim. Şimdi anılarımı anlatmak yerine neden böyle bir seferde olmalısınız, gelecek yıllarda düzenlenecek olan programda yer almanın hayali ve planını neden kurmalısınız; kendi yolculuğumdan devşirdiğim altı maddede bundan bahsetmek istiyorum.

HASAR TESPİT SÖZLÜĞÜ / AYŞEGÜL GENÇ

-Açgözlü Kimmiş?

-Asıl Afet

-Çiçek Açma Telaşı

-Ötekini Kendi İçinde Ötekileştirme

-Öykü İle Hikaye Arasındaki Fark

-Kitap En Önemli Uzvudur İnsanın

-Birileri Kendine Yeni Bir Şölen Sofrası Arıyor

GENÇLERLE 12 SORU 12 CEVAP/ OSMAN NURİ TOPBAŞ

ATEİZM VE DEİZM FİTNESİ

Genç nesillerin inanç dünyalarında ateizm ve deizmin etkileri, bilhassa zamanımızda artmaya başladı. Bunun başlıca sebepleri nelerdir? Bu artışın önüne geçmek, tahkîkî bir îmâna sahip olmak için neler tavsiye edersiniz?

MEHMET DİNÇ İLE GENÇLİK HALLERİ/ AHMET ÜNAL

HUZUR İÇİN 10 TAVSİYE

İnsanın iyiliği kötülüğü meselesi hepten karmaşıktır zaten. Çünkü hiçbir insan kötü değildir, kötü davranışları vardır. Bazı insanların çok fazla kötü davranışı vardır ve bundan rahatsız olmadığından bir şekilde isteyerek ya da istemeyerek etrafına bulaştırır. Bu insanlar zaten kolaylıkla bilinir, tanınır, uzak durulabilir ama küçük hataları olablecek, basit yanlışlara düşebilecek insanları da bunlardan dolayı silmemek lazımdır. Burada en büyük hata insanlar ile ilgili yanlış beklentilere girmekten kaynaklanıyor. Ne yapmamız lazım peki? On teklifimiz var…

MİNYEHLİ / ABDULLAH YALNIZ

GECE HAYATI YAŞIYALIM MI?

“Adalet” isteğinizi iki yüzlü buluyoruz. Sizin haklarınız söz konusu olduğunda çıngar çıkarıyor, avazınız çıktığı kadar bağırıyor, “bu ülkede yaşanmaz” naraları atıyor, adaletin herkes için olması gerektiğini söylüyorsunuz; ancak on yıllar önce, sadece okumak, öğrenmek ve kendini yetiştirmek için üniversiteye gelmiş insanlara yapılan zulümler karşısında, üç maymunu oynadığınızı daha dün gibi hatırlıyoruz.

MANEVİ KİŞİLİĞİN İNŞASI/ ADEM ERGÜL

OCAĞI AÇIK TUT BEREKETİN BOL OLSUN

Her bir işe besmele ile başlamak suretiyle Allah’ın yardımı talep edilmeli, güç ve kudreti verecek olanın O olduğu inancı gönülde daim olmalı, zorlukları kolaylaştırıvermesini niyaz etmeli ve Rabbimizin gönlümüze indirdiği ilham ve duyguların kıymeti iyi bilinmelidir.

TEN KAFESİ / YUNUS EMRE TOZAL

BİR ÖMÜR NASIL “GENÇ” KALINIR?

Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir. Dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır, gerçek âşık olanlarsa, dikenini de severler.

SENARYO ATÖLYESİ / BÜLENT ATA

YAPI: BU NİYE OLUYOR?

Senaryo yapısı bir bardak gibidir. Biçimsel özelliği değişmez. Ancak içine konulan içerikler değişir. Su, çay, gazoz, tuz, şeker. Bardağın hacmi değişmez ve içindekileri bir arada tutar. Tıpkı yapının sahneleri, olayları, karakterleri ve durumları bir arada tutması gibi.

KIZIL ELMA / GÖKHAN GÖKÇEK

OSMANLI’NIN YİĞİT ESNAFI: AHİLER

Ahi kelimesi Arapça “kardeş(im)” kelimesinden gelir. Abbasi devrinde vücut bulmuş bir mesleki-tasavvufi-ahlaki geleneğin, Anadolu’da zirve haline ulaşmış şeklidir. Ahiler; Diyar-ı Rum’u/Anatolia’yı Anadolu kılan, bu beldeleri İslam toprağı haline getiren, kaleleri fetheden kılıçların eksik yönlerini ‘gönülleri feth ile’ kemale erdiren bir oluşumun mensuplarıdır.

GEZİ YORUM / HANDE BERRA

MEZAR TAŞINDAN KALE

Kaldırımda fesli, şalvarlı bir adam rengarenk Osmanlı macunu dolduruyor çubuğa. Limon, çilek, nane birbirine karışıyor. Köfteler ızgarada. Una bulanan incecik ciğerler yağa düştüğünde kuru kırmızı biber eşlik ediyor kıvrılarak kızaran etlere. Bademli kavala kurabiyesi ve Antep Fıstığıyla yapılmış acıbadem, çayımın yanında beni bekliyor.

BİRAZ KÜLTÜR, BİRAZ SANAT / YUSUF TEMİZCAN

– Yayınevlerinin Batmaması İçin Acil Önlemler Alınmalı

– Kitap Fuarları Sezonu Açıldı

– Bir Mekan Üç Sergi

– Notlar

– Kitaplık

– Kısa Kısa

ÂLEMİN RENKLERİ / ABDULLAH KİBRİTÇİ

HALEP’TE BİR GÜN

Halep tahliyesi Suriye savaşının kırılma noktalarından biriydi. Yüzbinlerce insan yaşadıkları şehri terk etmek veya katledilmek arasında bırakılmıştı. Dünyanın gözleri önünde, canlı yayında, insanlar evlerinden kovuldular. Olayların yaşandığı sırada İHH ekipleri ile birlikte Halep’te tahliye bölgesindeydim.

