HANİF NEDİR? HANİF NE DEMEK?

1

Hanif: Tek Allâh’a, Allâh’ın birliğine inanan; Hak dine tâbî olan, Hazret-i Muhammed’in tebliğinden önce de Arabistan’da tek Allâh’a inanan. İslâm inancına sıkı ve samîmî olarak bağlanan anlamlarına gelmektedir.

HANİF KELİMESİNE ÖRNEKLER

Hazret-i İbrâhîm’in ismi Kur’ân-ı Kerîm’de yirmi beş sûrede altmış dokuz defa geçmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de O’nu metheden muhtelif isim ve sıfatlar yer almaktadır. Bu sıfatlardan bâzıları:

  • Evvâh (çok âh eden, niyâz eden),
  • Halîm (hilm sâhibi, yumuşak huylu),
  • Munîb (Allâh’a gönülden yönelen),
  • Hanîf (şirk ve dalâletten uzak durup tevhîd dînine sımsıkı sarılan),
  • Kânit (Allâh’a kulluk eden) ve
  • Şâkir (çok şükreden)’dir.

İbrâhîm -aleyhisselâm-, maîşetini te’mîn maksadıyla kumaş ve elbise ticâretiyle uğraşmış, hicretinden sonra da çiftçilik yapmıştır.

*****

İbrâhîm -aleyhisselâm-, Allâh’ın verdiği rüşd sâyesinde hiçbir kimsenin tâlim ve terbiyesi altına girmeden nice büyük ilâhî hakîkatlerin âşinâsı ve tevhîd yolunun kılavuzu oldu. O’nun genç yaşlarda başlayan Rabbini tanıma ve bunu kavmine teblîğ etme husûsiyeti, âyet-i kerîmelerde şöyle anlatılır:

“Gecenin karanlığı O’nu (İbrâhîm’i) kaplayınca O bir yıldız gördü. «Rabbim budur!» dedi. Yıldız batınca «Ben batanları sevmem!» dedi. (Daha sonra) Ay’ı doğarken görünce (yine) «Rabbim budur!” dedi. O da batınca «Rabbim bana doğru yolu göstermezse, elbette yoldan sapanlardan olurum.» dedi. Güneş’i doğarken görünce de «Rabbim budur! Zîrâ bu daha büyük.» dedi. O da batınca dedi ki: «Ey kavmim! Ben sizin (Allâh’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım! Benim Rabbim, bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan Allâh’tır! Ben hanîf olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratan Allâh’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.»” (el-En’âm, 76-79)

*****

Hanîf, bâtıl inançlardan, yanlış fikirlerden ve kötü ahlâktan sıyrılıp, dâimâ hakka ve hayra meyleden, müslim, muvahhid olmak sûretiyle dîni Allâh’a hâlis kılarak Allâh’a ibâdet eden, ecir ve mükâfâtı yalnız O’ndan bekleyen kimse demektir. Bu kelime İslâm’ın akîde, ahlâk ve muâmelât itibâriyle fârik bir vasfını gösterir.

Hanîflik, Hazret-i İbrâhîm’in din ve milletinin vasfı olmakla beraber yalnız ona mahsus değil, umûmiyetle puta tapıcılığın zıddı olarak bütün peygamberlerin milletinin ve tevhîd dîninin adıdır.

Hanîfler de, bütün şirk dinlerine karşı, dîni Allâh’a tahsis etmek ve ancak Allâh’a ibâdet etmek üzere dâvet ve mücâhedeyle vazîfeli olan peygamberlerin dinlerine uyan, bâtıldan sakınıp Hakk’a meyleden tevhîd ehli Müslümanlardır.

*****

“İbrâhîm ne bir yahudî ne de bir hristiyandı. Fakat o hanîf olan bir müslümandı ve o müşriklerden de değildi. Şüphesiz ki İbrâhîm’e insanların en yakını, elbette O’na tâbî olanlar, bu Peygamber (Hazret-i Muhammed) ve O’na îmân edenlerdir. Allâh, mü’minlerin dostudur.” (Âl-i İmran, 67-68)

Paylaş.

1 Yorum

Yorumlar