KELEBEK İKLİMİ / HALİT YASİR ÖZOĞUL

DENNİS’TEN ENES’E…

Edep desen ondaydı, ahlâk desen onda; dürüstlük desen ondaydı, tevâzu desen onda. “Müslüman deme de ne dersen de.” türünden bir şahsiyetti Mösyo Dennis.

NEDEN SÖYLEDİ / MERVE ÖZKAN

Dert İnsana Yol Gösterir– Hz. Mevlana

Müslüman’ın Değiştirilemeyen Bir Gündemi Olmalı – Bekir Develi

Dolular Dolduruşa Gelmez, Boşlar Dolduruşa Gelir – Ömer Tuğrul İnançer

BİR ŞEY / BÜŞRA NUR TURAN

-Bir Minik Protesto

-Bir Süper Kahraman

SİNEMA / ABDULLAH GÜNER

YUMRUK GİBİ BİR FİLM

Ortadoğu’da basit gibi görünen anlaşmazlıkların yaralarımızdan beslendiğini ve büyüdüğünü gösteren samimi bir film: Hakaret (L’insulte).

FOTO HİKÂYE / MERVE ÖZKAN

İKİ AĞACIN ARASI

İkindi namazını kılmış, pencerenin kenarına oturmuş karşıdaki tarlaları seyre dalmıştı. Küçük torunu merdivenleri bir solukta pata küte çıkarak dedesinin yanına geldi. ‘Dedee, çerçici* geldi. Bozukluğun var mı horoz şekeri alayım?’ dedi büyük bir heyecanla. İhtiyar, cebinden çıkardığı birkaç kuruşu verirken ‘Dereyi geçerken dikkat et, parayı düşürme.’ diye tembihledi torununu. Ufaklık, aynı heyecanıyla merdivenleri inedursun, dedesi de gözlerini karşıda görünen kurumuş ağaca çevirdi.

MİKRO ÂLEMDEN MAKRO ÂLEME / MUAZ ERDEM

OSMANLI’NIN AYAKLARINI YERDEN KESEN ADAM

Günümüzde her ay ortalama 10’a yakın roket uzaya insan ve yük taşıyor. Bizim için sıradanlaşan bu durum, roketçilik alanının müthiş bir ivmeyle gelişmesinin bir sonucu. İlk uydu olan Sputnik-1’in 1957’de, ilk insanın 1961’de uzaya fırlatıldığını göz önünde bulundurursak, aslında bu alanın kısa bir geçmişi olduğunu düşünebiliriz. Genellikle roketlerin geçmişi 20. yüzyılın başlarına dayandırılıyor olsa da tarihin tozlu sayfalarından roketiyle sıyrılan bir Lâgarî Hasan Çelebimiz var bizim!.. Hezarfen Ahmed Çelebi’nin Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçtuğu yıllarda yaşayan Lâgarî Hasan Çelebi, insnalı roket uçuşunun ilk öreneğidir.

YAZI ATÖLYESİ / METİN KARABAŞOĞLU

KURAL, ÖZGÜRLÜĞE ENGEL midir?

Yazı hayatında ilerlememiz, özgün bir içerik ve üslup tutturmamız için özgür ve bağımsız olmamız, sınırları aşmamız, zihnimizdeki zincirleri kırmamız gerekitiği söyleniyor. Ama dinin bizim için koyduğu ölçüler ve sınırlar var; haramlar ve helâller var. İyi bir yazar olmak için bu ölçüleri ve sınırları gözardı mı etmeliyiz?

ÖDÜLLÜ TEST / AYŞE YAZICILAR

10 SORUDA GÖKHAN ÖZCAN

21 Ekim’e kadar tüm sorulara doğru cevap veren 1 kişiye, Cahit Zarifoğlu’nun kitap setini hediye ediyoruz.

genc.in/odullutest

test@gencdergisi.com

Geçen Sayının Talihlisi: Meltem Yıldız Lekesiz 

Ekim Ayı Röportajları İse Şu Şekilde:

Ersin Çelik: Yerli Ürün Devlet ve Millet Politikası Haline Gelmeli Konuşan: Esad Mücahid Eskimez

Ömer Ekinci: Boykot Mümkündür Konuşan: Ömer Faruk Özbil

İsmail Hakkı: Sinema, Savunma Sanayiinden Daha Güçlü Konuşan: Salih Yüzgenç

İhsan Aknur: Çok Para Kazanmadım Ama Çok Güzel Hatıralar Biriktirdim Konuşan: Yusuf Temizcan

Kültürlerarası İletişim Merkezi Vakfı: Gençler İçin Tebliğ Vakti Konuşan: Abdullah Güner

Barış Osman: Türkiye Bir Yerden İbaret Değil Konuşan: Ömer Faruk Özbil

Yakup Öksüz: Yeteneklerini Beceriye, Becerilerini Üretime Dönüştüren Gençlere Talibiz Konuşan: Merve Kurtoğlu

Ayrıntılı Bilgi: www.gencdergisi.com

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
PARANIN İRADESİ OLUR MU?

İnsanın ahval ve gidişâtı için para da bir röntgen mesâbesindedir. Kulun iradesi yoktur. Paranın iradesi vardır. Eğer para helâlse, helâl...

Kapat